çağlayan
dan
taksim
e
bu başlık toplam 156 kez okunmuş.
yükleniyor...
olmaz olsun
Çağlayan
dan taksim
e!
yıldırım türker
30/04/2007 (12927 kişi okudu)
şu yazıyı yazmaya otururken Çağlayan
daki miting bütün hızıyla sürmekte. büyük bir kalabalık, bayraklarla kızıla kesmiş meydanda uzun zamandır yaşanmamış bir birlik ve beraberlik coşkusu büyütüyor. dün gece yarısından epeyi sonra bir televizyon kanalına bağlanan kimi profesörler mitingin ruhuna dair heves kışkırtan açıklamalarla çağrıda bulunuyordu. sözgelimi mitingin düzenleyicilerinden atatürkçü düşünce derneği başkan yardımcısı nur serter şöyle haykırıyordu: "
ne mutlu türküm diyene
demek neredeyse suç olmuşken
ne mutlu kürdüm ya da ne mutlu ermeniyim
demek insan hakları ve demokrasi diye yutturuluyor. bir türk vatandaşı olarak, bir ulusalcı olarak tsk
ya şükranlarımı sunuyorum. ne mutlu türküm diyene demekten onur duyanları meydana çağırıyorum." tÜmob başkanı prof. alpaslan işıklı, hazrlandıkları nümayişe
miting
demenin hafif kaçacağından dem vuruyor, türk ordusunun halkçı olduğundan,
bizim ordumuzun emperyalizmi rahatsız eden yanıyla
öne çıktığının altını çiziyor.
herkeste bir seferberlik ruhu, taşkın bir heyecan ve her ağızda
emperyalist kuşatmaya karşı şahlanma
vaazları.
14 nisan
la başlayan sürecin
mütareke medyası
tarafından görmezden gelinmesine karşı bir öfke.
mitingin çağrıcılarından saygın bilim insanı türkan saylan da muhtıra sonrası tsk ile aynı görüşü paylaştığını söylüyor.
miting meydanında
ne abd ne ab, bağımsız türkiye
sloganı diğerleri arasından sıyrılıyor.
herkes tam bağımsızlıktan söz ediyor. emperyalizme sövüyor. emperyalizme bağlılığıyla tel
in ediyor hükümeti.
bu mitinge katılıp
emperyalist kuşatmaya
hayır dediğini
sananlar, her kim olurlarsa olsunlar, askerin muhtırasından memnun görünüyor. ordusuyla gurur duyan cumhuriyet bekçileri olarak devletin yanında olmanın verdiği güvenceyle belki de hayat boyu düşlemiş oldukları bir varoluş anı yaşıyorlar. kendilerinde vehmettikleri büyük güç, karşı çıktıkları şeytanın salyasıyla besleniyor.
lâkin anlaması mümkün değil. emperyalist kuşatma ne zaman başladı. akp
nin bu kuşatmadaki rolü ne kadar? solgun bir
bulutsuzluk Özlemi
nin bitkin
acil demokrasi
şarkısıyla coşarken istedikleri demokrasinin güvencesi kimdir? Öncelikle o demokrasinin tanımı nedir?
darbecilik hevesi ayyuka çıkmış bir paşa emeklisi şenuygur
un ardında tandoğan
da coşan gerçek demokratları rüyaları mı zehirledi?
son muhtırayla yine düşman olanları ve hep düşman kalacakları işaret eden silahlı kuvvetlerin
tam bağımsızlık
tan anladığıyla örtüşüyor mu onlarınki? acil demokrasi diye haykırırken ordunun belirlediği düşmanlara
karşı bir şahlanış mı, amaçladıkları? ab
ye karşı önerdikleri nedir? insan haklarından yakınan bir dille, kürt-ermeni
yi işaret eden sivri tırnaklarıyla nasıl bir dünya tasavvurunun militanları, bu meydanı dolduran kalabalık? şanlı türk ordusunun abd ile birebir bağlantılı varoluşu hakkında söyleyecekleri var mı? abd ve küçük hempası israil
le milyarlarca dolarlık alışveriş ilişkisi içinde olan, komutanları abd
de eğitim gören, nato
nun bekçi gücü ordumuz, bu meydanda hamasi hıçkırıklar, milli ihtilaçlar içinde abd
ye atıp tutan, emperyalist kuşatmadan yakınanlar karşısında ne hissedecektir?
demokrasi talebini haykıran bu kalabalık, cumhuriyet
in, tarih boyunca en büyük tehdit altında olduğuna inanıyor. işkencelerin, gözaltında kayıpların, çalışan haklarının askıya alınmasının, her türlü baskı ve ayrımcılığın cumhuriyet değerlerine birer tehdit olduğunu düşünmemiş olsalar gerek, bayraklarına sarınıp fırladıklarını hatırlayanımız yok.
insan hakları, eşitlik, vicdan özgürlüğü, cumhuriyet
in ilkelerinden değil mi yoksa?
halkçı
ordumuzun darbelerinin katlettiği canları, gasp ettiği hakları bir yana bıraktık diyelim, şimdi korktukları
irtica tehlikesi
nin temellerini atan da o darbeler olmadı mı?
o meydanda bayrak sallayanların hepsi, gece yarısı muhtırasıyla devreye giriveren tsk
ya şükranlarını sunan miting düzenleyicisi profesörün demokrasi anlayışını paylaşıyorsa gerçekten halimiz hal değil.
paylaşmayanlar varsa, bu platformun sivilliğinden nasıl emin olabildiklerini, orada ne aradıklarını sormak da boynumuzun borcu.
taksim
in zamanıdır
yarın, 1 mayıs. 1977 yılındaki katliamın 30. yıldönümü. taksim,
30 yıldır 1 mayıs gösterilerine kapalı. disk, kesk, ttb, tmmob, siyasi partiler, sivil toplum örgüt temsilcileri, sanatçılar, aydınlar, yazarlar,
1 mayıs 1977 katliamının suçlularının yargılanması, tbmm
de meclis araştırma komisyonu kurulması ve emeğin bayramı olarak ilan edilmesi, resmi tatil olması
için taksim meydanında olacaklarını açıkladı.
unuttuysak hatırlayalım. 1977 1 mayıs
ı tarihe
kanlı 1 mayıs
olarak geçti. başta taksim meydanı
ndaki otelin kimi katlarından olmak üzere çeşitli yerlerden yaylım ateşi açılması sonucu çıkan panikte
34 kişi öldü. solcuların birbirini yok etme çabası olarak gösterilmeye çalışılan bu katliamın derin failleri her zaman olduğu gibi daha da rütbelenmiş, daha da güçlü ve dokunulmaz devam ettiler yollarına. istanbul sıkıyönetim komutanlığı 1979 yılında 1 mayıs kutulamalarını yasaklamakla kalmayıp o gün sokağa çıkma yasağı ilan etti. yasağı kıran tip lideri behice boran, disk genel başkanı abdullah baştürk ve tsip lideri ahmet kaçmaz ile çeşitli sendika başkanları ve yöneticileri gözaltına alındı. 1980
de her türlü gösteri sıkıyönetim tarafından yasaklandı. yine sendikacılar ve çok sayıda gösterici gözaltına alındı. 12 eylül darbesiyle birlikte 1 mayıs kutlamala-rına yine süresiz olarak yasak getirildi. 1981 yılında da daha önce
bahar bayramı
adı altında genel tatil günü ilan edilmiş olan 1 mayıs, işgününe çevrildi. her tür bayramlığından soyundu. darbe mantığı, dolambaçlı yoldan önlemler almaya uygun değildi doğal olarak. bu konuda işbirliğine davet edilen halka verilmiş olan tatil rüşveti de böylelikle geri alındı. paşalar, mümkün olsa türk takvimini 1 mayıs
sız yazdıracaktı. 12 eylül
den sonra 30 ve 40
lı yılların iklimine dönülmüştü. işçi sınıfının varlığından söz etmek bile ağır suç oluşturuyordu.
1977 yılının 1 mayısı
nda bilinmezler -bilinip de dile getirilemeyenler- dile getirilse de gerçekliğin resmi yorumuna asla sızamayacak olanlar listesinde sağlam bir yeri olan üniformalı-üniformasız suikast timlerinin becerdikleri de taksim meydanı
nı işçilere-emekçilere mümkünse sonsuza dek kapatmayı hedeflemiş bir komploydu. nitekim olayların içyüzünün hiçbir şekilde araştırılmaması, o gün meydanla toplananların kurban olduğunu kabul etme konusundaki isteksizlikten kaynaklanıyor. işçi sınıfını sendikal özgürlüklerini alabildiğine kısıtlayarak, dünyanın biçimlendirilmesi konusunda en ufak bir söz sahibi olma hakkından uzak tutarak sürdürülen savaşın dilinde henüz bir değişiklik sezmek mümkün değil. bir zamanlar meydanlara yürüyen işçi sınıfını
çapulcu sürüsü
olarak adlandıran iktidarın şimdiki sahipleri 1 mayıs kutlamaları için taksim
i kapalı tutarken o çapulcu sürüsünün çoktan zapturapt altına alınmış olduğundan en ufak bir kuşku duymuyor.
istanbul valisi muammer güner, bu yıl da 1 mayıs
ta taksim
e kesinlikle izin verilmeyeceğini açıkladı. disk genel başkanı süleyman Çelebi, taksim
in
ne birilerinden korunacak alan ne de kurtarılacak mevzi olduğunu vurgulayarak
, "burada maç sonrası gösteriler, yılbaşı, polisler günü kutlaması, protestolar yapıldı. alanın işçilere kapatılmaması lazım. maçtan sonra taksim
birkaç yıl önce yazmıştım:
"şimdi saraçhane meydanı" title="(bkz: de kutlama yapanlar izin mi alıyor?"diye soruyor haliyle.
birkaç yıl önce yazmıştım:
"şimdi saraçhane meydanı)">de kutlama yapanlar izin mi alıyor?"diye soruyor haliyle.
birkaç yıl önce yazmıştım:
"şimdi saraçhane meydanı
nda sizin icazetinizi beklemeden toplanan binlerce insan daha da güçlü ve kalabalık olarak dolduracak bir gün taksim meydanı
nı. evet. yarın işçiler, emekçiler, sizin dikte ettiğiniz hayata, kapılarını tuttuğunuz dünyaya itirazı olanlar taksim meydanına girecek. polisleriniz de saraçhane
de olduğu gibi efendice uzaktan izleyecek."
yarın, bugündür.
(
eva luna
, 02.05.2007 18:10)
(
°
bkz:
yıldırım türker
)
(
cynemernes
, 02.05.2007 18:25)
Asansör?