öğrenci seçme sınavı na girmiş yurdum gencinin başından geçebilecek olaylar.*
sene, geçen sene. 16 haziran gecesi saat 11 sularında uyumaya çalışan shafak, mahallede başlayan kına gecesi sebebiyle yatağında dört dönmeye başlar. tam uykuya dalacakken büyük bir magandalıkla silah kullanımının açığa çıkardığı sesler uykudan alıkoyar shafak ı. akabinde annesi polisi arar ve gürültü kesilir. ama uyku kaçmıştır bir kere, neylersin. saat 2 sularında uykuya dalınır, 7 de kalkılır. aksilikler devam eder ve taksi bulunma güçlüğü çekilir. sonunda sınav merkezine ulaşılır, lakin sınava girilen yer tren yoluna komşudur. sınav esnasında da komşular tartışmaya başlar. ilk bölümü bitirince bunalan shafak şöyle bir etrafına bakar ve pirinç yiyen bir öğrenci görür sınav sınıfında. neyse der, 210 soruyu çözer ve 3 saat 15 dakika sonunda kuş gibi hafiflemiş olarak sınav yerini terk eder, eve gider bir güzel uyur.
sene 4 years ago . konu başlığında verilen örnekteki gibi mahallede bir kına gecesi var . ve sanki evlenen bizim komşu kedi mehmetin oğlu kadir değil de monako prensi amk. davullar , zurnalar , silahlar , bağrışmalar , tepinmeler gece 12 sularına kadar devam etti. 'kadir abi senin sosyal bilincinin amk , öss öncesi kına gecesi mi yapılır lan ' düşünceleri altında yatağa girilir .
bizim evdekiler o sırada terastan kına gecesini izleyip , mangal yellemektedirler . yani benim sınava o kadar ilgililer ki dayım bizzat kanat-bira ikramı yapıp adeta öss öncesi peristaltik hareketlerimin y eksenine göre simetriğini almakla meşguldu .
neysem bir şekilde gece sonlanır ve yarın sabah sanki halı saha maçına gidecekmişçesine umursamaz bir psikolojiye girilir . daha ilk senem , ne dersaneye gitmişim ne sınava hazırlanmışım doğru düzgün . ama kazanacağıma kesin gözle bakıyorum . hedefim çanakkale'de okumak , cünkü arkadasların ev hazır , ortam hazır tek eksik kiraya dördüncü . o dördüncünün ben olacağımdan da cok eminim .
öss'nin yıllardır anlayamadığım uzakta sınava sokma yöntemi artık ne sikten bir kura cektiyse evime 1-1, 5 saat olan eyüp anadolu imam hatip lisesini bana reva gördü . yıllardır tevdih-i tedrisatı savunan ve imam hatiplerin kapatılması gerektigini savunan biri icin cok ironik bir kuraydı tabiki bu .
sınav gözlemcisi kadın , sınav öncesi cektigi nutukta , ben 4. girişimde kazandım iletişim fakültesini , hemen pes etmeyin , hayat şöyle böyle diye demagojinin sığ sularında yüzmekle meşguldu . bense ağzımda çilekli falım çiğneyip , chelsea'nin efsanevi direktörü mourinho kıvamında rakiplerime alaycı alaycı bakmaktayım . birden sınav yeri sessizliğini gözlemci kadının sesi bastırdı ;
- 'sakızınızı çıkarın isterseniz ' . bu cümlede ki gizli öğe elbette ki bendim . neden ? dedim . çıkarın arkadaşlarınız rahatsız olabilir kokusundan dedi . ben ne yaptım peki ?
çıkardım lan tabiki , o kadar kişi sik gibi suratıma bakarken daha fazla devam ettiremezdim bu saçmalığı .
ama o cümle beni kamçılamaya yetmişti . birden hırs küpü oldum , bilim adamlarının yüzleri gözümün önünden gecti . einstein'in dil çıkardığı resmi , heisenberg'in yakısıklılıgı , abdus selam'ın o dogulu insancıllığı , riemann'ın yıllardır cözülemeyen zeta fonksiyonu ve en nihayetinde newton'un utangaçlığı . işte bu çoşkuyla girdiğim sınavdan 306 puan alarak kazana kazana istanbul fizigi kazandım . ama girenler hatırlar ki o sene geometri soruları adeta kol gibiydi , matematikten 30 soruyu 30 dk da yapmama rağmen , geometriden 15 soruyu 35 dk da tamamlamıştım . bütün umutlarım yıkılmıştı , elveda matematik , elveda canakkalede ki arkadaslar , elveda canakkalede ki potansiyel sevgili adaylarım , elveda hovardalık . hosgeldin iü , hosgeldin amelelik dönemleri , hosgeldin baba evinde üni ögrenciliği . bu da böyle bir anımdır yani . *
3sene geçmiş olmasına rağmen hatırlanınca bile hala gözlerin dolup taşmasına neden olur.zira çok zor geçirilen bir dönemdir.zaman zaman antidepresanların bile işe yaramadığı olmuştur.o gün o 3 saat boyunca tüm dünyayla bağlantı kopar bambaşka bi evrendesinizdir artık.hayatınız film şeridi gibi geçer gözlerinizin önünden.hayatınız boyunca yaptığınız herşey, tüm çalışmanız bu 3 saate bağlıdır çünkü.bitti denildiği anda herşey bitmiştir gerçekten.çıkışta ciddi bir sinir krizi de geçirilebilir ki sizi hiç bu halde görmemiş ebeveynleriniz bile ne yapacaklarını şaşırırlar.sonrasında kimseyle konuşamazsınız ağzınızı açtığınız anda gözlerinizden seller akmaya başlar.zaman herşeyin ilacı olduğu gibi elbet buna da ilaç olur ancak bir daha bu dönemi yaşamaya dayanamayacağınız için tekrar deneyemeyi düşünemezsiniz bile ve kaderinize razı olursunuz.ama olsundur yine de pişman olunmamıştır.
bir hışımla geldi geçti peh peh peh.
*tern kişisi 3 ay öncesinden yurt*,okul,öss,anne-baba ayrılışı bunalımına girer.kullandığı anti depresanların etkisiyle her daim salak salak gülen bir tip olmuştur.ders saatlerinde kitap okur,boş zamanlarında uyur.bu şartlar altında 16 haziran 2007 günü gelir.anne-babanın sadece kendisi için birlikte olduğu evde onların heyecan fırtınası eşliğinde uyur.her mahallede olduğu gibi onun mahallesinde de o gün düğün vardır.ama o hiç sallamaz.zira zaten barajı geçse yine de bir yer kazanacağını düşünmektedir.o kadar birikimi olduğunu bilir.bu rahatlıkla yatar uyur.sabah kalıp 20 dakikalık yola,üniversiteye gider.tabiki trafik hat safhadadır.tern hiç endişelenmeden sınav salonuna girer.herkesin ağlamaklı olduğu salonda o gayet salak şekilde etrafına bakar.**sorular önüne gelir,sınav biter ve üç aylık tepkisiz halini o an atar.anne-baba çıkar çıkmaz sarılıp ağlar.tern kahkahalarla gülmektedir.bu tepkiyi garip bulan anne-baba hemen psikiyatriste yönelir.zira hiç biri 270 ham puan beklememektedir.ama sonuç budur.onların şoku eşliğinde istediği moleküler biyoloji bölümüne kazara girer.he şimdi mutludur o ayrı.