tam can yücel, ikinci yeni şairleri ayarında görülen bir şairimiz. bu adamımızda okuyucu tarafından yeterince ihmal edilmiştir. laf aralarında kendilerinden, her biri hakkında yalnızca "mükemmel bir şair, çağımızda da anca böyle şiir yazılmalı" diye bahsedilir. masa başı sohbetinin vazgeçilmezleridir. çek bir tane şiir seven, "bir şiirini ezberden oku" de imkanı yok beceremez. bu adam gibi çok adam vardır aynı ihmalkarlığın kurbanı:
bir mum yanıyordu bir evin bir odasında
o evde bir de kedi vardı.
geceler indiğinde kendi havasında
mum yanar, kedi de oynardı.
mumun yandığı gecelerden birinde
kedi oyunlarına daldı.
oyun arayan gözlerinde
mumun alevi yandı,
baktı,
mumun titrek alevinde
oyuna çağıran bir hava vardı.
oyunlarını büyüten kedi büyüdü
kendi türünde çocukcasına,
döndü dolaştı, yavaş yavaş yürüdü
geldi mumun yanına, oyuncakcasına.
bir baktı, bir daha, bir daha baktı
mumun alevinin dalgalanmasına
uzandı bir el attı.
bıyıklarını yaktırmadan anlamayacaktı..
ilk kez gördüğü mumun yakmasına
inanmayacaktı.
kedi, oyunlarında büyüyordu,
mum, üşüyordu yanmalarında.
zaman ikili yürüyordu
aralarında.
bir ayrışım görünüyordu
birinin yanmalarında
Öbürünün oynamalarında.
oynarken büyüyen kedi yanacak,
aydınlatırken küçülen mum yakacaktı.
küçülen yaka-yaka aydınlatacak,
büyüyen yana yana anlayacaktı.
bir mum yanmasından
ve bir kedi oyunundan
kaldı sonunda
bir gecenin tam ortasında
bir evin bir odasında
göz-göze susan
iki insan.
ii
mum yandı bitti,
kedi büyüdü gitti.
oyunlar karıştı gecelerde
suskun uykusuzluklara.
o iki insandan, sonunda
birinin anılarında kedi,
birinin dalmalarında mum
kaldı gitti.
nerede bir mum yansa şimdi,
nerede oynasa bir kedi,
birbirine yansıyor, karışıyor gölgeleri..
bugün dün gibi oluyor,
dün bugün gibi.
mum ellerimi tırmalıyor,
belleğimi yakıyor kedinin elleri.
yukarıdaki şiiri ilk aşkım bana ezbere okumuştu hiç beklemediğim bir anda.
asagidaki şiiri ise onun için seçmiştim veda mektubumda. nedendir bilinmez önemli bir yeri vardır özdemir asaf`ın hayatımda.
seni saklayacağım
seni saklayacağım inan
yazdıklarımda, çizdiklerimde,
şarkılarımda, sözlerimde.
sen kalacaksın kimse bilmeyecek
ve kimseler görmeyecek seni,
yaşayacaksın gözlerimde.
sen göreceksin, duyacaksın
parıldayan bir sevi sıcaklığı,
uyuyacak, uyanacaksın.
bakacaksın, benzemiyor
gelen günler geçenlere,
dalacaksın.
bir seviyi anlamak
bir yaşam harcamaktır,
harcayacaksın.
seni yaşayacağım, anlatılmaz,
yaşayacağım gözlerimde;
gözlerimde saklayacağım.
bir gün, tam anlatmaya..
bakacaksın,
gözlerimi kapayacağım..
anlayacaksın.
şiirleriyle ve şiirleri dışındaki notlarıyla nietzsche den fazlasıyla etkilenmiş olması dikkatimi mıncıklayan çok başarılı şair, saygı duyulası kişilik. lavinya gibi müthiş bir şiirin yazarı.
şiir okumayan adama şiir okutan adam.
kalan
bir şey kaldı gecelerden birinde
senden.
Öncesinde bilinmemiş bir şey,
silinmez bir ses gibi giden..
kelimelerden büyük, kelimelerin içinde,
bir şey kaldı senden
yaşamalar?ın arasında kaçamaklı.
veriliş rengi başka, alınış rengi başka..
söylemeye vakit kalmadan
dudakların altına bırakılmış bir şey.
karanlıkların tam ortasında bir kırmızı nokta..
gözlerce pırıl pırıl, ellerce saklı.
bir şey kaldı, bir denizin kıyısında senden,
bakışlarla yüklü, söylemelerle sessiz..
seninle dolu, seninle sensiz bir şey..
arandıkça bulunmamış yıllar yılı,
bulundukça aramaklı.
seni öylesine düşündüm ki,
öylesine,yaşama`dan önce.
senden başka bir şey yok sanki.
ama nasıl da varsın derim sana,
düşüncelerimce.
seni öylesine,buldum ki,
öylesine,kendimden fazla.
yalnız sensin gölgesiz,
ayrılmamacasına,yanımda..
akların arasında karan,
karaların ortasında akınla.
öylesine istedim ki seni,
senden önce..
öylesine,her şeyin içinde,
öylesine dışında,
gün,gece.
seni öylesine yaşadım ki,
inan..
artık nereye baktığım belli değil,
ne yaptığım belli değil,
vardığım sonrasızlıktan...
korku dağlarının yürekçisi,
ölüm denizlerinin kürekçisi;
öyle suskun oturuyor şişesinin başında,
içtiğinin hem hırsızı, hem bekçisi,
onu kırmış olmalı yaşamında birisi.
dinledikce susması, düşündükçe susması..
tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi,
heykelini yontuyor yalnızlığın ustası...
ortaokulda tanıştığım şairdir. en keyif aldığım şiiridir.
aşkin balladi
andırırsın beni bana, bana beni,
dediklerinde, duyduklarında,
yazdıklarımda seni bana, bana seni,
söylemesem bile, saklamadıklarımda.
ah hep aklımda, hep aklımda;
andırırsın seni sana, sana seni,
gözlerinde, kulaklarında, dudaklarında.
yuvarlağın köşeleri çok özel olan, kelimelerle oyun hamuru gibi oynayıp her defasına şahane eserler ortaya çıkartmayı bilmiş bir şair. bu denli ustalıkla sözcükleri kendi süzgecinden geçirebilen çok fazla türk şair olmadığını düşünmekteyim.
"bekle dedi gitti
ben beklemedim
o da gelmedi
ölüm gibi bir şey oldu
ama kimse ölmedi"
"bana senin için 'o mu' diye sordular
'o değil' dedim onlara
anladılar"