falaka tarzı işkence yönteminin şu anda uygulanan tek yeri.
ayrıca buraya girip çıkan tanımlanamayan objeler milliyetçiliği kendi tekellerinde zannederler.
milliyetçiliği kendi tekellerinde sanan, milletin manevi değerlerini kendi pis işlerini(çek,senet) yapmak için sömüren, subay traşlı, yüzünde falçata içi, uzun bir ceket ve takım elbise giyip uluyanların ini.
ülkücülüğü; insanların küpelerini çıkartmak, hatta bu işlem sırasında kulakları yırtmak, uzun saçlıları rahatsız etmek, top sakallara karışmak, birlikte gezen sevgilileri rahatsız etmek*, içki içenleri rahatsız etmek*, mustafa yıldızdoğan dinlemek, konserlerde ulumak, tokalaşırken kafa tokuşturmak, başbuğun* elini öpmek, cep telefonlarının ve bilgisayarlarının arkaplanlarına üç hilal, türk bayrağı yada kurt resmi koymak sanan, daha yaptığı işin ne olduğunu açıklayamayacak acizlikte, arka* yapmak amacındaki insanlardan oluşan topluluk...
kapsamını cok fazla bilmediğim ülküsü ortak olanların gittiği mekan.fakat bildiğim tek bir şey vardır ki o da imajının kötü olduğudur.ülkücü gençlik kavgacıdır,az okuyandır,yargısız infazcıdır,entellektüellikten uzaktır,çabuk gaza gelendir.
uzun paltolu ve tesbihlerle dolanan insanların dolandığı bazıları işleri abartıp sivri burun ve yumurta topuk ayakkabı giymiş cinsleri vardır ki bunlar artık türkiyeyi değil dünyayı kurtarmayı amaçlamış insanların gidip , ama bi bok öğrenemedikleri yer.
normal bir şekilde giren gençlerin, kurtadama akraba olarak çıktıkları yer.birde bahsetmeden geçemicem;
14 yaşındaki vedat 14 yaşındaki serseriye
v- 1) milliyetçilik 2) bağımsızlık 3) ülkücülük vs. bundan sonra bu ilkelere göre yaşayacaksın
s- ya yürü git
v-olum ciddiyim lan, bundan sonra böyle (memleketi biz kurtarcaz)
s- lan olum harbiden rahat bırak beni
v- pat küt (tokat)
s- (judo bilen serseri) vedat'ın kolunu çıkartır.(kemikden yani, kol kopartmıyoruz)
hayatımdaki en garip anılardan birini yaşadığım yerdr. anımı paylaşmak isterim:
liseye ilk başladığımız hafta perşembe günü** bizm okuldan meezun bi kurt abimiz bizi okul çıkışında alır ve ocağa götürür. bir çay ikram ederler ki imamın abdes suyuna sıçsam daha güzel olur. neyse... boktan çaylar içilir bu sırada muhabbet başlar:
ka*: biz sizi vatana millete hayırlı evlatlar olmanız için buraya çağırıyoruz. gelin buraya ders çalışalım beraber , ama sakın okuldan kaçıp gelmeyin , okul önemli dersler önemli çalışmak lazım ......
gibi sikindirik muhabbet yapar bunun üzrerine tashak joe dayanamaz tabi ve lafını esirgemeden söyler:
tj : e abi sen bize gel ders çalışın burda diyonda sen yıllardır takılıyon burda ders falan çalışıyosun ama öğretmen lisesinden meezun oldun bi eğitim fakültesine girmeyi bırak barajı göremedin , nasıl olcak bu iş?
ortamdaki kurtların sinir katsayısı yükselir bizde yavaştan kaçmamız gerektiğini anlar ve gideriz. tabi olay burda kapanmaz karşılıklı atışmalar ve kavgalar yaklaşık 2,5 ay kadar sürer , kazanan tabiki lazları arkasına alan tashak joe olmuştur.
daha ergenlik çağına geçmemiş , arka arayışı içindeki çocukları toplayarak beyin yıkayıp kendilerini önemli biri gibi görmelerini sağlayan gereksiz yerlerdir.
80 sonrası dönemde amaç olan turanın turancılığın görülemediği yerlerdir. bunun başlıca sebebine bakarsak; milletimiz 80 sonrasında toplumsal düşünceden çok kişisel düşüncelere kendini kaptırmıştır. yani 80 öncesinde gördüğümüz, toplumu ateşleyen; bu millet için bir şeyler yapmak isteyen gençlerin yerini bireysel çıkarlarının bu ülke çıkarlarından önce tutan, gösteriş meraklısı, güç tutkunu gençler almıştır. peki ?bizi bu duruma getiren nedir?? diye soruyorum kendi kendime, aslında cevabı vermek çok da zor değil. Ülkenin dış dünyayı 80 sonrasında daha net görmesi ve milletimizin sanırım genetik olan özenme durumu.
80 öncesinde giyim kuşam lüks vs.. çok da insanların önem verdikleri şeyler değildir. tabii ki zenginler yine lüx giyinirlerdi, iyi evlerde yaşarlardı ve pahalı ev eşlarına sahiptiler ancak orta seviye ve alt seviyeye baktığınız zaman onlarda hiçbir lüks merakı göremezdik. ?imdiki orta sınıfa ve alt sına baktığımız zaman ise zengin görünme, zenginlerin vakit geçirdiği gibi vakit geçirme ve onların takıldıkları yerlere takılma isteği göze çarpmakta. bu da ne yazık ki zaten geliri düşük olan toplumumuzun; gereksiz harcamalarla bu gelirlerini hiç etmelerine, daha prestijli görünme merakındaki gençlerin bunlara çözüm ararken devletin asıl sorunlarından uzak kalmalarına ve mustafa kemal atatürk ün gençliğe hitabesinde hitap ettiği; ülkenin geleceğini bıraktığı gençliğin yok olmasına sebep olmuştur.
tabii ki her şey lüks merakı değil. zaten ülkü ocaklarına baktığımız zaman lüks kaygısından çok, güç temelli prestij isteği göze çarpmakta. geniş çevre, olaylara hakim olma, okullarda söz sahibi olma, gereksiz liderlik gibi konulara kendini kaptırmış gençlerimiz şimdi soluğu ülkü ocaklarında almaktalar. ne yazık ki bu gençler saçma sapan kargaşalarda, kavgalarda, oyunlarda kullanılarak heba edilmektedir, gelecekleri hiç edilmektedir.
sonuç olarak söylemek istediğim:
Ülkü ocaklarına üye alırken yapılan bir konuşma vardır**, ?biz vatana, millete hayırlı evlatlar yetiştirmek istiyoruz; amacımız sizleri serserilikten uzak tutmak, derslerinizde başarı sağlamanızda size yardımcı olmak ve bu milleti, islam dini ile birlikte geliştirmektir.? şeklinde ancak ne yazık ki bu tırnak içindeki konuşmada belirtilenlerin hiç biri şimdilerde ülkü ocakları nın birinci öncelikli amacı değildir?