yaşadığı şehirden başka bir yere okumaya giden ögrenciler icin o sehre alısmaya calısmakla gececek zaman dilimidir.genelde bunalımlı bir dönemdir, ancak üniversiteye gelmeden kasarlanmıs bir ögrenci grubu vardırki bunlar daha ilk aydan itibaren her inceliği, her yeri ögrenmiş; her gece alemlere akmaya baslamıstır.sudan cıkmıs balık arkadasları tarafından yarı tiksinti yarı imrenme duyguları içinde bakılır bunlara.
okula, yeni insanlara ve eğer istanbul üniversitesinde iseniz çatışmalara alışılmaya çalışılan dönemdir.hele birde 1-2 ay gibi bir zaman geç gidilmişse zor geçen bir senedir.
edebiyat fakültesinde ilk günlerinin anfi arandığı yanlışlıkla fen fakültesine gidildiği ve çaktırmamaya çalışılırken daha da komik duruma düşüldüğü sene.ben hala 1.sınıfım o ayrı...
herkesle ilk günden tel numarası takas ettiğimiz, birçok kişiyle ilk haftasından kanka olduğumuz, ve sürü halinde dolaşarak her işin üstesinden geldiğimiz senedir. *
ilk gunlerr hatta aylarr arkadass bulacagım dıye gobegın catlasada daha sonra tanıdıgın ınsanların senın ıcın nekadar degerlı ve anlamlı oldugunu anlıyorsun kısacası yenı bır hayata ve yenı bır sehıre alısma cabası
suni ve şişirme bir aydınlanmanın başlangıcıdır.
o kapıdan geçmeden o kitapları okuyamazmış gibi sanki,
tunaya`ya girmeden kıbrıs meselesi hakkında konuşamazmış gibi,
o yaşlarda değşiktir ama, yapı değişikliğinden membalı kültür sıvısı kaynak göstermeden coşarak çağlar. herkes delibozuk, herkes kaynaşma heveslisi..
istanbul üniversiteli kendisini şanslı hissetmeli..
istanbul üniversitesi diş hekimliği fakültesinde yata yata, güle oynaya hatta çoğu zaman da boş olduğu için sıkılarak geçirilen senedir. üst sınıfların "tatilinizin değerini bilin, ilerde çok arayacaksınız" telkinleri ile gezmek tozmak adına herşey yapılmaya çalışılır.