her fakülte ve yüksek okulda mutlaka ve en az bir tane bulunan, yaptıkları, yapmadıkları, karizmaları ile efsane olmuş, ünleri bazen şehir hatta ülke dışına taşmış profesörlerdir.
i.ü eczacılık fakültesinden prof. dr. kasım cemal güven bunlardan biridir. (bırrrrrrr!)
üniversiterin ünlü hocaları dendiğinde önemli nokta hocaların ne ölçüde ve neyle ünlü olduklarıdır. örneğin 99 ağustosunudan beri jeoloji-jeofizik hocaları türkiye çapında,birbirlerini yemeleri ve hiçbir sonuca ulaşmamalıyla ünlüdür. o kadar farklı şeyler söylemektedirler ki izleyenler,neredeyse jeolojinin bir sosyal bilim olduğunu düşünecek noktaya gelir. bunları,zekeriya beyaz ı ya da her kurban bayramı öncesi hüseyin hatemi yi televizyonlarda gördükçe insan,hüseyin ülgen in "bir akademisyen için en doğrusu televizyonda çok fazla görünmemek" olduğu düşüncesinin ne kadar yerinde olduğunu anlar. gerçekten de akademisyenler için en doğrusu akademik çevrelerde,akademik çalışmalarla ün salmaktır.
bir de öğrenciyi geçirmemekle ün salan hocalar vardır ki bu bir yerden sonra bu konudaki şöhretleri akademik şöhretlerinin önüne geçer. olay öyle bir hal alır ki öğrenci,o hocanın öğrencisi olmaktan mutlu ve gururlu olmak yerine "ah bir geçsem de kurtulsam şundan!" deyip durur. sonuçta o dersten geçer de ama o hoca hafızlarında "çok iyi" ya da "başarılı adam/kadın" olarak değil kötü bir hatıra olarak kalır.
sevgili gülaçtı topçu hocam, geçen yıla kadar istanbul üniversitesi* nde temel eczacılık bilimleri profesörü idi. genel kimya dersinde momet ile momentumun aynı şeyler olduğunu iddia edince toz oldu uçtu bende...bu yıl itü ye transfer olmuş bildiğim kadarıyla??