gencimiz liseyi bitirip üniversiteyi kazanmıştır, reşit olmuştur; artık orta okul ve lisedeki gibi onun okula devam etmesi için birilerinin devam zorunluluğu gibir bir kural koymasına gerek yoktur. çünkü gencimiz artık kocaman adam olmuş, sorumluluklarının farkına varmış, u fethettiği yaşta" title="(bkz: fatihin istanbulu fethettiği yaşta)">fatihin istanbul`u fethettiği yaşta olarak kabul edilir. ancak gencimizde her şeyden sıkılma, üniversite ortamını sevmemek -yapmacık bulmak- gibi nedenlerden ötürü bir okula gitme isteği bulunmamaktadır. e devam zorunluluğu da olmayınca; saatini formaliteden ders zamanına yetişecek hale göre sabaha kurar, ama saat çalınca "eh devam zorunluluğu da yok niye gidip uykumu böleyim ki" deyip öğlene kadar uyur. günler, haftalar; hatta aylar böyle geçer.
ancak gencimiz bir yerden sonra yaptıklarını sorgulamaya başlar; "ulan ben nabıyorum" der, "neden okula gitmiyorum" düşüncesi kafasında artık bir sıkıntı yaratmaya başlar. ancak artık uyku düzeni o kadar şaşmıştır ki, sabaha karşı yatıp öğlene doğru kalkan bünye bir türlü kendini doğrultamaz; ne kadar okula gitmek istese de bir türlü düzene giremez. işte bu noktadan sonra insanı rahatsız etmeye başlayan bir açmaz, bir sıkıntıdır.