can dündar'ın bir yazısında okuduğum hikayede anlatılan istektir.
amerikalı bir iş adamı bir iş için meksika'ya gider. boş zamanında meksika'da dolaşırken bir balıkçı teknesi görür. balıkçıya günlerini nasıl geçirdiğini sorar. balıkçı:
"sabah uyanıyorum, ailemle birlikte kahvaltı yapıyoruz. sonra balığa çıkıyorum bize yetecek kadar balık tutuyorum. öğlen eşimle siesta yapıyoruz. akşam arkadaşlarımla gitar çalıp, şarkı söylüyoruz"
işadamı bu yanıttan tatmin olmaz.
"bence daha büyük bir tekne almalısın, daha çok balık tutar, belki o parayla bir tekne daha alırsın. sonra belki de zamanla bir filo kurarsın. paraya para demezsin, iş hayatında doruğa çıkarsın."
"sonra ne olacak?" der balıkçı.
"sonra ailenle zengin bir hayat sürersin. yaşlandığında bir kıyı kasabasına yerleşirsin. sabahları ailenle kahvaltı yapar, sonra balığa çıkarsın. sadece ailene yetecek kadar balık tutar, öğlenleri eşinle siesta yaparsın. akşamları arkadaşlarınla gitar çalar, şarkı söylersin. yaşlılığını huzur içinde geçirirsin"