clementine, voltran, yakari, susam sokağı, he-man, mavi ay, kara şimşek, perihan abla, ninja kaplumbağalar, dallas, altın kızlar, lassie seyredip; michael jackson, madonna, samantha fox, duran duran, europe dinleyip; commodore 64 ve amiga 500 oynayıp; atari salonuna gidip; adile nasitten öyküler dinleyerek büyümek demek. gerçek anlamda ülkede çocukluğunu yaşamış son nesil olmak demek. elvan gazozun, leblebi tozunun tadını bilmek demek.
siyah beyaz televizyondan renkli televizyona geçmek demektir. mahalle arkadaşlığının ne demek oldugunu biliyor olmaktır. sinclair ve commodore bilgisayarları tanımış olmaktır.
misket oynamak,sokakta üçgen olup ip atlamak,bağıra bağıra "laleli birler"i söylemek,sokaktaki poğaçacı amcadan anneden gizli poğaça alıp afiyetle yemek,ortada sıçan,dokuz taş oynamak,yağ satmak bal satmak,hayatının en saf en renkli yılları 80lerde çocuk olmak..
80lerde çocuk olmak çocukluğunu tam anlamıyla tüm saflığı ve masumiyetiyle yaşamış olmak demektir.uslu bir çocuk olunca şirinleri görebileceğine inanmış,leylekler tarafından getirildiği masalına inanmış son nesildir bu.her yer beton yığınına dönüşmeden önce bir araba altında kalma riski yaşamadan sokakta doya doya oynama zevkini tatmış,sokakta misket,kuka,dansa davet oynamış son nesildir.
80lerde çocuk olmak street fighterda ryu ve kenaduket yapmaktır.barbie bebeklerin geçirdiği evrime tanık olmak demektir.sabahları warner bbros kahramanlarının çizgi filmlerini izlemek akşamları star tv" title="(bkz: i seçip aduket yapmaktır.barbie bebeklerin geçirdiği evrime tanık olmak demektir.sabahları warner bbros kahramanlarının çizgi filmlerini izlemek akşamları star tv)">i seçip aduket yapmaktır.barbie bebeklerin geçirdiği evrime tanık olmak demektir.sabahları warner bbros kahramanlarının çizgi filmlerini izlemek akşamları star tvdeki turnikeyi parliement pazar gecesi sineması nı izlemektir.bilgisayar olmadan da eğlenebilen çocuk olmaktır.
günümüze baktığımda ve 80lerle karşılaştırdığımda "acaba bundan 20 yıl sonrada bir sözlükte 2000 başında cocuk olmak entry`sinin altına keşke o kadar masum kalabilseydik" diyecek biri olacak mı diye düşünmeme sebep olan olay.
en büyük eğlencenizin, balkonda veya pencerede küçük bir kova içine konulan prilli su karışımına ahşap bir mandalı batırarak ortasındaki delikten çıkan baloncukları izlemek ve bunu saatlerce yaparak mutlu olabilmekti. hatta bir de arkadaş olunca rakip olunur, en büyük balonu kim yapacak acaba diye heyecanlanmaktı.
sabahın bir köründen akşamın bir körüne kadar sokaklarda bağıra çağıra oynayabilmiş çocuk demektir. şimdi camdan baktığımda su savaşı yapan veletler, ip atlayan kızlar, saklambaç vs oynayan hiç çocuk görmüyorum. kimse bizim zilimize basıp kaçmıyor. oysaki küçükken, "büyüyünce bizim de zilimize basıp kaçacaklar, ben de balkona çıkıp bağırıcam", "toplarını elbet bir gün bizim balkona da kaçırıcaklar, ben de yettiniz be diyip topu kesicem" gibi fantezilerim bile vardı. ama çıkmıyor ki dışarı eşşoğlueşşekler, hepsi bilgisayar başında...
- banu alkan, ahu tugba, serpil cakmakli, nuri alco, tarik tarcan filmleri yayinlanirdi.
- boney m, modern talking, a ha, alphaville, samantha fox, scorpions dinlenirdi.
- a takimi, dallas, bonanza, mavi ay, miami vice, altin kizlar en populer dizilerdi.
- girgir, firt, tom miks, teksas, zagor, kizilmaske ve mandrake en cok okunanlardi.
- tipitip sakiz, ulker dido cikolata cok sevilirdi.
- butun kadin kiyafetleri vatkali, saclar aslan yelesi ve onleri baya bi kabarik olurdu.