idrak yollarının tıkananların saçmalık olarak gördüğü gerçek.
allah mısın ulan? sana ne? sana ne? sana ne?-daha çok yazıcam ama ne de olsa anlamıcaksın-
kimsin sen? cehenneme gidilecekse de gidilecek, cennete gidilecekse de gidilecek; sana bi giren çıkan mı var? yosun tutmuş kafanın içinde taşıdığın şeyi biraz çalıştır ha ne dersin? ama o bile zararlı yahu, sen en iyisi kal böyle güldür bizi.
rüyasında sayıklayan bir insan gibisin, yaşadığın yer zaten sadece hayallerin. bütün feykliğinle senle ilgileneceğim ben. adam olduğun için değil, insan görünümlü olduğun için. yoksa gözümde zerre değerin yok.
hak, özgürlük saçmalığını neden sadece işinize geldiğinizde söylüyorsunuz ha? bak bu aynen şey benzetmenize benziyor, siz işiniz düşünce ibadet ediyorsunuza..
o kadar önyargıdan oluşmuşsunuz ki, kategorilemişsiniz insanları: ''biri allah ile kul arasına kimse giremez diyorsa büyük ihtimalle ne namaz kılıyordur, ne oruç tutuyordur, garip bir yaratıktır.'' öyle basitsiniz ki dilinden düşürmediğin allah'ın yarattığına tiksintiyle yaratık diyorsun, senin gibilere -aklını kullanamayan, din, allah, bacı deyip fırsatını bulduğunda taşı gediğine koyanlar- insan.
hadi canım al yavaştan sen voltanı.
heralde senin için en büyük ilenme beyin naklini istemektir. hatta böyle bir şey ilk sende denenmelidir. bütün masrafların benden. zengin değilim, ruhum falan zengin, sen anlarsın bu işlerden, bak bakalım bir gönül gözünle -diğerleri perdeli ya ondan burdan bak-.
komiksin, gitme kal.
yaratıcısına ulaşmak için araya imam/rahip/peygamber/din gibi kişi ve inançları kullanan kişilerin iddiasıdır. aynı kişiler ünlü iranlı şair ömer hayyam'a dinsiz imansız diyenlerin modern çağdaki temsilcilerdir.
bu nasıl bir mantıktır diye sormak isterdim ama beyinlerinin çevresi duvarla örtülmüş olanlar "dinde mantık aranmaz" der, işte bu yüzden bu abuk sabuk söylemleri ancak bu düşüncenin var olduğunu bilerek bu kadar sakin karşılayabiliyorum. dinsiz imansız denilen kişiler bu kadar kudretli olan yaratıcının, peygemberlere ihtiyacı olmadığını savunur ki yobazlarsa bunu imansızlık olarak addedeler.
soruyorum şimdi sana yaratıcıya şükranlarını sunmak ya da dua etmek için illa sana yol gösterecek birisi mi olması lazım, beynin tek başına düşünmeni sağlayamıyor mu?
evet ben allah ile kul arasına kimse giremez diyerek kendimi koruyorum peki neyden cehennemde yanmaktan mı? ama size göre ben böyle bir düşünceye sahip olduğum için cehennemde yanacağım zaten. peki o zaman ben neyden koruyorum kendimi?
saçmalık değil hakikattır. allah herkese bir beyin, bir vicdan, bir özgür irade vs vermiş. benim inancım, düşüncem, yaşam biçimim sadece bana aittir. senin ki de sana. bu dünyada yaptıkların sade ve sadece tanrı tarafından -inanışa göre- ahirette yargılanacak, sorgulanacak ve buna göre - yine inanışa göre- cennet veya cehenneme gönderileceksin. bu sadece tanrıya kalmış bir şeydir. tanrının işine karışmak denyoluktur. tanrı benim ne yaptığımı görüyor ve ona göre de benim hakkımda kafasında notlar alıyor zaten. benim nereye gideceğim şimdiden bellidir zaten - ki kendileri bana en sıcak yerden bir köşe ayırmıştır diye düşünüyorum. dolayısıyla senin benim inancıma karışman, tanrının adına konuşman onun işine karışmaktır ki - yine ve yine inanışa göre - en büyük günahlardan biridir. hadi şimdi kendi işine yavrucuğum...
sözün neresinden baksan sacmalık yada hakikat olacagı degişen bir durum acıkcası. allah ile kulun arasına kimse giremez lafı su denli dogrudur ki ; ben inancımı yasamaya calısırım. hatalarımla , dogularımla , salih niyetimle , tevbelerimle , teslimiyetimle... herseyimle yada hicbirseyimle bir şekilde bir inanca baglı kalırım.allaha inanırım ona ibadet ederim. ama hic kimse örnegin benim tevbem sonucunda allahın beni affetmeyecegini söyleyemez. ya da senin bu duan kabul olmayacak diyemez. ya da seni allah sevmiyor diyemez, namazını sen hakkıyla kılamıyosun diyemez. bunlar benim allahla aramda olan birşeydir.dum,tevbem, ibadetimi yaparken içimdeki hisler sadece benim ve allahın bişecegi şeylerdir. işte bu yüzdendir ki kimse allahla kul arasına giremez.allah herseyin en iyisini en dogrusunu bilendir görendir.
ama sözün yanlıslıgını görmeye calısırsak , peygamberler husunda söz biraz yanıltıcı olabilir. bu yüzden , bu yönden bakarsak söz hatalı algılamaya neden olabilir.bu yüzden nerede ve nasıl kullanıldıgına dikkat edilecek cümlelerden biridir.
dini tekeli altına almak isteyenlerin perspektifinde saçmalıktır. bakıyorum da, özellikle emevi döneminde o kadar hurafe girmiş ki dine, hani dinci kesmin kafir dediği hristiyanların gelenekleri tamamen. "din adamı" kavramı bile öyle lan. mesela hadid suresi 27. ayete bakalım:
şimdi bu anlaşıldığı üzre hristiyanlar hakkında inen bir ayet. konu da açık, ruhban sınıfı. hani papazların günah çıkarması, allah ile kul arasına girmek falan. şimdi islam'da bu anlamda bir ruhbanlık yok gibi gözüküyor. ama mevlana'nın mesnevi'de bir hikayesi vardır bu konu hakkında, hayvanların isimleri değişik olabilir, aklımda kaldığınca söyleyeyim, bir aslan, bir tilki ve bir kurt ava çıkarlar. tilki bir ceylan, kurt da bir tavşan yakalar. sonra bu avlar ortaya getirilir. aslan kurta sorar, avları ne yapalım diye. kurt de der ki, ceylan size, tavşan bana olsun, tilkiye birşey vermesek de olur. sonra aslan kurtun kafasını tek pençede koparır. döner tilkiye aynı soruyu sorar, o da der ki, burada bunları hakeden sizsiniz, ceylan da tavşan da sizin olsun, ben acizim. aslan da der ki, ben bu ceylanı da tavşanı da sana bağışlıyorum. ama bu dersi nasıl öğrendin? tilki der ki, kurtun halinden ibret aldım. buradan mevlana, konuyu geçmiş dine mensup insanlar ve müslümanları kıyaslamaya getirir, onların durumundan ibret alalım der.
ever cancişlerim, ben de diyorum ki, bu ayeti de, "hristiyanlar için inmiştir, bizimle ilgisi yok" deyip geçmeyelim de biraz düşünelim. şimdi islamiyet'te ruhbanlık sınıfı yok mu, yoksa sadece resmi olarak mı yok? buna "her yüzyılda bir alim gönderilir, o alime iman etmeyen tam iman edilmiş sayılmaz" gibi uyduruk hadisler çok güzel cevap veriyor ki böyle birşey var. ebu hanife'ye göre ıstakoz yemek günahken, imam şafii'ye göre denizden baban çıksa yiyebilirsin. ya da dini tartışmalarda kendi beynin yerine said nursi'yi referans almak neredeyse vacip olmuş, ki bu benim yukarıda mevlana'dan aldığım bir örnek gibi de yapılmıyor, ne demek istediğim anlaşılıyordur umarım. buyrun bir diyanet var, alevilik mezhep değildir diyor ve devlet kabul etmiyor, eskiden şeyhülislamın kimi katletmek caizdir kimi katletmek değildir diye allah adına hüküm vermesi gibi, ki bunun "kilise, zamanın şartlarına göre karar verir, tanrı buna uyar" mantığından bir farkı yok, din adamı diye birşey bile bugünkü anlamda islam'da yok ama hristiyanlıktan alınmış çok yönleri var. hatta ileri gidiliyor, "madem allah'la kul arasına kimse giremez, peygamberler niye gelmiş" gibi saçma sapan sözler adamı güldürüyor, yani şimdiki sapık şeyhlerle peygamberler bir öyle mi, güzel. şimdi kulağa hoş gelen bir hadis var, "bir kötülük gördüğünüzde elinizle düzeltin, buna gücünüz yetmiyorsa dilinizle düzeltin, buna da gücünüz yetmiyorsa kalbinizle düzeltin." gibi birşey, kelime kelime uymaz da zaten hadisi mana ile nakletmeyi de uygun görmüş hadis toplayıcılar öyle değil mi mike? neyse, bu hadise göre bir insana dini bilgi vermek, yanlışını düzeltmek, uyarmak çıkıyor, bunu zaten din adına değil herkes yapıyor, ama bu da, ayağında çorabı olan bir kadına, sırf kendi karısının giydiği gibi kalın siyah pijama kıvamında çorap olmadığı için "kadın çorap giy çorap, ayıptır günahtır" demek değildir, ki peygamberin kimseye buğuz etmeyin, tatlı sözlerle uyarın öğütleri göz ardı ediliyor, kaldı ki şöyle bir hadis de var: "insanların peygamberlerden öğrenegeldikleri bir söz de, 'utanmadıktan sonra dilediğini yap!' sözüdür." buhari, enbiya, 54.
ayrıca burada asıl mesele birbirini uyarmak, bilgilendirmek değil, sadece allah adına hüküm vermek, fikrini söyleyince de "sen kim oluyorsun ki içtihad yapıyorsun!?!! :@@ " havalarına girmek, ki bunu yaparken insanların doğal olarak rahatsız olacağı bir üslup kullanmak. yine kuran'dan destek bile yok, ama o kişilere de enam suresi 114. ayet geliyor:
"allah, size kitab'ı açıklanmış olarak indirmiş olduğu halde, ondan başka bir hakem mi arayayım?"
edit: bir kez de şu eksi verenler ya yorum yapsa, ya bir entry girse de okusak.
saçmalık olmayan durumdur aslında, ama biraz doğruluk payı vardır. mesela; bir insanın imanını bir başka insan yargılayamaz, bu konuda allah ile kul arasına kimse giremez, girerse şirk olur. ama bir müslüman namaz kılmıyorsa ve içki,kumar, zina vs gibi günah işliyorsa allah bu kişiye hidayet vermemiş biz allahla kul arasına giremeyiz demekte yanlıştır. o insanı uyarmak gercek bir müslümanın hayat vazifesidir. ondan başka birbirimize etiket vurmaklada bir yere varamayız.
burada birinci yanlış "kendi inandığı din haricinde yaşayan herkesi denyo gibi yaşıyor sanmak..." yani tam bir android sıçması söz konusu burada... bir yanlışın üzerine diğerlerini yazma gereği bile duymuyorum... kaale almaya bile gerek yok... o kendiliğinden söner gider, denyo gibi ağzından salyalar aka aka sağa sola sataşır, bir gün de sessiz sedasız denyo gibi ölür gider... bence insanlık, evrensellik, hoşgörü, akıl, fikir ile senin arana bir şeyler girmiş... sen önce onu bul, çıkart, sonra din ile ilgili olana geçersin...