bir -izm olarak,içinde kaideler barındıran herşeye karşı olup, kendi içinde de kaideler barındıran,en azından otoriteyi kabul etmeme kaidesi bulunan kendi içinde büyük bir paradoksu olan gülünç görüş. "evet, insan özgürlüğü nedeniyle otoriteyi kaldıramaz; fakat doğada mutlaka bir otorite olmalıdır.o zaman her şey saçmadır ve hiçtir." diyen nihilistlerin doğru görüşüne yetişememiş, asi ve liseli gençlik tribine dönüşmüş,kendisiyle çelişen kural karşıtı olmasına rağmen -izm eki almış saçma şey.
hiyerarşik yapıyı reddeden siyasi düzendir.koordinat düzlemin kullanılarak ifade edilebilir zira y eksenindeki gibi üstüste yer almaktansa x eksenindeki gibi yanyana yer almayı tercih ederler.anarşistler için en önemli mesele ise insanın kendisine yabancılaşmasıdır.bunu da her insanın ihtiyacç duyduğu şeyi kendisinin üretmesini sağlayarak yaparlar.
hekesin eşit olduğu, cinsel özgürlüğün ve insanın ön planda olduğu; sahiplik olgusunun, yönetici sınıfın ve kişisl çıkarların olmadığı bir sistem. bu sisteme tabi olan halklar savaşmazlar, hiç birşeye sahip olmadıkları için hırsızlık yapmak gibi bir olgu yoktur, çünkü herşeyi paylaşırlar. utanmak gibi bir duygu yoktur çünkü insanların yaptığı herşey insan olmalarından kaynaklanır ve bu utanç veren bir durum değildir onlar için.herşeyi paylaştıkları için para kullanmazlar . benim, senin, onun gibi sahiplik zamirlerini kullanmazlar. ursula k. le guin`in mülksüzler adlı kitabında detaylıca işlenmiş bir sistemdir.
anarşizm, düzensizlik yada kargaşa demek degildir. düzenli gibi görünen ama bir çok sorunu, ibneliği barındıran sistemleri eleştirmenin muzır yollarıdır. bilimsel versiyonları için (°bkz: paul feyerabend) ve (°bkz: donald mccloskey)
"devlet geliştiği ölçüde insanın iç dünyasının bir ikâmesine dönüşür. liberal devlet en uç demokrasi biçimine ulaşırsa ve herkes devletin bir görevlisi, kendi kendinin polisi haline gelirse, devlet sonunda insanın içindeki canlı ruhu da yok etmiş olacaktır.
yanlışlık devletin şu ya da bu biçiminde değil, bir düşünce, bir ilke olarak devletin kendisindedir; belirli bir devlet biçiminin iyiliği ya da kötülüğüyle değil, devletin kendisinin yanlışlığıyla uğraşmamız gerekir."
savını, temel doktirini belirlemiş tam özgürlükçü tek düşünce sistemi.
önemli not: düşünceye dayalı olmayan isyan insanı anarşist yapmaz; dünyevi iktitadırın felsefi ya da dinsel reddi de.
anarşizm, her bilimsel disiplinde kendi akaklarını belirlemiş radikal hümanist bir karşı duruştur.
başta devlet olmak üzere bütün baskıcı kurumları ortadan kaldırmayı öneren öğreti.
anarşizme göre devlet egemen sınıfın çıkarlarını korumakla görevlendirilmiş gereksiz bir kurumdur. Özgürlüğü gerçekleştirmek için en başta devlet yıkılmalıdır. devlet hiçbir zaman yeni bir toplum çağını başlatmak için kullanılamaz. temsilcilik, gerçeklere dayanmayan bir düşçülüktür; bu gibi düşçülükler insanları insan dışılığa dönüştürür. baskı yerine özgür işbirliği, korku yerine kardeşlik ve sevgi gerçekleştirilmelidir. devlet yerine işbirliğinin doğuracağı dernekler ve bu derneklerin birleşmesiyle meydana gelen federasyonlar kurulmalıdır. uyum bu birleşmelerin doğal dengesiyle gerçekleşecektir. Çeşitli birlikler her an yön ve biçim değiştirerek her an etkin yönü ve biçimi kullanacaklardır. devlet ile birlikte her türlü baskıcı kurum yok edilmelidir. insan; bir üretici olarak anamalın otoritesinden, bir vatandaş olarak devletin otoritesinden, bir birey olarak dinsel törenin otoritesinden kurtulmalı ve özgür bir gelişme olanağına kavuşmalıdır. bütün insansal yetenekler ancak başsızcı (anarşist) bir toplumda, hiçbir baskıyla engellemeksizin, özgürce gerçekleşebilir
(°bkz: alıntıdır para ile satılmaz)
george woodcock'un "bir düşünce ve hareketin tarihi" alt başlığıyla kaos yayınlarından çıkmış başucu kitabıdır. woodcock, anarşizmi düşünce ve hareket olarak ikiye ayırarak kapsamlı bir şekilde ele almıştır. anarşist düşüncenin soyağacını, 1793'te yayımlanan "politik adelet" kitabıyla godwin'den başlatarak stirner, proudhon, bakunin, kropotkin ve tolstoyla devam ettirir...kitabın hareket bölümü ise ayrı bir çekiciliğe sahiptir.
sebastien faure'den "her kim ki otoriteyi yadsır ve ona karşı savaşırsa, o bir anarşisttir" sözüyle girişini yapan woodcock, tanımın basitliğinin çekiciliğine kapılmamamızı öğütleyerek işe başlamayı tercih etmiştir. anarşizm tarihini yazarken kaçınmak gereken ilk şey basitliktir çünkü.
yavaş yavaş yaklaştığım durak. daha otobüsteyim. şoför de tayyip adında badem bıyıklı bir genç. yolcularda, kargaşa içinde takım elbiseli bir takım efendiler.
daha yolum uzun ama birgün badem bıyıklıya diyeceğim ki " musait bi' yerde inecek var"
(°bkz: %52 ) gecen sene baya bi ses getirmiş anarşist grup. sayıları 50 kadardı, cok saglam eylemlere imza atmıslardı. zaten kac kişi oldukları önemli degil. maskenin altındaki fikirdi önemli olan. bu sene pek fazla eylem yapmadılar.
zamanımızda cahillerce "terörizm"le aynı kefeye konan, ütopik denilebilecek , olsa/uygulanabilse "insan" olarak yaşayabileceğimiz düşünce şekli.
neden ütopik dedim, öncelikle insanlarda "zihinsel" bir evrim süreci gerektirir, ki zamane dünyasının insanları bu evrime yaklaşmaktan çok geridedirler.
bir de diğer pekçok saygı duyulası ideolojide de olduğu gibi , ergenin, özentinin, cahilin, ticaretçinin vb kirlettiği bir tarz "karizma yapma" imajlarından biri haline de getirilmiştir. sağda solda gördükçe "yararlı şiddet"e olan inancımı arttırmaktadırlar.
devlete karşı olduğu için sosyalizmden farklılaşan düşünce yapısı.bir zamanların gözde düşüncesi olmakla beraber hippi akımlarıyla zararsızlaştırılmaya çalışılmış,bugün ise siyah giyen ve boyanan insanlarca anarşistim ulan denilerek içi boşaltılmış ideolojidir.bakunin * a yazık adam o kadar teorisyen,ama ömründe siyah boyanmamış,bu nasıl anarşistlik.
hiç bir otoriteyi kabul etmeyen felsefe biçimidir.erol mütercimler her fırsatta insan biraz anarşist olmalı lafını sergiler, haklıdırda bu kaos çıkarma anlamında değildir.
herhangi otorite tarafından sömürülmeyeceği için insanın özgürlüğüne en çok yakışacak sistemdir aslında.
fakat tanrı'yla, devlet'le, şunla bunla yüzyıllardır korkutulan insan artık oto-kontrol mekanizmasını yitirme noktasına gelmiştir, bu yuzden başında bir çoban olmadan yaşaması zordur.
öncelikle insanların insan oldukları için birbirlerini düşünmeleri/sevmeleri gerektiğini anlamaları gerekmektedir. böyle bir düzen geliştikten sonra belki de anarşizm ütopik olmaktan çıkacaktır.