anayasa mahkemesinin, türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin anayasa değişikliğini 2., 4. ve 148. maddelerine aykırı olarak iptal etmesi ve yürürlüğünü durdurması kararıdır.
iptal edilen normun anayasaya iptali 10 sene icerisinde iddia edilemez diye biliyorum. bir 10 sene daha son derece yanlıs uygulamalara maruz kalacak türkiye.
normal olan karardır. şaşırmadım hatta ve hatta sevinmedim bile . Çünkü beynine oksijen giden herkes o maddelerin mahkemeden döneceğini anlardı . hukukta arka kapıdan dolanma yoktur , o ilk 4 madde oradayken zaten türbana evet demek hukuk katliamı olurdu . neyse ki türkiye'de hala ülkesini seven vatansever hakimlerde mevcut .
kimlerin üzüldüğünün kimlerin sevindiğinin çok da önemli olmadığı karardır. isteyen kıçına kına yaksın , isteyen oturup ağlasın.. değişecek bi' şey yok..
akp nin kapatılmasıyla devam edecek olan anayasa mahkemesinin eylemlerinden biri. akp kapatılmazsa kendiyle çelişiyor bu anayasa mahkemesi derim. cünkü laiklige (cumhuriyetin temel ilkelerine) karsı durdugu icin bu yürürlüğü durduruyorsa bu kararı alan akp ninde kapatılmaması işten degildir.
hadi bakalım n'olucak. üzülecegim tabiki de.
ayrıca kanaatimce bu karar , türban konusunu kapatmadı aksine actı. türban üniversitelere girdi,herkes buna alıstı, artık haberlerde türbanı görmez olduk.şimdi hooop tarihi karar diye yine türbanı serdiler önümüze. yine ısıttılar türban yemegini koydular önümüze.
halbuki mevcut uygulamaya herkes alısıyordu ve magdur olanlarda memnundu.anlamak zor.
bir de akp cogunlugu sagladı ama herseyi yapabilecegini sanıyordu baaaak nasıl da kapak oldu diyenler var. allahım anlayamıyorum.demokrasiyi ögretmek lazım birilerine. iktidar-muhalefet ilişkisi olan meclislerde uzlasma cok zordur. hele ki bu muhalefet chp ise hayal kurmayı derhal bırakınız. demokrasi cogunlugun yönetimidir,azınlıkların hakları cignenmemek kaydıyla... ben akp nin yaptıklarında azınlıkların magdur oldugu bir tablo cizemiyorum.yok mahalle baskısı yok bilmem ne demeyin hic. kardesim ben su ülkede acık olupta bu durumdan rahatsız olan bir kişi dahi varsa,okulunda rhat edemeyen komsusu rahatsız eden bir kadın varsakafamı keserim ya.neyse konu dagılmasın..
meclisteki cogunluk ile mahkemede ki cogunluk birbirlerine zıt. e chp ninde her bokta anayasa mahkemesine mızmızlanmasını göz önüne koyarsak ,* bu ülkede son sözü daima anayasa mahkemesi söyler demektir. bu gercek de bütün sistemi alt üst ediyor zaten.
o zaman hükümetin , iktidarın olması bosunadır. yüzde 47 oy almanında önemi yoktur. kapatılma davasından da bu anlasılıyor.
e o zaman bu ülkeyi azınlıklar yönetiyor. cogulcu demokrasiden daha mı iyidir ki bu velet?
yazdıkca yazasım geldi bi sürü terslikleri çelişkileri.. ama bu işe bi dur demenin vakti geldi. zira cok sıkıldım.
yapılmak istenen değişikliğin , anayasa mahkeesi tarafından esas, şekil ve içerik olarak incelenmesi sonucu verilmiş karardır.sonuçta 3 üne de aykırı bulunmuş ve reddedilmiştir değişiklik. değişikliğin esastan dolayı reddedilmiş olması akp nin kapatılma davasının sonucu konusunda da bize biraz ip ucu vermektedir. anladığım kadarı il akp de kapatılacak..
ilkokul mezunlarının bile milletvekili yapilmasinin sonucu. %47 oy alanın istediğini yapamayacağının göstergesi. sonucta bu ulkenin bir anayasasi var. simdi meclisten alkollu arac kullanmak serbest olsun diye bir yasa çıkarsalar nolur mesela. aihm nin de kararı belli turban konusunda. anayasa mahkemesi de o dogrultuda bir karar verdi sonucta.
halen azınlık-çoğunluk olaylarına bağlanıp yok yanlış karardır yok olmaz böyle şey diyenlere bakıyorum.böyle kör gözlülük olamaz.o çoğunluk dediğiniz yüzde 47 de kaç kişi bu değişikliği istiyor.hiç düşündünüz mü ? Önemli olan türkiye cumhuriyeti'nin temellerini koruyan anayasasıdır.her devlet kendi sistemini korumak zorundadır.anayasamızın "eğitim ve öğretim hürriyeti, anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz"maddesi gereken cevabı ; bu hukuk dışıdır diyenlere zaten veriyordur.
tanım: anayasa mahkemesi'nin türkiye'nin hukuk devleti olduğunu ispat ettiği kararıdır.
toplumların bazı meseleleri olur ve bu meseleler aydınlar tarafından halkın içinde olacağı şekilde tartışılır ve bir karara bağlanır. sonra başka şeyleri tartışmaya başlarsın. türkiye 80-90 yıllık tarihi içinde henüz laikliğin tarifini yapabilmiş değil! böyle olunca sen laikliğin tarifinin yapamayınca başka şeylerin tarifini nasıl yapabilirsin ki? birinci meseleyi henüz çözememişsin tam 80-90 yıl geçmiş. ayrıca cumhuriyet tarihinde 55 yıl çok partili hayat dönemi biz kaçıncı hükümeti yaşıyoruz galiba 59. hükümeti 55 yıllık çok partili dönemden menderes ve özal dönemini çıkarırsan hükümet başına 6 ay düşmemektedir. bu ülkede istikrar olur mu? bu ülkede siyasi, ekonomik vs. gelişme olur mu? biz henüz daha temel meselelerimizi çözebilmiş, tartışabilmiş ve bir karara varmış değiliz.
akp türbanla ilk golü attık dedi..anayasa mahkemesi eşitlik golüyle geri geldi.. şimdi bir pozisyon daha var.. bakalım penaltı vuruşunu mahkeme golle süsleyebilecekmi..gerçi kaleci bile yok kalede..başbakan topçu olunca anlatımımda futbola kaydı..
ali bayramoğlu bir dersinde, 1923 ten itibaren çıkan anayasaların ve darbe süreçlerinde bu anayasalarda yapılan değişikliklerin bir krokisini çizmişti. 1926 ya kadar yapılan değişikliklerle tsk ya bakanlıklar üstü bir statü verilmiş ve genelkurmay baskanı - er arasındaki hiyerarşi kaldırılmıştı. bu genelkurmay baskanına müthiş bir merkeziyetçilik sağladı. ayrıca yetki askere verildi, fakat askerin yaptıklarının sorumluluğu milli savunma bakanlığına yüklenmiştir. bugün çektiğimiz sıkıntılardan birincisine sebep budur.asker müthiş bir yetkiye sahip fakat sorumsuz. milli savunma bakanlığı yetkisiz fakat sorumlu.
1960 darbesine kadar, egemenlik kayıtsız şartsız halkındır. fakat 60 anayasasıyla bu egemenlik de millet, yargı, cumhurbaşkanı ve asker arasında paylaştırılmıştır. artık seçilmişlerin tek başına hiçbir manası yoktur. zira halk bir partiyi yuzde 100 le de iktidara taşısa, o iktidar istediğini yapamayacaktır. bu egemenlik paylaşımı 80 darbesiyle beraber gelen anayasa da ek güvenlik hatlarıyla daha da kuvvetlendirildi. işte bu da bize cumhuriyetçilik oynatan sistemdir. kendi kendimizi yönettiğimizi sanmamıza rağmen aslında üstü kapalı bir padişahlıkta yaşıyoruz ve padişahın yetkileri de büyük oranda asker de olmakla birlikte yargıyla ve cumhurbaşkanıyla paylaşımlıdır. bugün abdurrahman yalçınkaya'nın da red kararı kullanan anayasa mahkemesi üyelerinin bir kısmınında ergenekonla bağlantıları ortaya çıkmıştır.ne yazık ki bunun üstüne gidebilecek kimse yok...
aslında burada şunu anlamamız gerekiyor ki, anayasa değişiklikleriyle bu sistemde milletin egemenliğini geri getirme şansımız yok. fakat artık bu dinozorlaşmış kafalarında son kozlarını oynadıklarını ve bir gün herkesin mutlu olacağı gerçek demokrasiye geçeceğimize inancım tam. bir doğum yaşanıyor ve gerçek demokrasiye geçişin sancısız olacağına inanmak da hayalcilik olur. illaki birileri doğuştan geln kazanımlarını korumak için herşeyi yapacaktır. işin kötü tarafı da sol görüşlü kişilerin bu dinozorları savunmasıdır. zira bu adamlar su an akp ye yaptıklarını sol iktidarda olsa ona da yapacaktı. zira cevdet sunay'ın "solculara göz açtırmamalıyız, bunlar 30-40 yıl sonraya kadar kadrolaşıp devrim yapacaklar, bunları engellemek için imam hatip liselerinin açılmasına hız vermeliyiz" sözü buna manidar bir örnektir. (°bkz: sami küçük'ün hatıraları)
türkiye'de bir hayalet dolaşıyor... a ka pe hayaleti...
iktidar olduğu günden bu yannı liberal politikalarda sınır tanımayan ve bu anlayışı askeri anlamda da sürdürüp her sıkıştığında soluğu ırakta alan ''ab'' ci, anti-bonapartist akp, içde ve dışda önemli kararların alınacağı ilerleyen süreçde öle elinde bir dolu kozla güçlü bir şekilde çıkmamalıydı.
öle bir ülke söyleyinki türkiye kadar ordusu yönetimine karışsın ve her 20 yılda bir darbe yapsın her canı sıkıldığında muhtıra versin. işte tsk ve türkiye bileşimi o fiks gelişim dinamiğinin dışına çıkmış ve ''sermaye-ordu'' imparatorluğunu kurmuştu. dünya'da bi' yandan dönmeye tabiki de devam ediyordu ve devam edecekti. 2 büyük emperyalist kaynak ** kendi çıkarları uğruna ''khaos''u karşıtlığı kullanacaktı.
arif olmaya ne hacet bazı şeyleri görmek için. insan haklarının anavatanı ve ilahi savunucusu ''ab'' her türlü demokratik gelişmeyi toplumsal hareketi ülke gerçekleri ölçeğinde sahip çıkıyordu. akp olsun türban olsun alevi, kürt vb ''azınlıkların'' haklarının savunulması olsun...
abd ise üniter devlet kavramının haklı savunucusu ulusal baslıkta ki her türlü isteğe hele ki ortadoğu coğrafyasında terörizm olarak kabul ediyordu.
içde ise 5-10 yıllık zamanı kapsayacak idari hukuki seçimler, yönergeler seçilecek ve yayınlancaktı. yargı üyelerinin seçimi başlı başına bir dert ''o çevreler'' için...
bana öle geliyor ki önceki arkdaşlarında belirtiği gibi bu karar akp'nin saf dışı bırakılması için yapılagelen operasyonun bir parçası. onun ötesinde bölgede kendine daha sağlam bir yer bulma arayışı içerisinde olan abd'nin ab karşısında yaptığı bir hamle. malumunuz ab ile rusya arasında ki yakınlaşmaya hepimiz tanığız. bu yakınlaşmalar buyuk abımızı çokca tedırgın etmış olacak kı bolge ulkelerının iç siyasetındeki kaos yaratma sürecine tam gaz devam ediyor.
(°bkz: ülke coğrafyasında güreşen emperyalistler)
yazılı basındaki görüş farklılığı manşetlere yansıdı. doğan grubu ve karşısındaki medya arasındaki örtülü savaş manşet başlıklara yansıdı.
hürriyet: karar iptal
milliyet: Üniversitede türbana iptal
zaman: mahkeme chp'nin talebine uydu, hukukçular isyanda
sabah: yasak kızım...
taraf: egemenlik kayıtsız şartsız yargıçların
cumhuriyet: türbana son nokta
star: hukuk utandı
vatan: dokuza iki iptal
bugün: milli iradeyi yok saydılar
yeni şafak: hukuka tecavüz
takvim: Örtülü yasak
akşam: bir karar iki darbe
vakit: yine 9'a 2
milli gazete: anayasa mahkemesi anayasa'yı çiğnedi
tercüman: türbana hayır
radikal: akp'ye kötü haber
türkiye gün geçtikçe kamplaşmaya,kutuplaşmaya doğru gidiyor ve bunun sınırları her karar sonrası keskinleşiyor, yakında o onlardan, bu bizden demeye başlayacağız. yoksa başladık mı? kazanan da olmayacak kaybeden de... türban,irtica,laiklik,atatürkçülük,kemalizm gibi konular yüzünden birbirimizi yiyoruz. Çünkü hala beraber yaşamayı öğrenemedik. beraber okumayı da öğrenemeyeceğiz ve konuşmayı da.konuşamadığımız zaman başka şeyler konuşmaya başlayacak.herkes kılıçlarını çekmesini ve bilemesi bilir, önemli olan bizi ortak bir ülkede, yaşadığımız dünyalara saygılı olarak beraberce yaşatacak güçlü yönlerimize odaklanmak.bunun içinde bize türbandan,irticadan,atatürkten,laiklikten farklı argümanlar gerekiyor.
işin bu raddeye gelmesi kaçınılmazdı.şimdi bir tarafta nası geçirdik diyen bir cenah,diğer tarafta ise tersten gösterecez az bekleyin diyen bambaşka bir cenah vardır.bunun olacağı daha kış gelmeden art arda vaşington a yapılan ziyaretlerle anlaşılmıştı.türkiyenin üzerine giydirilmek istenen ılımlı islamcı türbanı,sınırsız sömürünün garantörlüğü türban anayasa mahkemesi tarafından reddedilmiştir,ancak malum sondan kaçış değil,erteleyiş olmuştur.sam amca nın bu projesi seçim zamanı nedeniyle biraz askıya alınmış gibi gözükse de seçim bi tamamlansın,orda da sular durulsun,hep beraber görürüz sonuçlarını.