üşenmeye eşittir. anlatmaya üşenilir. zaten yorulmuş beden başa çıkamadıklarıyla, sen her gün zaten anlatıyorsun bunları kendine. zihnin içinde milyonlarca düşünce rötarsız yolculuk yapıyor bir uçtan öbür uca.
karşına alacaksın birini de anlatacaksın derdini. o da seni anlayacak. öyle mi? kim inanır be bu palavraya. "seni anlıyorum." yaşadıklarımın aynısı yaşayamadan anlayamazsın beni. hissettiklerimi hissetmeden. salt bir kelime öbeği işte, söyleyenin bile inanmadığı aslında. "seni anlıyorum". hadi be oradan.
susarsın, karşındakinin seni yargılamasına fırsat vererek. hem konuşsan ne olacak ki? hem herkesin derdi var, tasası var diye düşünürsün. beni özel kılan ne? neden illa anlatmam gerekiyor, anlaşılmam gerekiyor? anlamasın kimse beni, anlaşılmayayım ne olur ki? anlamak isteyen zaten sarfeder çabasını, soruları yanıtlamak istedikten sonra. neden çaba sarf eden ben olayım ki anlaşılmak için? üstelik çoğu zaman umursanmadığını bile bile. üşenmektir ve boşverip, seni anlayan birini bulmaktan vazgeçmektir. sorgulamamaktır. bazen hayatı fazla ciddiye almamak gerektiğini kavramaktır. buraya yazmaya üşenmeyip anlatmaya üşenmektir işte!
ben anlattıktan sonra ne kıymeti var, serzenişidir. gönül ister ki sevilen bir bakışta anlasın iç fırtınalarınızı. bazen anlamaz, belki onun da içinde fırtınalar kopuyordur, siz anlamazsınız. öyleca susulur. fırtına öncesi sessizliktir.
sessizliği cok sey ifade ettiğini düşünen zihniyetin davranışıdır,çogu zaman kaybedişle sonuçlanır oysaki,çünkü bizim için çok sey ifade eden bir sessizlik karsıdaki için anlamsızdır,hatta ilgisizlik,kendini begenmişlik şeklindede yorumlanır.
"söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil" (fuzuli)
böyle trajikomik bir çelişki düzlemi yaratan mesele. aslında paylaşmak istenir de, anlatsam kaç yazar mentalitesiyle, ya da yorgunluktan ötürü susulur.
o kadar anlatılmıştır ki zamanında, karşıdaki duvar kıvamında dinleyici ise, susma şıkkı tercih edilmiştir artık. ha duvara anlatmışım, ha sana, denilerek belki "duvara" konuşmak bile seçilebilir.
lâkin dil söylemese de, gözler, tavırlar, hareketler anlatır, konuşur da konuşur. susturabilene aşkolsun. tüm yorgunluğa rağmen, istemsiz olarak direnilir, hala bir umut devam eder, sessiz sesine... kısık sesle konuşur. ya da sessiz sinema gibi. çelişkiler düzlemi..
her ne kadar bazen susmak en iyi cevaptır deselerde,susarak hiç bir şey çözülemez,kaldı ki nereye kadar susacaksın.zaman gelir sen konuşmak istersin ama karşındaki seni dinlemek istemez..o zaman anlarsın ve dersin ki keşke o zaman konuşsaydım...konuşmak isteyipte konuşamamalar,gözlerim anlattı anlamadıysa banane diye düşünmeler zaten o konuşmanın yürekten istenmediğine işaret eder çünkü her zaman karşındakinin ne demk istediğini anlayacak durumda olamazsın...
"bazen susmak çok şeyi anlatır" felsefesine dayanan harekettir.
ama tabi bu şekilde olması için karşı tarafında sizin suskunluğunuzdan bişey anlaması gerekir ki bu dediğimiz olay bu zamanlarda çok nadiren görülmektedir.
çünkü günümüz insanları birbirine olan üstünlüklerini laf sokarak gösterme çabasındadır.gerçekten üzücüdür.
belki de anlatılcak çok şey olduğu için nerden başlayacağını bilememenin getirdiği bişeydir. karşınızdaki insan sizin bu karmaşanızdan aslında çok şey söylemek istediğinizi anlayabilir.. hatta eğer birbiriniz için çzel insanlarsanız konuşmaya pek de gerek yoktur, taraflar birbirini konuşmadan da anlayabilir..
dinleyecek olan kişinin anlatacağınız çok şeyden haberi olmaması durumudur. o da sizin söyleyecek sözünüzün kalmadığını zanneder siz de susayım bari dersiniz. zaman böyle geçer gider.
son kez için yanlış bir zamandı. daha anlatılacak çok şey varken elveda demek için de. içimde biriken iyi,kötü bütün söylemek istediklerimi söyleseydim keşke. ama kıyamadım. anlatılacak olan çok şey üzerdi.son defa da yüzünü bile görememişken anlatılacak şeyler sadece bencil ruhu doyurmak içindi,anladım.sustum.anlatılacak çok şey varken susmak,sevmektir.
çoğu zaman son sözler olduğu bilindiği için susulan şeydir aslında. anlatılacak çok şey vardır fakat anlatılan ne varsa havada kalır, içeride bilinir ki zaten bir sürü kelime altında ezilmektir bitirmek. en çok tükenirken susulur anlatılacak çok şey varken, susarken daha çok tükenilir, tükenilirken daha çok susulur. kısır döngü içinde en sonunda tükenilir ki, hala anlatılacak çok şey vardır.
anlatılmak istenilenlerin karşısında kelimelerin kifayetsiz kalabildiği durumlarda susmak, bazen yapılabilecek en sarsıcı konuşmalardan bile daha derin anlamlar gizler. gözlerin içinden gelen bu anlam derinliğindeki çığlık, hitap edilen kişinin ruhunu sağır edebilir.