dünyada tek bir koku bu kadar güven, sevgi, şevkat içerebilir belki de...
bir sarar sizi bir öpersiniz bir bakmışsınız bütün dert, tasa yok olmuş bir anda huzur dolmuşsunuz...
ya da üzücü bir günün ardından kendinizi tutmuşsunuz tutmuşsunuz annenizi görüp o kokuyu duyunca koyvermişsiniz elinizde olmadan gözyaşlarınızı...
evet evet bunların hepsini sadece duyduğunuz annenize has koku yaptırır size...
ılık süt kokusudur. özlemle içe çekilir. sekiz yıl boyunca gidilip gelinen 1000 kmlik yola değen kokudur ki sarılma anı o koku için birkaç yüzyıl bile uzatılabilir.
bir gece hatırlıyorum. başka bir ülkede, üstelik burnunun direğini sızlatırcasına gurbetlik kokusu çekerken, annesiz kalmış bir çocuk ve geceleyin annesinin yastığına kafasını koymak ister.. yatar lakin, onun kokusu yastığına sinmiştir ve burnunun içine içine dolmaktadır. daha sonra bu koku, gözünden damlalar olarak somutlaşmış şekilde süzüldü ince ince.. sessizce küçük başını avucunun arasına alıp hıçkırmaya başladı.. yanında yatan abisini uyandırmak istemiyordu zira. ne acıdır o küçük göğüsün sıkışması, onun kokusunu böylesine severken, ağlar hale gelmesi.. ne denli özlemdir ki bu, minicik ellerin minicik damlaları yalnız başına kurutması gerekir??
ah kokusuna kurban olduğum canım anam... cennet kokusu gibi kokusu. dünyamın cenneti gibi.