bir bayram günü beylikdüzünde oturan bir akrabamın evine gittim. daire 15. katta asansörde bir çilingir vardı. kaçıncı kat diye sordu düğmeye basmadan önce. bende 15 diyince ya ordan bakınca karpuzcu zeytinci gibi görünür dedi. bende baktım manava gerçekten karpuzlar zeytin gibi görünüyordu.
enişte- kardeş güzel bir karpuz seç bakayım
karpuzcu- hepsi güzel abi, bunlar zaten buraya rastgele gelmedi, bende satın alırken seçiyorum ** enişte- iyi iyi tamam, ver bir tane o zaman, büyük olsun biraz. misafir var bir kaç tane.
karpuzcu- buyur abi, bak şuna vurunca nasıl ses çıkıyor. içi su dolu fıçı gibi.
enişte karpuzu eve götürür, bir güzel yemek yenir, tatlılar çaylar falan derken sıra karpuza gelir. karpuzu bıçağın keskin tarafıyla deldikten sonra, bıçak karpuzun uç kesimlerine doğru çekilir. * karpuz ikiye ayrılır ve o da ne, karpuz bem beyaza çok yakın bir tonda beyazdır. enişte baya bir sinirlenip içinden küfrünü ettikten sonra karpuzuda alıp balkona çıkar:
"ulan göt karpuzcu, hani hepsi mis gibiydi, al ulan bunu bir tarafına sok" der ve 5.kattan aşağıya doğru * karpuzcunun kamyonunun olduğu tarafa karpuz fırlatılır.