benim naçiz vücudum bir gün elbette toprak olacaktır 
bu başlık toplam 152 kez okunmuş.
 
olmaz olsun
  1. "benim naçiz vücudum bir gün elbette toprak olacaktır. fakat, türkiye cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." şeklindedir tam hali. anadolu ajansı'na 18 haziran 1926'da atamız tarafından meşhur izmir suikast girişimi sonrasında söylenmiştir. olayları takiben ankara istiklal mahkemesi, izmir'de görevlendirildi. aralarında milletvekillerinin de bulunduğu geniş ölçüde tutuklamalar yapıldı. istiklal mahkemesi, izmir'de milli kütüphane binasında sanıkları yargılamaya başladı. ali (Çetinkaya) başkan, ali (rize), dr. reşit galip, üye ve necip ali (küçükada) da savcıydı. mahkemenin ilk bölümü 13 temmuz 1926'da karara bağlandı. suikastı planladığını itiraf eden ziya hurşit ve birkaç yardımcısı dışında, kapatılan terakkiperver fırka milletvekilleri erzurum mebusu rüştü paşa, izmit mebusu şükrü, manisa mebusu abidin, istanbul mebusu ismail canbulat, eskişehir mebusu arif ve sivas mebusu halis turgut beyler idam edildiler. istiklal mahkemesi ankara'ya intikal ederek, yine ali Çetinkaya'nın başkanlığında, izmir suikast teşebbüsünün daha geniş bir hükümet darbesinin parçası olduğu iddiasıyla 2 ağustos 1926'da tekrar başladı. sanıkların çoğu eski ittihad ve terakki fırkası mensubu olduklandan bu davaya 'ittihatçılar davası' da denilmektedir. 26 ağustos 1926 günü verilen karar ile, eski maliye nazırı cavid, ittihad ve terakki eski genel merkez Üyesi fenerbahçe başkanı dr. nazım ve eski katiblerden nail, eski ardahan mebusu hilmi beyler idama mahkum oldular ve ankara'da cebeci'de ertesi sabah asıldılar.
    (topal penguen, 02.06.2008 23:45)
  2. ve şöyle de bir anısı vardır atamın bu sözleri sarfettiği;

    - "ziya hurşit'in beni öldürmeye memur ettiği iki zavallı vardı. sorguları yapıldıktan sonra bunların birisini yanıma çağırdım. odada kimse yoktu. kendisine sordum:
    - sen mustafa kemal'i öldürecekmişsin, öyle mi?
    - evet, dedi. ben yine sordum:
    - mustafa kemal ne yapmıştı ki onu öldürecektin?
    - fena bir adammış o. memlekete çok fenalık yapmış. sonra bize onu öldürmek için para da vereceklerdi.
    - sen mustafa kemal'i tanıyor musun?
    - hayır.
    - o halde tanımadığın bir adamı nasıl öldürecektin?
    - geçerken işaret edecekler, mustafa kemal işte budur, diyeceklerdi. biz de öldürecektik.
    o zaman cebimdeki tabancayı çıkararak kendisine uzattım:
    - mustafa kemal benim, haydi al eline tabancayı, öldür, dedim.

    herif benden bu karşılığı alınca yıldırımla vurulmuş gibi oldu. bir süre şaşkın şaşkın yüzüme baktıktan sonra diz üstü kapanarak hüngür hüngür ağlamaya başladı.

    *
    (eeengineer34, 03.06.2008 00:27)
del.icio.us a ekletechnorati ye ekleyinFurl a ekleSpurl e kaydet!Wong e kaydet!Yahoo ya kaydet!Google a kaydet!Facebook a kaydet!Asansör?