cocuklugumuzda bolcana duydugumuz o zamanlar pek bir anlam veremedigimiz sozdur.telli telli turna da gecerdi bunda sanirsam sonra biz gercekten buyuduk buyuduk ve abidik gubidik sabah programlariyla bezenmis gereksiz bilgilerle dolu beynimiz kirlendi ve kirlendi dunya...
keske ben buyumeseydim de kirlenmeseydi dunya dedigim sarkı sozu.hatta keske ben olmasaydım da kirlenmesi de kirlenmemesi de umurumda olmasaydı.keske....
biz büyüdük diye mi kirlendi dünya, yoksa kirlendiği için mi biz büyüdük?
çocuk gözüyle herşey nasıl da tos pembe. sanki dünyada herkes sana sakız şeker vermek isteyen, büyük bacaklı amcalar teyzeler gibi çocuklukta. parktaki kaydırağın gözüne kocaman, devasa gelmesi gibi. ya da o parkın dünyadaki en güzel yer olduğunu sanmak gibi. çocukken bütün sokakların senin oyun parkın olduğu gibi.
annen baban sevdiklerin seni asla terk etmeyecekler, hiç ölmeyecekler onlar sanılır çocukken. dünyada "kötülük" namına hiç birşey yok bilinir. böyle herşey ip atlamak gibi, tek kale maç yapmak gibi, körebe gibi... kör gibi yani... gözüne perde mi çekiliyor o zaman ne? sonra büyüyünce perdeler açılıyor, ama güneşli bir gün yokmuş dışarda...
ölümler var, ayrılıklar var, acılar, bir de gözyaşı.. ha bir de şeker alan amcalar teyzeler yerine, kötü(kaka) insanlar var... ailenin, mahallenin baş tacı değilsin artık.. kimsenin başına taç değilsin, herkes kendi derdinde, kendi gerçeğinde... sözler ve davranışlar zıt. bencillik diz boyu... pantalonun paçalarını sıvasan yine de değiyor bir yerlerine... geçemiyorsun o balçıktan... kaçamıyorsun.
belki biz küçükken iyi bakamadık dünyaya, belki biz kirlettik. biz de kirlendik. kaka çocuklar olduk...
herkesin dertli olduğu konu. lisede grup yorum dinleyip devrim planları yapmaya benzer. yok, ben şikayetçi olmayacağım. güzel dünya. havalar da sıcak. soyunup dökünüyor millet; hoşuma gidiyor.