şarkı listesi aşağıdaki gibi olan metallica'nın son albümüdür. merakla bekliyoruz çıkmasını.
1) that was just your life
2) the end of the line
3) broken, beat & scarred
4) the day that never comes
5) all nightmare long
6) cyanide
7) the unforgiven iii
8) the judas kiss
9) suicide & redemption
10) my apocalypse
"cyanide"'ı 2 kez, "the day that never comes"ı 3 kez dinledim. ve sanırım, uzunlukları ve çok karmaşık olmaları açısından progresif bir yönü olan, ilk dinleyişte kavrayamayacağımız ama dinledikçe seveceğimiz kamyon gibi şarkılar olduğu albüm olacak gibi..*
aslında albüm hakkında tahminde bulunurken yaptığım şey, bahsettiğim bu iki şarkıyı anlatmaktı.
çıkış tarihi 12 eylül olarak açıklanmasına rağmen fransa'da bir müzik market tarafından 3 eylül 2008 gecesi satışa çıkarılan aynı gece türkiye saatiyle 1:00 gibi internete tamamı düşen albümdür.
ilk izlenimlerimi aktarmam gerekirse pek içime sinmemiş albüm. "metalika bozdu aaabi"cilerden değilim ama benim de içime sinmiyor artık. st.anger gibi ego tatmin düzeyini üstte tutup sıçıp batırmış grup bakın geri dönücez, agresifiz, kırarız dökeriz diye gelmesin artık. bi sakin olun, yoga mı yapçaksınız rahatlamak için larsı mı dövceksiniz bilmiyorum ama artık bi sakin olun.
kendilerine iüsözlük aracılığıyla olmamış diyoruz. şarkılarda ortak bir ahenk yok. herkes kendi solosunu yapıyor gibi. unforgiven iii olcaksa da böyle bir şarkı olmamalıydı. kendi adıma "sadece the day that never comes" şarkısını benimseyebildiğim albüm. eski metellica albümlerini (bülent ersoy kasetlerinin üstüne çektiğimi hatırlarım) kasetlerden çıkarıp çıkarıp dinleyesiniz geliyor.
tamamı konsept bir albümün bütün gereklerini yerine getirdikleri başka bir baba albümdür.
peki, bu konuda çokça objektif yaklaşamayacağımı biliyorum.
yine de o bateri koşmasın artık, lars artık kicklere dayanmasın, efendi olsun, sinirlerimi bozmasın demekle beraber; gerek albüm kapağı, gerek james'in hala röh dedirten ruh hastası vokaliyle o kadar para bayıılıp aldığım orijinal albüme yatırdığım her kuruşu şarkı denilen şahaserleri tekrar tekrar dinledikten sonra hakettiğini düşündüğüm sıkı albümdür.
ayrıca james halen shakespeare'den sonraki en büyük şair olduğunu yine kanıtlamıştır. metallica dinlenirken sadece kulaklar açık olmasın artık! bu adamların 27 senedir ne yaptıkları, nasıl bir şarkı sözü üstadı oldukları, nasıl birer müzikalite timsali oldukları algılarda da yer bulsun isteriz. *
metallica'nın en samimi albümlerinden biri. bu önerme, "unforgiven iii ne yeaa"cı tayfa tarafından "maddi çıkarım" amacı güdüldüğü şeklinde karşıt bir savlama ile argümana dönültürülebilir olsa da, albümün çıkmadan evvel tamamen metallica.com'da yayınlanması, şarkıların promolarının, konser kayıtlarının internette dolanımına gösterilen sabır, death magnetic'in tam iki hafta evvel rapidshare ve torrent sitelerine düşmesine metallica elemanlarının "bu durumdan memnunuz" açıklamarı ile elde bomba olarak kalacaktır. kaldı ki tüm bu referanslara rağmen death magnetic'in çıktığı ilk üç günde 490bin satması ve 22 ülkede bir numaradan listelere girmesi, albümün kalitesi hakkında biraz ipucu verecektir. metallica'nın beatles, u2 gibi grupları billboard 200 listesinde tarihe gömmesi, çıktığı hafta ilk sıraya oturan 5 albüme imza atan "tek grup" olması özelliğini kazandırması adına da önemlidir death magnetic.
metallica gibi dünyanın gelmiş geçmiş en büyük bir kaç grubundan birini [çoğu insana göre bir numaradır, her ne kadar iron maiden fanları buna muhalif olsalar da] eleştirirken, tutarlı olmak elzemdir. elemanların müzikal alt yapılarının eleştirilmesi olasıdır, bunu yapmak için hiçbirimizin berklee'de müzik öğretmeni olmamız ya da satriani ile g3'e katılıp virgil donati ile modern drummer'da boy göstermemiz gerekmez. ancak dediğim gibi, tutarlılık ve rasyonel argümanlar kullanmak, getirdiğimiz eleştirinin "kaale alınabilir olması" adına elzemdir.
her şeyden evvel, st anger gibi iğrenç tonların, solosuz şarkıların olmadığı bir albümün yapılmış olması bile, metallica severler adına sevindirici gelişmelerdir. ancak yeterli değildir. ve bunun bilincindeki metallica, neredeyse tamamı hit şarkılardan [kendi içinde(death magnetic)] oluşan bi albüme imza atmış. kirk hammett'ın aynı licklerden besleniyor gibi gözükse de [bana göre] yaratıcı soloları, rob'un çok fazla hissedilmese de sound üzerindeki etkisi, hetfield'ın inanılmaz gaz riff'leri, hayvansal vokalleri, ulrich'in idare eder davulu, insanı delirten snare sevdası. klasik metallica sound'ı yani.
albümün en büyük handikaplarından biri, daha evvel adı "casper" olarak düşünülen, sonrada unforgiven iii olarak değiştirilen şarkı kanımca. bir çok eski fan, "bu ne lan, bu hiç eski unforgivenlar'a benzemiyor" eleştirilerinde bulunuyorlar, bu fanların ikiyüzlülüklerini aşağıda şarkı değerlendirmelerimde yazıcam zaten. o halde, here we go bebek!
that was just your life: albümün açılış şakısı. inanılmaz gaz bi şarkı, özellikle nakarat kısmı. berlin konserinden canlı performansını dinleme şansım da oldu. hetfield'ın vokali sanki nakarat bölümünde biraz sıçıyor gibi. ancak şu unutulmamalı, çalıp söylemesi gerçekten kastırıcı bi şarkı bu. giriş riff'inin hemen ardından gelen riff de sanki biraz "jump in the fire"a gönderme yapılmış gibi. açıkçası kill em all motiflerini özlemiştik, ilaç gibi geldi. 10/9'luk bi şarkı.
the end of the line: albümün ikinci şarkısı. "the new song" olarak kore'de çalınan şarkının evrilmiş hali. bence albüm versiyonu çok daha başarılı olmuş, şarkı kendi içinde son derece tutarlı. 10/8 veriyorum bu şarkıya.
broken, beat & scarred: değişken riff'ler ve öküzsel bi hammett solosu barındırıyor bu şarkı. genel olarak albümün en iyi 5 şarkısından biri olarak adlandıramayız belki ama yine ortalama üzeri bi şarkı. metallica değil de herhangi bi rock grubunun albümüne konsa, o grubun şöhret olmasını sağlayacak cinsten. 10/7
the day that never comes : metallica'nın ilk klibini çektiği death magnetic şarkısı. grubun belki de en progresif şarkılarından biri. load vokalleri ile başlayan iç parçalayan bir 4 dakikanın ardından agresifleşen vokaller ve aynı şekilde seyreden riff'ler ile şarkı farklı bi kimlik kazanıyor. one, orion gibi klasiklere göndermeler var şarkının içinde. ayrıca "ride the lightning"den beri devam eden "albümün 4. şarkılarının önce romantik sonra hızlı olması konsepti" doğrultusunda ilerliyor şarkı. bu bağlamda ele alındığında ise fade to black, sanitarium, one, the unforgiven, until it sleeps, the unforgiven 2 ve turn the page ile organik bi bağı da mevcut. klibinin ne alaka olduğunu ise çözemedim. james hetfield'ın tanrısal karizması dışında... 10/8
all nightmare long : işte o şarkı. albümün en mükemmel eserlerinden biri. bir saniye bile ritmini kaybetmeyen, hetfield'ın vokallerde rüzgar olup kestiği, riff'lerin başınızı döndürdüğü bi şarkı. muhtemel olarak yeni bi konser hiti kazandı metallica dinleyicisi. inanılmaz bi şarkı. 10/10
cyanide : genel olarak eleştirmenlerin ve metallica fanlarının fazlası ile beğendiği bi şarkı. ben ısınamadım orası ayrı. şarkı kendi içinde tutarlı, orjinal riff'lere ve harika bi hammett solosuna sahip ancak dediğim gibi, belki de albümde ısınamadığım tek şarkı bu oldu. bbc'de jeff holland'ın programında canlı izleme şansım da oldu metallica'yı bu şarkıyı performe ederken. 10/6
the unforgiven iii: albümün "all nightmare long ve the judas kiss" ile birlikte bana göre en güzel üç şarkısından biri olmasına rağmen, sırf isminden dolayı inanılmaz eleştiriler alan şarkısı. eleştirilerin temel ekseni, bu şarkının diğer unforgiven'larla benzerlik taşımamasından temelleniyor ki, hikayenin farklı olmasının bu şarkının bu denli eleştirilmesi adına yeterli referans sağlayacağına inanmıyorum ben. şarkının hemen başında kullanılan piyano da, "metallica şarkılarında piyano olur mu, hem madem unforgiven yapıyorsunuz nerde bizim horn'umuz" gibi argümanlarla eleştiriliyor. buna da katılmıyorum, piyano ile unforgiven'ın bildik tınıları çalınıyor zaten. çok da güzel olmuş. unforgiven serileri içerisinde en fazla can acıtanı olduğunu söylememize de gerek yok sanırım. "how can i be lost if i've got nowhere to go/so how can i blame you when it's me i can't forgive" 10/10 [kirk hammett'ın inanılmaz solosu da pas geçilmemeli]
the judas kiss: nasıl tarif edilir bu şarkı bilemiyorum. mission metallica'da yayınlanan şarkı trailer'larında duyduğum bi bölüm vardı; "bow down" ile başlayan. "acaba hangi şarkı bu" diye hep merak ettim ve albümü aldığım gibi bu bölümü bulmak oldu ilk işim. abartmadan söylemeliyim ki, hayatım boyunca dinlediğim hiçbir şarkı bu denli büyük bi adrenalin patlaması yaşatmadı bende. hetfield'ın önünde eğiliyorum, şapka çıkartıyorum, ne bileyim. solosu, riff'leri, davulları... komple bi şarkı, mükemmel bi şarkı... 10/11
suicide & redemption : metallica'nın enstrumantal şarkılarda ne kadar başarılı olduğunu bilmeyen yok. the call of ktulu, orion, to live is to die gibi akılları alan şarkılardan sonra ilaç gibi gelmiştir açıkçası. her ne kadar kompozisyonu da duygusal yoğunluğu da bu saydığımız şarkılar kadar üst seviyede değilse bile, güzel bi şarkı. 10/7
my apocalypse: albümün kapanışına yakışır bi şekilde patlamaya hazır riff'lerle donatılmış bi şarkı. biraz slayer vari riffler göze çarpsa da metallica'nın orjinal şarkılarından biri bu da. 10/8
metallica 1989'dan sonra öldü diyenler, unforgiven iii'ü eleştirirken diğer unforgivenlar'ı refere ediyorlar ya, ya sayı saymayı bilmiyorlar ya da su katılmamış dümbükler. tutarlı değiller en azından. bir black, bir de reload şarkısını savunup, and justice for all'dan sonraki metallica'ya bok atmak, sonra bunu unutup unforgiven iii'yi eleştirmek ve her şeyi birbirine çorba etmek. işte bütün mesele bu..
sözün özü death magnetic, ilk dinlediğimde dahi beğendiğim yegane albümlerden biri olmuştur benim için. hele hele belki de hayatımda ilk defa bir albüm içerisindeki bütün şarkıları beğendim, hepsini ayrı bir yere koydum.. çok özel bi albüm.
enter sandman klibindeki kamyon gibi, 2008 çıkışlı metallica albümü..
gerçekten de albüm yayınlanmadan önce hakkında söylenilen yorumların bir tanesinde olduğu gibi, metallica kariyerinin tüm dönemlerinden esintiler taşıyan bir havası olan albüm.. hatta şöyle bir şey algıladım: albüm sanırım kaset formatında çıkmadı gerçi ama, ilk 5 şarkısını "a tarafı", son 5 şarkısını da "b tarafı" olarak gruplandırırsak ve a tarafı ile b tarafı arasında sadece "the day that never comes" ile "my apocalypse"i mübadele edersek (yerlerini değiştirirsek), "a tarafı" daha çok ilk 4 albüm havasında ve "b tarafı" da black album (ve sonrası - belki de- ) havasında geliyor bana..
1- that was just your life - şahane
2- the end of the line - ıntro'su ve solosu falan mükemmel ama nakaratı falan o girişe kesinlikle yakışmamış bence.
3- broken beat and scarred - iyi, güzel bir şarkı. şahaneleşen anları da var ama biraz daha dinlemem lazım. ama keyifli bir şarkı oldukça.
4- the day that never comes: şahane.
5- all nightmare long: riff'leri falan şahane ama bu şarkının da nakarat vokal melodisine falan hiç mi hiç alışamadım. zayıf geldi.
6- cyanide - şahane.
7- the unfurgiven iii - efsanevi değil ama reload'dan güzel bir slow'muş gibi. yani beğeniyorum bu şarkıyı.
8- the judas kiss - şahane ve albümde en dikkatimi çeken inanılmaz bir soloya sahip bence. gerçi solonun altında giden ritm gitar riff'inin de etkisi var.
9- suicide and redemption - metallica'nın geçmişindeki diğer enstrümantal örnekleri gibi efsanevi değil ama "şahane"nin bir altı: çok güzel.
10- my apocalypse - harika bir intro'ya sahip, "çok güzel" ile "şahane" arasında gidip gelen bir şarkı benim için.