en güzel tariflerinden birini ?kara kitap? ta bulduğum kavram.
''hayat dertlerle doluydu, acılarla, biri bitince öbürü gelen, öbürüne alışırken bir yenisi bastıran ve yüzlerimizi birbirine benzeten derin acılarla. birdenbire de gelseler, bu acıların çoktan beri yolda olduğunu biliyorduk biz, onlara kendimizi hazırlamıştık, ama gene de dert, bir kabus gibi üzerimize çökünce bir tür yalnızlığa kapılıyorduk; başka insanlarla paylaştığımızı sandığımız zaman mutlu olacağımız umutsuz ve vazgeçilmez bir yalnızlık.''
bilmem ki nasıl anlatsam;
nasıl, nasıl, size derdimi!
bir dert ki yürekler acısı,
bir dert ki düman başına.
gönül yarası desem...
değil!
ekmek parası desem...
değil!
bir dert ki...
siktir git lan demenize rağmen sizi terketmeyen yüzsüz , pis , yavşak ve üzücü bir şeydir. sinirlendirir de. Çözüm alkolde aranır , kafanız iyiyken o da dolaşmaya çıkar , hava falan alır. ayıldığınızda bakarsınız ki tekrar gelmiştir.
tekrar siktir git lan dersiniz. ağlamaklıdır bu sefer sesiniz. ama o hala ordadır , terketmez sizi... ve hala yüzsüz , pis , yavşak ve üzücü bir şeydir...