güneşi içenlerin türküsü 
bu başlık toplam 75 kez okunmuş.
 
olmaz olsun
ADnet Reklamları Siz de reklam verin
  1. nazım hikmetin en güzel şiirlerindendir. yazılma koşulları ele alınarak incelenmeli nazım ın şiirleri. sene 1924. genç kemalist hükümet kendine muhalif bütün unsurları törpülemek için takrir-i sükün yasasını çıkarır. türkiye komünist fırkasının üyeleri sempatizanları yakalanır. 1924 tutuklamaları denir komünist tarih içinde bu döneme. nazım hikmet soluğu izmirde yer altında yaşadığı bir evde alır. eve gitmeden önce bir köpek tarafından ısırılmıştır. köpeğin kuduz olma ihtimali bile nazımı paranoyak bir ruh haline sürükler. 25 gün güneş görmeden güneşe hasret bir şekilde paranoyak hisleriyle geçirir nazım günlerini ve bu şiiri yazar.


    bu bir türkü: -
    toprak çanaklarda
    güneşi içenlerin türküsü!
    bu bir örgü: -
    alev bir saç örgüsü
    kıvranıyor;
    kanlı, kızıl bir meşale gibi yanıyor
    esmer alınlarında
    bakır ayakları çıplak kahramanların!
    ben de gördüm o kahramanları,
    ben de sardım o örgüyü,
    ben de onlarla
    güneşe giden
    köprüden
    geçtim!
    ben de içtim toprak çanaklarda güneşi
    ben de söyledim o türküyü!
    yüreğimiz topraktan aldı hızını;
    altın yeleli aslanların ağzını
    yırtarak
    gerindik!
    sıçradık;
    şimşekli rüzgâra bindik!
    kayalardan
    kayalarla kopan kartallar
    çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
    alev bilekli süvariler kamçılıyor
    şaha kalkan atlarını!


    akın var
    güneşe akın
    güneşi zaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!


    düşmesin bizimle yola:
    evinde ağlayanların
    göz yaşlarını
    boynunda ağır bir
    zincir
    gibi taşıyanlar
    bıraksın peşimizi
    kendi yüreğinin kabuğunda yaşıyanlar!
    işte:
    şu güneşten
    düşen
    ateşte
    milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!
    sen de çıkar
    göğsünün kafesinden yüreğini;
    şu güneşten
    düşen
    ateşe fırlat;
    yüreğini yüreklerimizin yanına at!


    akın var
    güneşe akın
    güneşi zaaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!


    biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
    güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
    toprak kokuyor bakır sakallarımız!
    neşemiz sıcak!
    kan kadar sıcak
    delikanlıların rüyalarında yanan
    o "an"
    kadar sıcak!
    merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak
    ölülerimizin başlarına basarak
    yükseliyoruz
    güneşe doğru!
    Ölenler
    dövüşerek öldüler;
    güneşe gömüldüler.
    vaktimiz yok onların matemini tutmaya!


    akın var
    güneşe akın
    güneşi zaaaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!


    Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!
    kalın tuğla bacalar
    kıvranarak
    ötüyor!
    haykırdı en önde giden,
    emreden!
    bu ses!
    bu sesin kuvveti,
    bu kuvvet
    yaralı aç kurtların gözlerine perde
    vuran,
    onları oldukları yerde
    durduran
    kuvvet!
    emret ki ölem
    emret!
    güneşi içiyoruz sesinde!
    coşuyoruz,
    coşuyor!...
    yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
    mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!


    akın var
    güneşe akın
    güneşi zaaaaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!


    toprak bakır
    gök bakır.
    haykır güneşi içenlerin türküsünü,
    hay-kır
    haykıralım!

    (1924)

    (yuri gagarin, 18.06.2008 21:49 ~ 21:50)
  2. arkadaştan edindiğim bilgiye göre o dönem nazımın yaşamını kendi elinden anlatan bir yapıtı varmış. eklemek istedim. yapıtın adı: (°bkz: yaşamak güzel şey be kardeşim)
    (yuri gagarin, 22.06.2008 11:45 ~ 11:46)
Asansör?