genel kurmay başkanının ağzından çıkan her söz tartışılmalıdır. devletin yetkili kurumları ve gazeteciler bile dediklerine yeri geldi mi karşı gelmelidir. o diyorsa mutlaka yerine getirilmeli diye bir anlayış olmamalıdır.Ülkenin siyasetinde söz sahibi olma yetkisi hükümetin kontrolünde ve cumhurbaşkanının denetiminde olmalıdır. cumhurbaşkanı gerektiğinde genel kurmay başkanını görevden alacak iradeye sahip olmalıdır.bu iradeyi kullanabilecek düzen tesis edilmelidir. seçilmişlerden daha etkin biri değildir genelkurmay başkanlığı makamı.demokratik toplumlarda askerin bir konuşması birçok politikayı etkilemez .irticai faaliyet olsun bölücü faaliyet olsun bunlar siyasetin güdümünde çözülmelidir, asker tek başına insiyatif alamaz.türkiye?de genelkurmay başkanının bazı kurumlardaki atamalara dahi karışabildiğini görüyoruz, bu kesinlikle kabul edilemez. genelkurmay başkanlığı bu gibi rollerin aktörü olursa ispanya devlet başkanı?nın kara kuvvetleri komutanını görevden alması gibi derhal görevinden alınmalıdır. laiklik konusunda ise ağırlığı, muhalefet partilerinden daha fazla olmamalıdır. bu gibi işlerin konuşulacağı kapılar tbmm çatısıdır. hem belirli alanlarda iktidara gel ortak ol ama sonuçlarına karışma böyle bir zihniyet terk edilmelidir. işin en önemli boyutu ise okullardaki askeri öğrenciler, oradan mezun olmuş idealist teğmenler ve emekli komutanları siyasetten pasifleştirmek gerekmektedir. bir yolculuğum sırasında yanına oturmuş bulunduğum yeni yetme bir teğmenin kafasında cumhurbaşkanını ve başbakanı kabullenememesi ve ardından çıkarıp cumhuriyet gazetesini dikkatle okuması askerin siyasetin içerisinde nasıl kutuplaştığına bir örnektir.genelkurmay başkanlığı makamının ülke siyasetindeki rolü avrupa birliği normlarına uygun olmalıdır, türkiye?nin kendisine has bir özelliği olduğu yalanı geçerliliğini yitirmiştir.