gerçek şudur ki hepimiz * öldüğümüz zaman uyanacaz. mesela konfüçyüs, birçok kişinin saygı duyduğu fikirlerine inanılmaz saygı duyulan milattan önce 6.yy'da yaşamış biri. öldü gitti artık o, sizin onun hakkında ne düşündüğünüzü bilmek istemez umurunda bile değil, konfüçyüs eğer ki son nefesini bir inanan olarak vermişse hayattayken etkilediği onlarca insanı hatırlamaz bile. aynı şekilde atatürk, bu dünyada ne yaptıysa iyi ya da kötü onu ilgilendiren tek şey şimdi onlardır. varsayalım ki dünyaya çok önemli şeyler kazandırmış bir insan ölüyor ve cehenneme gidiyor, o kişinin umurunda değil artık hiçbirşey, herşeyden vazgeçip cennete gitmeyi istemekden başka birşey istemez *. anlamayanlar için özetliyim tek gerçek dindir o din de islamdır!.
gerçek olanın yapmaya çalıştığı şey; onu anlamaya çalışmaktan vazgeçirmek,onu unutmak,ondan uzak durmak,burda şu anda olanın aynı zamanda olmadığına inandırmak. gerçek kadar komplike bir şeyi hiç ama hiç aramamak,aramaktan vazgeçmek. hayal etmek,umut etmek tamam da aslolan gerçek olanın tahlilini yapmak değil mi? umut etmek varolan gerçekten kaçmaksa eğer gelecekten umutla bahsetmek ve umut edilen günler yaşamayı dilemek de bu anlamda ortaya çıkan ironide boğulmak değil de ne?
gene de herkes "düşlerinin büyüklüğü kadar özgürdür" ve bazen de "umut etmek,kötülüklerin en kötüsüdür".
kimbilir... aslolan gerçek olan sonucunda.