bıraktığın gibi bulup bulamayacağını düşünedur sen, hayat geçmekte. belki de senden geçmekte. adımlıyoruz işte ömrümüzü ve durakladığımız, ilerleyip ardımıza baktığımız anlar hayatın hesap dökümü mahiyetinde.
giderken el bile sallayamazsın bazen. kolunu kaldıracak mecalin olmaz. kendi mezaliminin seyircisi olmanın borcudur bu. dinlersin kendini, dinlersin, dinlersin. ve harekete geçersin. dinlemek susmaktır çünkü.
artık konuşmak gerek. ses yükseltmek, cümlelerini özgür bırakmak gerek. nereye gidersen git ya da nereye dönersen dön, " bu şehir arkandan gelecektir..."
kafayı çevirmektir. önündekine bakmaktan sıkılıp geriye esnemek.
ileriye adım atmaktan zor olan bir de. cesaret işi. öyle ki kafayı çevirip arkana baktığında başladığın yol olmayacak gözlerine yansıyan, bilmelisin.
belli ki biryerlerden gidilmiş, birilerinden vazgeçilmiş; mevzuu geri dönmek ise. sen gittiysen de kalbin kaldıysa orada, sen onda kaldıysan hala; yapma etme. birlikte geçirilecek zamanı ertelemekten başka bir şey değildir gurur.
geri dönmenin nesnesinin senden götürdükleri, kınadığın insan figürlerinin senin hayatında yer alması şaşkınlığı sana engel olur; bilmem iyi mi olur. hani dedik ya bazen ayrılık birliktelikten daha anlamlıdır diye; bu gözyaşlarından değerli midir, yoksa hayat bir yazıyla gaza gelinecek kadar basit midir?
gidilen yerden, gelinen yere yapılan yolculuktur. bazen "gidilen" bir şehirdir. artık o şehre ait olmadığınızı hissedersiniz. sizin için orada hayat bitmiştir,tüketilmiştir yaşanacak herşey. geri dönmek için bir akraba ziyareti sebeptir ancak. bazen "gidilen", sevgilinin yüreğidir. göz yaşıyla yürekte sızıyla gidiliyorsa , bir gün geri dönüş yolu açılacaktır. elde bir demet umut çiçeğiyle herşeye yeniden başlamak adına, kapısı çalınacaktır gidilen sevgilinin.