inadına öğrenmediyse onun ayıbı, yok eğer imkansızlıklar bu durumu ortaya çıkardıysa devletin ayıbı. hoş devletin başına sürecek ilacı da yok ama devlet babadır sonuçta...
edit: eksiyi atan allah aşkına bulsun beni. hayır eksi yemediğim şey de değil ama garip böyle konularda eksi yemek.
80 yaşında güleç bir anadolu kadınıdır. köyünde süt sağıp, tarla sürüp üretime katılmaktadır. annedir, nenedir, atadır, bağışlayıcıdır. türkçe bilip dünyayı kendi malı sananlara, insanlara öz toprağında kiracı muamelesi yapanlara, herşeyden önce insan olamayanlara tokat gibi bir cevaptır mütevazi, hoşgörülü, paylaşımcı duruşu.
bir gün aslen bursa-gemlik'li olan ev arkadaşım anlatıyor;
bugün asker arkadaşımın evine gittim. kankası da yanındaydı. akam evden çıkarken kankası "ben de çıkıyorum, beraber metro'ya kadar gidelim" dedi ve evden beraber çıktık. tam metro girişine yaklaştığımızda metrodan bir adam telefonda kürtçe konuşarak çıktı. "hay senin..." diye başladığım anda yanımdaki arkadaşın cep telefonu çalmaya başladı. telefonu açıp kürtçe konuştu. ben o küfrü tamamlasaydım o çocuk beni döver miydi
tesadüfen memleketten annesi de gelmişti ve bizi dinliyordu. "bak onur'cuğum, istanbullu değilsin, gurbetten geldin. tesadüfen annen de yanımızda. diyelim ki doğulu bir kürttün ve annen türkçe konuşmayı bilmeyen bir kürt köylüsüydü. istanbul'da yaşayan seni, köyünden arayan annenle, annenin de senin de bildiğiniz dilde mi konuşurdun yoksa burası istanbul diye istanbul'da en çok kullanılan dil olan türkçe'yle mi?
annesi lafa karıştı. oğlum babanın zorunlu görevi için 4 sene diyarbakır'da yaşadık sen doduğunda. tek kelime kürtçe bilmiyorduk ve o insanlar bizi onların dilini bilmemekle, çarşıda pazarda anlamadıkları türkçeyi kullanıyor olmamızla suçlamadılar.
neree doğduğunuz, kimin çocuğu olduğunuz sizin belirleyeceğiniz şey değildir. istediğiniz kadar din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapın. ama bilin ki en kutsalı ana'dır ve en kutsal iletişim ana'yla kurulan iletişimdir. ana sadece kürtçe biliyorsa eğer o çocuk o dille konuşmalıdır. türkçe bilip bilmemesi de ayrı bir tartışmadır.
gelelim ayrı dediğimiz tartışmaya....
4-5 yıl eğitim fakültelerinden okuyup güneydoğu'ya zorunlu göreve giden, tek kelime kürtçe bilmeyen o izmirli güzel öğretmenden hiçbir farkı olmayandır bu türkçe bilmeyen kürt. sen 5 yıl eğitim ver, okut, pedagajiyi daya, kordon'dan, kıbrıs şehitleri'nden, konur sokak'tan, istiklal caddesi'nden çıksın bizim rüküş şehirli kızımız güneydoğu'da bir kürt köyünde anasınıfı ya da ilkokul çocuklarına türkçe öğretsin. pehhh....
bu öğretmen en az 2 yılda yaşadığı coğrafyanın dilini öğrenip o coğrafyanın kültürüyle tanıabilir. bırakın çocuklara türkçe okuma yazmayı öğretmeyi sadece türkçe konuşma ve anlama eğitiminini bile tamamlayamaz. tam verimli olacağı zamanda da zorunlu hizmeti biter ve döner ciks mekanlarına. sonra büyük şehirde türkçe bilmeyen kürt'ü aşağılamaya başlar.
bu sadece insanın kendisini eğitmesiyle çözülecek bir sorun değildir. bu aynı zamanda devletin de insanı eğitmesiyle alakalı bir sorundur. sen hem adamın ulusunu ulus olarak kabul etme, hem dilini kabul etme bu yetmezmiş gibi yeni mezun öğretmenini adamların arasına eğitime yolla. ne bu; "eğitim götürüyoruz".
ben istanbul'da yaşayan bir türk'üm. ingilizce ve kürtçe bilmediğim için kendimden utanıyorum. bırakın kürt kardeşimi dilediği dilden iletişimini kursun. sende git bir çay koy, soluklan....
türkçe bilmeyen/ bilemeyen ( zamanında oraya götürülemeyen eğitim hizmetleri sebebiyle) yaşlı ninelerimiz üzerinden tartışılması anlamsız olan başlık...
asıl oraya öğretmenler ve hizmet götürüldükten sonra o öğretmenlerin öldürülmesine seyirci kalıp, oraya gidip vatanına hizmet etme derdinde olan insanları ordan kaçırıp, bi de üste çıkmaya çalışan, türkçe bildiği halde toplum içinde fısıltılarla kürtçe konuşanlar üzerinden devam etmelidir belki bu tartışmalar... *
doğuda özellikle kürt kadınlarda görülen durumdur. gercekten türkçe bilmezler. anlamazlar. gidip görüldügün hayret edilir. derin düşüncelere dalınır saygı duyulur. zira türkçe bilmez ama hayatı görmüstür. cengiz aytmatovu okuduysanız, o hikayelerdeki insanların hayatına duyduğunuz bir saygı gibi saygı duyarsınız. çektikleri çilelere saygı duyarsınız. gözlerinde saf ama acı dolu hayatının izlerini görebilirsiniz. konuşmak istersiniz, dinlemek istersiniz hikayesini, hayatını bilmek çektikleri acıları hayatlarının zorluklarına ortak olmak istersiniz.
tanım
türkçe bilmeyen kürt: göçebe yaşayan hayvancılıkla geçinimini sağlayan kürtler.
türkiyede doğmuş ve yaşamaya devam etmekte olan her türk vatandaşının zorunlu olarak bilmesi gereken dili bilmeyen kimsedir. kimse lagaluga yapmasın. yok eğitim gitmemişmiş yok imkansızlıkmış... elektrik kablosu değildir bu dildir. 2 ay insan içine çıkınca yarısı öğrenilir. 1 yıl zarfında da bülbül gibi şakınır.
neredeyse hiç kalmama aşamasına gelmişti , gözlerimizi kapatıp görmeyince yok oluyolardı ne güzel , ama açılım maçılım galiba açacaklar zorla gözlerimizi.
muhtemelen ırak,suriye,iran veya etraftaki diğer ülkelerde yaşaması muhtemel kişidir. eğer türkiye vatandaşı ise ülkenin resmi dilini bilmemesi gerçekten üzüntü ve sıkıntı vericidir. tıpkı kendi etnik dili kürtçe'yi bilmemesi gibi.