gotik, kendine has özelliği olan bir sanat anlayışıdır. gotik sanatı 12. yüzyılın ikinci yarısında romantik sanatının değişmesiyle, latin sanatına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. avrupa'nın çok yerinde aynı zamanda rastlanmış ve bütün hıristiyan batı dünyasına yayılmıştır. avrupa'nın sanat merkezi kabul edilen italya'da ise pek tesiri görülmemiştir. ispanya'da gotik sanatının arap motifleriyle birleşmesinden meydana gelen müdeccer (mudejar) üslubu doğmuştur. gotik sanatı avrupa'nın kuzeyinde 16. yüzyılın başlangıcına kadar sürmüştür. gotik tarzının önemli özelliği sivriliktir. roma mimarisindeki yaygın kubbeler yerine, dilimli kubbeler, yuvarlak kemerler yerine, sivri ve birbirini kesen kemerler kullanılmıştır. dini yapılarda aranan diğer bir husus ise büyüklük ve yücelik hissinin uyandırılmasıdır. ağırlığa tamamiyle hakim olan gotik mimarisinde yapılar, sanki yükselerek uçuyormuş gibi bir his verir. gotik tarzı, yalnız mimarlıkta tesirli olmayıp; süs ve gündelik eşya resim ve yazıda, heykelcilikte de etkili olmuştur.
italya'da da bir dönem etkili olan sanat akımı. hatta italyan gotiği başlığı altında toplanabilecek hatrı sayılır miktarda yapı vardır, bunlardan biri de beyoğlu'ndaki st antuan kilisesidir. isim babası roma'yı yıkan germen kabilelerden biri olan gotlardır. avrupa'da bu sanat ilk ortaya çıktığında aşağılayıcı bir mana taşıyan gotik sözcüğüyle karşılanırken sonrasında bizzat özellikle batı avrupa'da gotik üslup moda olmuş, yaygınlık kazanmıştır. gotiğin popülaritesi ve orta çağın patriarklarının güç kazanması arasında "falik" bağlantılar kurmak işten bile değildir, zira sivrilik ve patriarklık sanılanın aksine birbirlerine pek uzak kavramsal içeriklere tekabül etmezler. bütün bunların yanında gotik üslup cemaatlere dayalı toplumsal formasyonun anıtsal mimarisinden bireysel otoriteye dayalı inceltilmiş ve "genellikle" konut mantığına göre forme edilmiş mimariye geçişten önceki son üsluptur, geçiş noktası olması bakımından da enteresandır.
1986 yapımı, başrollerinde gabriel byrne ve julian sands in oynadığı, ken russell ın yönettiği, mary shelley nin, korku klasiği "frankenstein" ı yarattığı gecede olup bitenleri resmeden bir ustalık gösterisi...
son dönemler canım ülkemde gotik kelimesi aşırı metal dinledigini belirtmek amaçlı kendilerini siyaha büründürdükten sonra garip saç stilleriyle yeni moda yaratan kişilere denir.
özellikle metal müzikle de anılan bir kavram. ama ülkemizde özellikle hatunlar bakımından gotik dışında götik kavramını kullanmamız daha doğru olacaktır
siyah kalemi bi parmak kalınlığında göze sürerek, bakabildiği kadar tepeye bakarak hiç gülmeden poazlar veren, tek renk siyahtır uleynn gibi bir anlayışa sahip, felsefesi ben bokum sen boksun alem bok olan ve gotikin anlamını bile bilmeyen sırf dikkat çekmek amacıyla değişik saçma hareketlerde bulunan kişilik bunalımındaki organizmaların topluluğuna verdiğimiz ad.
mahallenin gençleri arasında iyi sevişen hatunlara yakıştırılan önad.
Örnek diyalog:
osman abi:olm varya bu şüküfe acaip sevişio
bakkal hilmi abi: öle öle aynı gotik gibi
osman abi: o ne la?
bakkal hilmi abi:böle italyada rönesansıda etkilemiş gerek mimaride gere...
osman abi: ya ya bizde demin apo ile onu konuşuyoduk ne olucak bu böle diye..
apo: hilmi abi biz senle daha arkadaşlık etmicez.
taksimde çok bol bulunan,banka önünde oturan; ama niye oturduklarını kendileri de bilmeyen,asla gülmeyen insan türü.aslında tahmin ettim neden banka önünü tercih ettiklerini.hani bi zengin bankadan çıkar şu rezil halimize acır ve bize çek yazar.sanırım bu düşünceyle hareket eder bu hedeler.
denying our restlessness
frustrations tension eludes
the past was clean
where thoughts were mild
the present day horrors alive
slowly passing timeless horrors
lives within all fear
the mourning in my tears
drown all the past
we lived beneath these years
awaiting for the call
for all life to expire
passive to this day
to infinity we'll fall
the light is dim before us
shadows appear and fall
a barrage of savage ways
only the darkness can filter through
awaiting for the call
for all life to expire
passive to this day
to infinity we'll fall
lives within all fear
the mourning in my tears
drown all the past
we lived beneath these years...