hadisler bağlayıcı değildir 
bu başlık toplam 101 kez okunmuş.
 
olmaz olsun
  1. bazı yerlerde okuduğum ve tüylerimi diken diken eden asılsız iddia. hadislerin bağlayıcı olmadığını, uydurma olduğunu ve dine sonradan katıldığını (haşa) söylüyor. öncelikle hadislerin bağlayıcılığına bakalım:


    ey iman edenler! allah'a itaat edin. peygamber'e itaat edin ve sizden olan ulu'l-emre (idarecilere) de. (nisa suresi, 59. ayet)


    kim peygambere itaat ederse, allah'a itaat etmiş olur. kim yüz çevirirse (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik. (nisa suresi, 80. ayet)

    namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, resüle itaat edin ki size merhamet edilsin. (nur suresi, 56. ayet)


    şimdi bu kesmin (peygambere itaat ile kasıt kuran?a itaattir.) demesi ne kadar tutarlıdır? bakınız sevgili kardeşlerim, yukarıdaki verdiğim örnekte namazı kılan, zekatı veren müslümanlara, yani kuran?a zaten itaat etmiş müminlere pergambere itaat, tıpkı namaz gibi farz kılınıyor. yine yukarıdaki başka bir ayette allah?a, ulu?l emre ve poeygambere itaat ayrı ayrı tutuluyor. onlarca ayette peygambere itaat vurgusu o kadar çok yapılıyor ki hepsini alma gereği duymadım, gün gibi ortada bu durum.

    diğer yandan, yüce allah kuran?da peygambere muhalefeti yasaklamıştır. örneklere bakalım:

    allah ve resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü'min erkek ve hiçbir mü'min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. kim allah'a ve resülüne karşı gelirse şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır. (ahzab suresi, 36. ayet)

    hayır! rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar. (nisa suresi, 64. ayet)
    kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü'minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. orası ne kötü bir varış yeridir. (nur suresi, 115. ayet)
    (ey inananlar!) peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. içinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri allah gerçekten bilir. artık onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar. (nur suresi, 63. ayet)
    görüldüğü gibi müslümanların, peygamberin kuran dışı hükümlerine de itaati açıkça farz kılınmıştır. zaten imanın ölçüsü de budur. imanı güçlü olan bir insan, sadece kuran?a değil, peygambere itaat etmek zorundadır. zeynep-zeyd evliliğini isteyen peygambere karşı çıkan ve zeyd?i istemeyen zeynep?e yönelik ayet inmiştir ve inanmışsa peygambere karşı koyamayacağı açıkça belirtilmiştir. inanmazsanız durum farklı, fakat inanırsanız itaat etmek zorundasınız. muhalefet ettiğiniz zaman imanınız kıt demektir.
    söz konusu kişiler, aşağıdaki ayetleri göstererek kuran?ın tam ve eksiksiz olduğunu söylemektedirler:
    yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. (enam suresi, 38. ayet)
    "size kitab'ı (kur?an?ı) hak olarak indiren o iken ben allah'tan başka bir hakem mi arayacağım?" (de). (enam suresi, 114. ayet)
    sana kitabı, ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik. (nahl suresi, 64. ayet)
    sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik. (nahl suresi, 89. ayet)
    lakin bu ayetler, peygambere itaati emreden ayetlerle birlikte incelenmelidir. bir ayeti cımbızlayıp diğerini arkaya atmak, zamanında yahudilerin en büyük hatası olmuştur, ibret almamız gerekir. kaldı ki kuran?ın tam bir kitap oluşunun nedeni hadislerdir. evet, allah?ın ayette belirttiği gibi dosdoğru açıklanmış bir kitaptır lakin kuran?ı açıklayan bizzat peygamber aleyisselam?dır, yani onun sünneti ve hadisidir. bunu destekleyen ayetler şunlardır:
    (ey muhammed!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
    şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir.
    o halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.
    sonra onu açıklamak da bize aittir. (kıyame suresi, 16., 17., 18. ve 19. ayetler)


    (o peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. insanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu kur'an'ı indirdik. (nahl suresi, 44. ayet)


    evet, görüldüğü üzre peygamberin bir görevi de kuran?ı açıklamaktır. şöyle bir düşünelim, eğer kur?an-ı kerim herhangi bir kaynağa ihtiyaç duymasa, peygamber neyi açıklayacaktı? biraz tutarlı iddialar olsa üzerinde düşünmeye değerdi.

    tabi bir de hadislerin hangisine inanalım ki diye söyleniyor. bunun çalışmalarını alimler zaten yapmışlar. allah aşkına bu iddialarla gelen insanlar kaç tane rivayetin ravisini biliyor? on tane bile bilmezler. alimler bunun araştırmasını yapmış, mezheplerin farklılıkları vardır fakat ihtilaftan merhamet doğar. hem (şüphesiz o zikri biz indirdik biz! onun koruyucusu da elbette biziz. (hicr, 9)) diyen allah, sadece kuran?ı mı korumuştur? bugün yalancı (haşa) diye nitelendirdiğimiz sahabe değil midir kuran?ı bize nakleden? hadisleri de bu insanlardan öğreniyoruz, peki bu nasıl çelişkidir?

    bilindiği üzre kuran-ı kerim?de namaz, hac, zekat gibi konuların detayları yok. kuran'ın başlı başına yeterli olmadığının fakat dosdoğru açıklanmış bir kitap olduğunun en büyük işaretlerindendir bu. yüce allah'ın kuran'da fazla detay vermemesinin nedenlerinden biri de gelecekteki bu sapkınların ortaya çıkacağının farkında olmasıdır. çünkü bu gibi temel ibadetlerin olmazsa olmaz detaylarını öğrendiğimiz yegane kaynak hadistir. şimdi düşünelim, allah zikri koruyacağım diyor fakat müslümanların yüzyıllardır kıldığı ve dinin direği olan namazı anlatan hadisler uydurma oluyor (haşa). peki o zaman sadece ayetlerin korunmasının ne önemi kalır? müslümanların yaşantısını, peygamberin sözlerini allah korumamış olabilir mi? biraz mantıklı olalım.

    bugün kuran?ın ışığında farz kılınan hadisi göre göre reddetmek, zamanında ehli kitabın, kendi kutsal kitaplarını kendi zevklerine göre yorumlamasıyla eş değerdir ve insanı dinden çıkarır. bu görüşe göre herkesin kafasındaki islam farklı olacak, islam dejenere olacak, müslümanlar gaflete düşecektir. bu da fitnedir ki pekçok yerde refere ettiğim bakara suresi 217. ayeti tekrar yazayım, fitne adam öldürmekten kötüdür. evet, bu insanlara düşünce özgürlüğü altında dini dejenere etme fırsatı verildiği takdirde, çevremizde dalalet içerisinde müslümanlığı yanlış anlamış insanları daha da sık görürüz ki bu da bizi helak olmuş kavimlerden farklı kılmayacaktır. insan hapis hayatı yaşamıyor, fikirleri kendine kalmıyor. din adı altında insanlar kandırılabiliyor. peygamberimiz bu insanlara müsamaha göstermemiştir. inanmıyorum diyen insan inanmayabilir, cizye verip dinini özgürce yaşar; fakat inanıyorum deyip islam dinine saldıranların da ehli kitaptan farkı yoktur ve herkim hadisi inkar ederse cizye vermesi gerekir. bugün imam şafii, gazali gibi büyük alimlerin görüşüne göre hadislere inanmak bağlayıcıdır ve müslümanların sorumluluğu altındadır. kuran?da açıkça hükmü verilen bir konu hakkında hadise ihtiyaç duyulmasa da kuran?ın açıklaması olsun, kuran dışı hüküm koyma olsun hadise ihtiyaç vardır ve bu kişiler tabiatıyle tevbe suresi 29. ayet?teki cizye kriterlerinden peygamberin haram kıldığını haram kılmama kısmına girdiklerinden cizyeye tabi tutulabilir. mürtedin katlinin vacip olması nedeniyle katledilebilir dahi, çünkü dediğim gibi fitne yapıyorlar. bugün inkar edilemeyecek gerçek, kuran ve sünnetin ayrılamaz iki kaynak olduğu, korunduğudur. kuran, allah?ın sözü olduğu için bir seviye daha kutsaldır fakat hadisin hükmü de kuran?dan aşağı değildir. bunlar birbirine sıkı sıkıya bağlıdır, et ve kemik gibidir. peygamberimizin veda hutbesi?nde bu ikisine sarılmamızı emrettiği dahi yadsınamaz. allah?tan korkan hiçbir müslüman da kıt islam bilgisiyle hayatını islam?a adamış alimlere yalancı diyemez.

    diğer yandan peygamberin hakemliği, kuran dışı kararlarının 1400 sene öncesinde kaldığını belirten ve müslüman olduğunu söyleyen kişiler, bu emirlerin peygamber dönemine ait olduğunu ve hükmünün orada bittiğini kanıtlamak zorundadırlar. kanıtlayamazlarsa peygambere gerici diyerek, onun evrenselliğine hakaret etmiş olurlar ki bu da başka bir riddet sebebidir.

    (ey muhammed!) seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. (enbiya suresi, 107. ayet)

    biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. (sebe suresi, 28. ayet)

    gibi pekçok ayette peygamberin evrenselliğine vurgu yapılır ve onun sünnetine çağ dışı diyen, doğrudan hakaret etmiş olur. peygamberin kuran?ı hepimizden iyi bildiği gerçeği vardır ki onun görevlerinden biri de kitab?ı en iyi şekilde açıklamak olmuştur, bu yukarıdaki ayetlerle sabittir. zaten peygamber aleyisselam?ın allah tarafından kuran-ı kerim?de bu kadar övülmesinin sebebi de budur. sonuçta peygamberi sadece sureleri okumayla görevli bir robottan ibaret gören ve inandığını iddia edenlere allah?tan hidayet diliyorum. ve inşallah bunu bilinçsizliklerinden ve art niyetsiz bir şekilde yapıyorlardır. bile bile, görerek yapmaları çok çok daha vahim bir durum çünkü.

    not: mealler, kabul görmesi için diyanet?in sitesinden alınmıştır. onun dışında herhangi bir alıntı yoktur. kuran?ın, alimlerin ve sünnetin ışığında kendi görüşlerimdir, yanlışlarım varsa allah doğruyu gösterip affetsin.
    (zulkarneyn, 01.07.2008 21:03)
del.icio.us a ekletechnorati ye ekleyinFurl a ekleSpurl e kaydet!Wong e kaydet!Yahoo ya kaydet!Google a kaydet!Facebook a kaydet!Asansör?