kurtulş savası suresınce halka mıllı bilinc uyandırma konusunda pek yararlı olan mitingler düzenleyen bu konudada bircok eser veren türk kadın romancı.1940 yılında istanbul üniversitesi ingiliz filolojisi kürsu baskanı olmuştur.1950 lerden sonrada siyasete atılıp 1964 yılında vefat etmiştir.
yıl 1922. anadolu?da kurtuluş savaşı?nın sonları. roman yazarı, tercüman, sonra milletvekili halide edip?im şimdi. adınız diyorum, birliğiniz, nerde tutsak düştünüz diyorum. geçiniz. siz. adınız, birliğiniz? tutsak düştüğünüz yeri harita üstünde gösterin. peki, geçiniz. sen, sen, sen, erler kampına; şu çocuğu revire götürün diyorum?
siz buyurun yüzbaşı. adınız? birliğiniz? cephane bütünleme yollarını gösterebilir misiniz? harita üstünde lütfen. birliğinizde anadolu rumları var mıydı? anlaşılmayacak bir soru değil. Çok açık. bu ülkenin insanları var mıydı? şöyle bir ayırım yüzbaşı: siz bizim için normal düşmansınız...idiniz diyelim. sizin için savaş sona erdi, artık konuğumuzsunuz. ama bu toprağın çocukları olup da bize karşı savaşanlar... onlara ne denir, siz daha iyi bilirsiniz. yüzbaşı, tutsaklar arasında yerli rumlar var mıydı? olabilir ama siz görmediniz, bilmiyorsunuz. peki, öyle kabul edelim. buyurun geçin. subaylar kampına.
onların şimdiki durumu bizim başlangıçtaki durumumuza çok benziyor. tam bir bozgun, tam bir karmaşa. eskişehir?den beri her yeni gün?ankara şu tepenin ardında?diye ileri sürüyorlarmış askeri. ve alınan hiçbir tepenin arkasında ankara yok...
(samiotisa)
yunanca benim için çocukluğumda şarkı söylediğim tatlı bir dildi. şarkılar dili. bir gün bu dili savaş alanlarında tutsak düşman askerlerini sorguya çekmek için kullanacağım aklımın ucundan geçmezdi. savaş uzaktan bakınca bayağı heyecan verici. hücum, karşı hücum, hücum, karşı hücum. ileri geri bir kaynaşmadır gidiyor. bir şölen sanki. ama bu şölenin bulaşıklarının yığıldığı mutfak var ya, hastane denilen o mutfak... korkunç. yürekler dayanmaz. zavallı türkler...zavallı yunanlılar... zavallı dünya... buradan frigler?in başkenti gordium?un yıkıntıları görülüyor. ovanın öbür ucunda. frigya?nın kurucusu köylü gordios, kağnısının okla boyunduruğunun birleştiği yere öyle bir düğüm atıyor ki, çözülesi yok. dünyaya meydan okuyan bir kördüğüm. kördüğümü çözen büyük iskender. kılıç çalıp sözde çözüyor kördüğümü. ama hani nerde iskender?in dünya imparatorluğu?
gordios ve frigyalıların kullandığı aynı kağnıları bizim kadınlarımız yediyor şimdi. yaa, bu kadınlar hititli frigyalı olabilirdi. ama kağnıların yükü ele veriyor çağımızı. gece gündüz cephane mermi taşıyorlar. onlarla kaç menzil yürüdüm. ekmeklerini, soğanlarını paylaştım. ayazda mosmor çocuklar... vay şu zamanlara ki, mermilerin çeliği bebelerin etinden kıymetli... ama gece, en karanlık ve sonsuz göründüğü zaman, gün ışığı en yakındır. işte osmanlı imparatorluğunun küllerinden yepyeni bir ulus doğuyor. maya tuttu, maya kabarıyor... işimize bakalım. evet, öne çıkınız. birliğiniz? size verilen son emir neydi? tümen ağırlıkları nerdeydi? tamam, geçiniz, geçiniz. sen, evet sen diyorum. Öne çık. birliğin? nerde tutsak düştün? yurdun? yurdun diyorum, anlamadın mı? memleketin diyelim, köyün-kasaban?kimlerdensin?... konuşsana! ne titreyip duruyorsun karşımda? yüksek sesle konuş, mırıldanma. yunanca`yı niye öyle konuşuyorsun? nerenin ağzı bu? yo, yo yemin etme. her halinle kendini ele veriyorsun. benden korkmana gerek yok. bak, arkadaşların ne kadar sakin. savaşta tutsak düşmek suç değil. başka bir suçun yoksa tabii... memleketin? bak, hastanede ağır yaralı bir yunan eri verdi bu mektupları, fotoğrafları ölmeden önce. söze verdim ona, ailesine göndereceğim bu emanetleri. ligurin köyü, epidauros, peloponnessas senin de köyünden, ailenden, hısımlarından böyle mektuplar gelmiştir herhalde. konuş vre pedi mu. titreyip durma karşımda. bıraksak şu yabancılık oyununu da, seninle türkçe konuşsak vre pulikuri? ohi ya oh! oo, ?hayır? kadar hiçbir söz ele veremezdi senin kimliğini. esi anatolites ise, denine?! anadolulu?sun sen! halide kendine gel; yaşamı iki dudağının arasında...
vatan haini o...
ama o zavallı kadınları, kızları anası, yaşamları ziyan edilmiş. onlara kim acıdı?
savaş alanında da olsa, gencecik bir adamı ölüme göndermek...
?haşa ki suçlu ile suçsuzu bir arada kahredesin...?
anadolu rumu, bu toprağın çocuğu! bize karşı silah çektiği içinde suçlu... vatan haini... vatan haini.
vatan hainliği de bazen görece bir kavram değil mi?
(manda!)
Öc, öc, öc, öc almak... kimin öcünü?kimden? nereye kadar?... vatan haini o! cezası da...
yo, yo, kendine gel! romancı, hemşire, tercüman... şimdi de yargıç mı oldun halide?...
Öç almak kısır yüreklerin harcı
bağışlamak... dört kitabın buyruğu
bağışlamak... gönlün bereketli yağmuru
hele şu yeniçağın eşiğinde.
sıhhiye onbaşısı! Üç beş tane kinin verin şunun avucuna. götürün. Öbür tutsakların yanına. bizden değil. anadolulu değil.
adiososos. Çocuk daha.
ne güzel çocuk. apollon gibi. apollon?un ta kendisi belki de. bu toprağın çocuğu...
"ateşten gömlek" romanının ismini yakup kadri karaosmanoğlu'ndan çaldığıyla ilgili yazıların olduğu milli yazarımız. y.k.karaosmanoğlu'nun o sıralarda yazdığı romanına (yaban) ateşten gömlek ismini koymayı düşündüğünü açıklaması üzerine kitabın ismini kendi aldığı ve böylelikle y.k.karaosmanoğlu'nun kendi kitabının ismini yaban koyduğu iddia edilir.
sabetayist olduğu iddia edilen,ingiliz teali cemiyeti üyelerinden,bedirhanların üvey torunu kadın romancımız.son yıllarını sefalet içinde geçtiği söylenir.yine de kalemiyle usta, cephede bulunmasıyla yiğit kadın romancılarımızdandır.
kurtuluş savaşı yıllarının önemli kişiliklerinden biridir.bu dönemde(°bkz: mustafa kemal atatürk )'ün başından geçen olayların en önemli gözlemcilerinden biridir.vurun kahpeye ve ateşten gömlek gibi önemli romanları vardır.milli mücadele döneminin tetikleyici olaylarından biri olan sultanahmet mitinginin önemli konuşmacılarından biridir