hayatını pollyanna gibi yaşayan, herkesi melek zanneden, herşeye optimist bir pencereden bakan denyo bir insan.
hayatın gerçekliğini farkedememiş bireylerdir bunlar. dünya`nın kirli yüzüne bakmazlar, bakmak istemezler. ama gözlerine gözlerine sokmak gerekir. ya kardeşim bu dünyada optimist olunur mu hiç? en azından gazete oku, haberleri izle. her gün onlarca insan ölüyor, biri bomba yüklü aracı patlatıyor yüz kişi havaya uçuyor. ve sen bunlara sırt çeviriyorsun. yaptığın iyimserliğin yanına saygısızlığı da ekliyorsun. bu senin sorumsuzluğunu da gözler önüne seriyor. haksız mıyım?
bu tip insanlar denyodur. hiç genelleme yapıyorsun demeyin, karşıma getirin yine yüzlerine yüzlerine haykırırım:
zaten belirtilenin aksine yazıp çizip okuyup fikir alışverişine girmeyen kişilerdir veya kendi küçük dünyalarında yaşıyorlardır.
(°bkz: buna da şükür yarabbi) diye diye yaşar bunlar.
cansız nesnelerin bile bir direnci vardır nihayetinde, ama bunların yoktur. bir ot, dört ayaklı masa bile daha şerefli durur bu gibilerin yanında. beraberken insanlığınızdan utanırsınız, hayrıkmak istersiniz "madem böyle olacaktın, ceninken niye tekme attın be yavşak" diye
absürd olamamış saçma bir yaşamın göbeğinde, inatla ve hala "tra la la la" tadında şarkılar söyleyenler... olağanı sıradışı kılan, mantık labirentine teğet geçmiş; sivri köşeleri törpüleme, törpüleyemiyorsa sindirme, sindiremiyorsa dışlama, onu da yapamıyorsa ayağının altında ezme usulüyle "öteki"ni pişiren bir hayat...
televizyonlarda bir altyazı artık ölü istatistikleri. para elinin kiri yıkayınca akıp giden. savaş olağan, hatta sıradan. üstünde durmaya bile değmez.
sen bana tavuk suyuna çorba masallar anlat cancağızım ki uyuyayım da büyüyeyim bir an evvel... " uyan uykusu çok gözlerim... "