belki çok sevilen bir insanı kaybettiğimiz anlar. belki oyunu kaybettiğimiz anlar. belki öldüğümüz an. belki durup dururken hayatın bir saniye içine ağır çekime girdiği ve kendimize dışardan baktığımız, akabinde kendimizi tanıyamadığımız, elimizde bir yani ile kaldığımız anlar. belki depresyon anları. belki depresyon sonrası anlar. belki hayatın hepsini oluşturan anlar. belki hayat anlamsız olamayacağı için var olması mümkün olmayan anlar. belki de anlamını bizim anlayamadığımız anlar. belki düşünmek yerine gidip uyumamız gereken anlar. evet bu, sonuncusu.
ailenizden ya da sevdiklerinizden birinin saglığının ciddi anlamda bozulması. saglığının düzelmesini bekleme.onu kaybetme korkusunun bünyenizde büyümesidir, asıl anlamsızlaşma bu anlarda olur digerleri maneviyatın yoklugundan olur ama bu durum hayatın gerçeklerinin yüzünüze vurulmasından olur . ağır olur.
her gün kadıköy-eminönü vapurundan -eminönünde-indiğimde "3 tane çakmak bir lira 40tane yara bandı bir lira" şeklinde kar kış usanmadan ekmek parası için çırpınan o gözlüklü abiyi gördüğüm andır.çok samimi gelir bana nedense.hep duygulanırım. bazen bir şeyler alırım ama hep dua ederim kendisine.sonra ne zaman lüks sayılabilecek bir şey için heves ettiysem utanırım o an.
hayatta her istediğinizi yapmış olduğunuz andır. artık heveslerinizin hepsi gerçekleşdiğinden hayata anlam katacak amaçlarınız olmayacaktır. ve bu anda aslında istediklerinizin ne kadar boş olduğunu görüp hayatın anlamsızlığını anlamaya başlarsınız.
kişinin hayat boştur görüşünü benimsediği anlardır.kötü olayların üstüste gelmesiyle yıkılan kişinin üzülme ve sevinme hisleri körelir ve hayatın anlamını sorgulamaya başlar kişi.yüz hatları anlamsızlaşır,bakışlar soğuklaşır.böyle bir ruh halinde olan kişi gelecek adına kurduğu hayalleri resme dökmek adına hiç bir eylemde bulunmaz.mutlu olmak için bir sebebinin olmadığını düşünür,mutlu olmaya çalışmaz bilakis kendine mutluluk getiricek nedenleri ortadan kaldırmaya çalışır.güldüğü zaman kendine kızar,karamsar olmaya özen gösterir ve böyle olmaktan mutluluk duyar.aynaya bakmaya korkar,kendinden utanır.
arkadaşlarla beraber güle oynaya yol üstünde bi lokantaya gidilmiştir . kebaplar , lahmacunlar , kanatlar söylendi masaya oturduk .
ben kalkıp ocağın oraya yanaştım - ' usta ortaya salata , cig kofte filan da alalım ' diyecekken baktım bi boyacı çocuk adam ile pazarlığa giriyor . 50 kuruşu var garibimin , canı da pilav istemiş . baktım ki adam cocugu tersliyor , o paraya pilav olmaz diye geri ceviriyor . dışarıda da diğer boyacı cocuk pazarlıgın sonucunu bekliyor caresiz bakıslarla . o an beynimin ortasına ok saplandı sanki , o sahne - cocukların aglamaklı bakısı beni aptallaştırdı . aldım dısarıda ki cocugu da masaya oturttum pilavlarını söyledim .
cocuklar kendi vucutlarından büyük boyacı sandıklarını nasıl özenle taşıyorlardı bi görseniz . muhabbet ettik biraz , kardeşlermiş meğerse . aynı zamanda ögrencilermiş , ' hafta sonları yapıyoruz abi sadece okul harclıgını cıkarıyoruz' dediler . öyle masum geldi ki bana o an , oturup cocuklarla saatlerce konusmak istedim . kücücük elleriyle dünyanın yükünü almıştı ellerine garipler . hayat gercekten o an anlamsızlaştı , kadere binlerce kez lanet ettim . el kadar garibanların ne günahı vardı , fakir olmak neden alın yazısıydı ki bu masumların ? şimdi sıcacık evlerinde , anne-babalarının dizlerinde uyuması gereken cocuklar neden bu işte çalışmak zorunda kalıyordu , neden istediklerini yiyemiyorlardı ?
utanmalarını istemediğim için işi şakaya vurdum . bakın bu seferlik yemek benden , ama bi dahakine spor ayakkabı giymem boyatırım olur mu dedim . olur abi dediler . bıraksam spor ayakkabıyı bile parlatacaktı birisi ... sonra başlarını okşayıp gönderdim , derslerinizi ihmal etmeyin olur mu cok calısın dedim . kafalarıyla olur dediler , arkalarından baka kaldım öylece ...
hayat adına sizden özür diliyorum cocuklar , tertemiz yüreğiniz en iyi şekilde yaşamayı hak ediyor ama bu dünya böyle işte , kimseye kaderini seçme hakkı tanınmıyor .. inşallah geleceğiniz de yüreğiniz kadar pırıl pırıl olur .
anlamını düşünen için her andır.illa vurgu yapılacaksa bir eksıt tuşu olsada çıksam dediğimiz anlardır zaten sunucuyu ben seçmedim zaten bağlanmak ta istemedim.bu boktan hiçlik..