sosyal hayatımın başladığı 5-6 yaşından beri periyodik olarak, "kesin" bir ifadeyle örfün, üzenginin, çekicin uyarılmasını sağlayan bir gerçek olduğu söylenir.
Öyle uzun uzun yazmak istiyorum ki bu başlığın altına, sırf bu yüzden az yazacağım...
acayip bir sınavdayız biz bakmayın. eğer sınavdan kalırsak diri diri yakılacağız unutmayın. burası kolay kısmı.
ya sınavdan geçersek?! işte benim için asıl dert orada başlıyor...
ben istiyor muyum acaba cenneti?
her istediğimiz şeyin, sadece düşünmemizle gerçekleşeceği şeyi ister miyim acaba?
mutluluğun, sevginin sonsuz olduğu, kötülüğün adının bile olmadığı yeri ister miyim?
ne anlamı kalır ki kaynak sonsuz olduktan sonra "güzel" şeylerin?
bir tarafta nefessizlikten sonra alınan nefes, diğer tarafta hergün, her saniye aldığımız nefes. var mıdır her saniye aldığı nefesle mutlu olan?
evet, evet. hayat bir sınav.
o afrikadaki açlıktan ölen çocuklar da bu sınavda, onlar da yargılanacaklar merak etmeyin...