kişiden kişiye değişen bir durumdur. farkındalıkla ilgilidir.
neyi farkedersin.. aslında yalnız olduğunu, çırılçıplak doğup öyle öleceğini, birlikte yaşamanın yalnızlık kadar güç olduğunu, başarmanında ,başarısızlık kadar ağır yükler getirdiğini.. liste böyle uzayıp gider.
çoğu zaman kendi başına gelen bir sebepten ziyade etrafta yaşananları gördükçe anlaşılır hayatın zorluğu. zira içinde olunmayan hayatlarda olup bitenler insanların daha çok dikkatini çeker. illa ki bir insanın hayatı olmak zorunda da değildir üstelik.
banyoda dökülen saçlarını tek tek itinayla topladığın halde, kovayı dışarda unuttuğun için; bulaşıkları yıkadığın halde, kek yediğin tabağı bilgisayar başında unuttuğun için; kendini zorlayarak düzenli olmaya çalıştığın halde, bir iki tane çorabı yerde atılmış bir biçimde bıraktığın için; yeni bir hayatın içine pat diye düşüp, ilk heycanla arkadaşlarınla vakit geçirmek için üç-dört gece eve geç gelmen yüzünden; yurtta kalan arkadaşların orda burda hesapsız sürterken, sana yurt çıkmamasından dolayı evinde kaldığın teyzenin seni yukarda sayılan nedenlerden ötürü "yetişkin gibi davranmıyorsun bundan sonra eve 8 de gelip, 12 de bilgisayarı kapatıcaksın" dediği andır. * (°bkz: ağlıyorum sözlük) *
her andır. kişinin beyin kıvrımlarıyla ilişkinlendirilebilecek türdendir. insan kendini ve çevresinde olan biteni algılamalı ve farkında olmalıdır. sana kolay gelen öğle yemeği, dün yediğiyle yetinmeye çalışan bir insan için "hayatı yaşama zorluğu" yaratabilir.
aç gözünü. dön bak dünyaya.
parasız kalıp da dert edinip düşündüğün zamandır bu herkes için geçerli olan bir genellemedir belki genelleme yapmak yanlıştır ama bu tip durumlarda bu böyledir aksini ispat edemezsiniz.
bakış açısına göre değişecek durumdur. benim baktığım açıdan hayat zorluğu diye birşey yoktur. olayları olduğundan büyük gösteren sabırsız insanlar vardır. hayat zorluğu nedir bilmek istiyorsanız açın bir kitap da peygamber hayatlarını okuyun. herkesin derdi vardır, ve herkesin derdi başka herkesin derdinden büyüktür. herşeye gelip geçici gözüyle bakılınırsa problem kalmayabilir, ya da en kötü ne olabilir ki diye düşünülse bir sıkıntı kalmayabilir. fuzuli ise durumu şöyle açıklar "kime kim derdimi izhâr kıldım isteyip dermân, Özümden bin beter derd ü belâya mübtelâ gördüm" yani ne demek "kime derdimi açıp derman istediysem, benden bin beter derd ve belaya düştüğünü gördüm."
ömrünün bir bölümünü öss'yi kazanmak için heba edip iyi kötü bir bölüm kazandıktan sonra üniversite hayatının ne kadar boktan olduğunu anlayıp içne düştüğün boşvermişlik sonucunda okulu uzatmalı olarak bitirdikten sonra karın tokluğuna çalışmak zorunda kaldığın andır.