tarifsizlik... yabancılaşma falan da değil bu, bambaşka birşey. bir paragrafı anlatan bir sürü iç içe girmiş cümle sanki ama çözüp çıkamıyor içinden insan. ağlatıyor bu söz, çok fena dağıtıyor insanı...
hayat garip vapurlar falan... fiziğe küfretmek gibi, o da neyse? ama bir coşku yarattığı kesin, bedenine sığamıyor insan çünkü. sanki keşfedilecek sonsuz şey varmış gibi, hepsini de keşfetmeye istekli... o boğazda kalan bir düğüm gibi, yutmaya sindirmeye çalışıyor ama yapamıyor. reddedemiyor da bünye, aşkın çekiciliği gibi birşey. heryer aydınlık ama hiçbirşey görünmüyor..
vapurda giderken düşünüyor bunu insan, atlayası geliyor denize... ne kadar yarası varsa, hepsi birden acımaya başlıyor; kanamaya başlıyor içeriden içeriden, kendinden geçiyor... tadını alana kadar farketmiyor mesela gözyaşlarını...
bir geyik cümlesine saplanıp kalıyor işte böyle...