hayata dair 
bu başlık toplam 382 kez okunmuş.
 
olmaz olsun
ADnet Reklamları Siz de reklam verin
  1. bir analyzer ritüeli. *
    (tante rosa, 13.03.2007 05:35)
  2. gönlüm yalnızlık denizinin kıyısında, uçurumdan aşağıya bakmakta. yalnızlık denizi öfkesi dinmez bir şekilde dalgalarını yüreğimin kıyısına vurmakta. mor bulutlar hayallerin üzerine büyük hüzün damlacıklarını bırakıp gitmekte, yalnızlığa destek olurcasına. ?imşekler çakıyor, gök korkutucu bir şeklide bağırıyor kulakları sağır edercesine. rüzgarları da arkasına almış yıkmaya çalışıyor her şeyi. sonbaharın soldurduğu, kuru yaprakları sürüklüyor arkasından rüzgarlarla beraber. gün bitimine yakın sakinleşmeye başlıyor yavaş yavaş.

    sabahla beraber yeni bir hayat başlıyor yalnızlık denizinin kıyısında. güneş, gizlendiği mor bulutların arkasından filizleniyor, bütün sıcaklığı, bütün mabedi ile selamlıyor yalancı dünyayı. yaşamın kendine bağlı olduğunu bilircesine. yalnızlık denizi selam veriyor karaya usul usul sakinleşmiş bir şekilde.

    güneşle beraber her tarafı papatya kokusu sarıp sarmalıyor uçsuz bucaksız mavilikleri, patikaları... sonrada her bir yaprağına seviyor, sevmiyor yazarak papatyaların, rüyalarla buluşturuyor bütün hayalleri. gökyüzünü bir renk cümbüşü sarıyor. yedi renk dans ediyor uçsuz bucaksız gökyüzünde. bütün renkler kendini anlatıyor, mavisi ile hayalleri, sarısı ile ayrılıkları, beyazı ile yalanları... siyaha inat yaşamaya çalışıyor her biri. sonrada aniden yok olup gidiyor hiç bir şey olmamışçasına dans eden yedi renk ve güneş. ne kendini unutturuyor ne de.... geride boynu bükük bırakıyor papatyaları, hayalleri. zamana karşı yarışıyor bütün hayaller hayatın içinde. hayaller büyüdükçe, çoğaldıkça sıkıştırmaya başlıyor her şeyi, anne rahmine sıkışmış bir bebek gibi.

    kendini oradan çıkaracak neşteri bekliyor gerçek olmak için. mevsimleri hatta yılları bekliyor, umutları yeşertmek ve soldurmamak için. her gerçek olduğunda mutluluk gözyaşlarını nehir yapıyor kendine. hayaller gökyüzündeki yıldızlar gibi binlerce belki de milyonlarca. karanlığın hüküm sürdüğü saatlerde mutluluklara tek ışık olurlar. mutlulukları hayal yapan ise ulaşılmayacak kadar uzak olmasıdır. uzanıp her zaman avuçlarının içine alamaması korkutur ümitsizliğe düşürür ve mutluluğa ulaşmak zor olsa da, varolduğunu bilmek sevindirir insanı. dertlerini bilmez zamanla beraber her şeyin ve uçup gider bütün yıldızlar avuçlarının içinden. ihanet eder; yıldızları tutan ellerine, mutluluktan ağlayan gözlerine. ihanet eder bütün hayallerine. gözlerinde mutluluk yerine hüzün damlacıkları akmaya başlar. ne olduğunu anlamadan olup biter ve anlamsız gelmeye başlar her şey. geride boynu büyük bırakır değerini bilmeyenleri.

    mutluluklarda, hayallerde hayat treninin arkasına başlanmış birer vagon gibidir gerçeklerin ötesinde. arkalarında siyahlardan başka bir şey bırakmazlar geçtikleri yerlerdeki değerlerini bilmeyenlere. kimi zaman kondüktör, kimi zamanda son treni yakalamaya çalışan bir yolcu yapar seni hayat trenine mutluluklar, hayaller.

    hayat dedikleri bu olsa gerek. gerçeklere anlam katan, zaman zaman bunaltan...
    (kaçınkurbaası, 20.07.2007 11:40)
del.icio.us a ekletechnorati ye ekleyinFurl a ekleSpurl e kaydet!Wong e kaydet!Yahoo ya kaydet!Google a kaydet!Facebook a kaydet!Asansör?