bir can yücel şiiri olmasına şiiridir de insana her an babasını kaybedecekmiş gibi bir his verir. çoğu zaman gözlerimi doldurur. bilmem kaçıncı kez okuduğumda babamı aradım. ''neden sustun kurban bişey mi oldu'' dediğinde ''seni seviyorum baba'' dediğimi hatırlıyorum. neden sonra yapmadım böyle şeyleri bir daha. neyse fazla uzatmadan şiiri takdim edeyim:
hayatta ben en çok babamı sevdim.
karaçalılar gibi yerdenbitme bir çocuk
çarpı bacaklarıyla- ha düştü, ha düşecek...
nasıl koşarsa ardından bir devin,
o çapkın babamı ben öyle sevdim.
bilmezdi ki oturduğumuz semti,
geldi mi de gidici hep, hepp acele işi!..
çağın en güzel gözlü maarif müfettişi,
atlastan bakardım nereye gitti,
öyle öyle ezber ettim gurbeti.
sevinçten uçardım hasta oldum mu,
40'ı geçerse ateş, çağ'rırlar istanbul'a.
bir helallaşmak ister elbet, diğ'mi, oğluyla!
tifoyken başardım bu aşk oy'nunu,
ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.
en son teştifine çıkana değin
koştururken ardından o uçmaktaki devin.
daha başka tür aşklar; geniş sevdalar için
açıldı nefesim, fikrim, canevim.
hayatta ben en çok babamı sevdim.