"silgi kaybetmek" adlı kaçınılmaz kadere daha o yaşta isyan eden, kafa tutan çocuktur. sanır ki o silgi boyna asıldığında kaybolmayacak. oysa ki silginin kaybolmamasına kasılırken harcanan efor, yanlış yapılmamaya harcansa bugün daha iyi nesiller yetişirdi, ben de saçmalamazdım.
aslında " ilkokulda boynuna silgi asılan çocuk" şeklinde olması gereken başlık. çünkü hiçbir çocuk boynuna silgi asmak istemez, anneler zorla asar kaybetmesin diye.
üzerinde arı resmi olan, hafif fosforlu sarı,yeşil ve pembe renklerdeki silgiyi boynunda taşıyan ve arsız silgi ipinin boynunda kesikler oluşturduğu mahsun öğrencidir. bu öğrenciler o silgileri arkadaşlarına koklatmazlar da ayrıca, kokusu biter silginin... ben koklatmazdım noolur noolmaz.
kesinlikle annesinin zoruyla bu duruma dusen cocuktur. bu hadise gelecekte buyudugunde mutlaka bir sekilde biryerden patlak verecek travmatik bir durumdur. annesi silgiyi kaybetmemeyi ogretmektense kendi yontemini ona kabul ettirmeye calismaktadir.
silgiyi ağaç tepesinde bırakmakla son bulacak olan davranışın kurbanı olan çocuk. çocuk dediğimiz insan türü oyun dendiği zaman gerzeklikte sınır tanımayan bir canlıdır. tenefüste boynundaki silgiyi ipiyle birlikte çıkaracak sonra da onu sallayıp sallayıp fırlatacak ve ağacın dallarına taktıracaktır. ve bu gerzek çocuk gelecekte bir sözlük yazarı olup yeni nesillere ibret olarak bu deneyimini paylaşacaktır.
bir de bunların pergeliyle ve zaman zaman da kalemiyle bütün yıl oturduğu masayı delmeye çalışanları vardır.hayır o msayaı delip alt tarafına çıknca ne olacak.**
kokulu silgisiyle ön tarafta oturan sarı atkuyruğu saçlı kızın aklını almaya çalışan şahsiyettir. onu sever, ama kendisine yediremediğinden onun gıcık bi insan olduğunu söyler durur.
küçükken keşke yerinde olsaydım dediğim çocuk.salaklığa mı sakarlığa mı vermek lazım bilmiyorum ama her allahın günü silgi kaybeden biri için pek mantıklı.