ilkokulda bıkmadan usanmadan belki her gün yapılan şeylerdir. çocukluğun getirdiği olmazsa olmazlardır. hocalardan dayak yenir yine de yapılır inatla. güzel şeylerdir.
teneke kola kutusu ile bahçede top oynamak.
kız öğrencilerin eteklerini havaya kaldırmak.
tebeşir ile tahtaya resim yapmak.
koridorda ebelemeç oynamak.
-okulun çıkışı gözüne ilişen bi taşı kaybetbenden eve kadar sektirerek götürmeye çalışmak..
-sınıf başkanı olup konuşanlar listesi yapıp bi de çok konuşanın isminin önüne konuşma maiktarına göre çarpılar atmak..
hocanın başkasına sorduğu soruyu biliyorsanız sabırsız bir şekilde hem parmak kaldırıp hemde öğretmenniimm diye bağararak cevaplamaya çalışmak. hoca söz vermezse de yüksek sesle cevabı söylemek. ne o bildiğini göstericeksin. ilk okuldan sonra da şekil değiştirerek devam eder aynı tavır.
-disipline giden kafiledeki insan sayısının birkaç adımda bir eksilmesi.
-anket defterinin "sınıfın en sempatik erkeği,en yakışıklı erkeği,en güzel erkeği,en bakımlı erkeği kim" gibi sorular yazarak en azından birinde kendi adını görme isteğiyle hazırlanması.
-"okuldan gelip odana kamera taktılar" diyen annenin sözüne inanılıp bütün evde kamerayı aramak.*
merakla beklenir, işte o saat geldiğinde, beslenme çantaları sıranın altından ya da asılı olduğu sıra kenarından çıkartılır, fermuarı açılır, kapağı kaldırılır, ilk olarak bez çıkar karşınıza.
o bez alınır, özenle sıranın üstüne serilir.
daha sonra içine çikolata sürülmüş ekmek arası ya da ufak, bölmeli plastik kutuda doğranmış peynir, salata, domates, zeytin gibi şeyler çıkar, kutunun yanında hemen meyve suyu bulunur. meyve suyunun altında da ıslak bez vardır.
o beslenme çantasının kokusu, sınıfı saran beslenme çantalarının kokusunu unutmam sanırım ömrüm boyunca.
beslenme işi bittiğinde de, bez çöpe silkelenir ve meyve suyu kutusu şişirilerek patlatılır.
arkadaşın yumurtasını özenle bölüp sarısını yemek, içine de sarı renkli silgi koymak, yumurtayı tekrar kapatmak ve arkadaşın yumurtayı afiyetle yiyememesini seyretmek.