yeni adı "çeviribilim" olan, yazılı ve sözlü ingilizce çevirmenlik yapabilme becerisi aşılama misyonuyla yola çıkmış, edebiyat fakültesinin en yüksek puanlı bölümü.
normalde ingilizce gibi, "native speaker" (ana dili gibi konuşan kişiler) sayısı çoğunlukta olan bir dilin bölümünün puanının bu kadar yüksek olması insana mantıklı gelmiyorsa da, türkiye piyasasına bakılıp neden'ler incelendiginde cok kolay sonuca varılabilir.
herkesin kulaktan dolma "bak çince tercümanlar şu kadar kırıyor, bak japonca tercümanlar ortaliği kasıp kavuruyor, vs. vs." demelerine verilecek cevap sayısı çok olsa da, zaten bu insanlarda görüşmemek lazımdır. ingilizce dili ne kadar yaygınsa da, akademik anlamda becerisi olan insan sayısı, talebin altındadır.
ama şunu içeriden biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, üniversitemizde verilen eğitimin yeterliliği, göreceli'dir, sorgulanmalıdır..
zira çevirmen kişi, özellikle sözlü çeviride branşlaşmış ise, belli başlı genel kültür konularında yetkin düzeye gelmiş olmalıdır. ve bu yetkinliğe ulaşmada akademik kadro, öğrencinin rehberi olmalıdır. ne yazık ki şimdiye dek bu tip bir yaklaşım veya çalışma göremedim; ve yine ne yazık ki bir kere "cnn" izlemeden, veyahut bir kere yabancı tarih okumadan mezun olan insanlar hala mevcuttur..
Çevirmenlik, sözlü olduğu takdirde, çalışma ortamı olarak daha bürokratik, ve resmi bir çevrede icra edilir..
ne yazık ki okulda, örneğin insan ilişkilerinde kriter olan kuralların, veya sofra alışkanlığının da eğitimi verilmemektedir..
küçük olsa da incelenmesi gerektigine inanıyorum.
k.
ilk iki senesi rahatlıkla geçen, üçüncü senesi derslerin aniden zorlaştığı, bana,"girmesi bi dertti, bitirmesi ayrı bir dert olacak" dedirten bölümüm. (°bkz: dilbilim)
staj konusunda şöyle bir diyaloğa ev sahipliği yapmış bölümdür:
s: staj değerlendirmesi yapan hoca
ö: öğrenci
ö: hocam 40 iş günü çok fazla, 20 yapsak yeter bence
s: bu yaşa gelmişsiniz, koca adam olmuşsunuz, şöyle 40 gün erken kalkıp işe gitseniz, çalışsanız kendinizle gurur duymaz mısınız?
ö: hocam, ben 20 gün yapsam yine kendimle gurur duyarım
son sene artık 'kafamı koparda al be bölüm ne istiyorsun benden diye' haykırışta bulunduğum, bitirince ne olacağımı bilmediğim, onca çalış debelen gir bir işe yaramasın dediğim bölümüm.
komik bir işleyişi vardır, ilk iki sene yatırır, gezdirir, eğlendirir sonra üçüncü sınfta cehennemin içine sokar ki daha sonradan öğrenilecektir ki üçüncü sınıfta yaşanılanlar cehennemin giriş kapısıymış. ateşlerin içinde yanmaya son sene başlanır. yazıktır son sınıf öğrencisine bu kadar da çektirilmez ki diye feryat ettirir.