her an olabilir. insan mesleğinden nefret etmese de zamanla nefret ettirilme durumudur.
ben arkeoloğum efendim. evet evet arkeoloğum ve bundan zerre kadar utanıyosam şerefsiz terbiyesizim. ama ben şahsen nefret etmek üzereyim. birisi mesleğimi sorduğunda iki kere düşünmek zorunda kalıyorum. örneğin.
- ne bölüm okudun sen meslek ne?
- arkeoloji.
- ee ne iş yapıcan.
- ananın töbeee. belediyeye girip gider borusu kazıcam.
hadi buna zamanla alıştık da bi de şu var.
- aga meslek ne senin.
- arkeoloğum.
- aaaa var ya bizim köyde bi şey var. böyle bi tepe. altın var falan diyolar. sen de aletide vardır bunun aslında bi gitsek oraya sen baksan anlarsın.
definecimiyim lan ben pezevenk. aletim varmış mış sana girsin o alet inşallah. ben anlarmışım. anlarım anlarım ağzını yüzünü bi dağıtırsam sen de anlarsın. e be birader herkesin köyü var herkesin köyün de bi tepe var herkesin köyündeki tepe kendine be kardeşim. ne gidip gelip tepeleri bana iteliyosunuz. hayır memleketin taşı toprağımı biter anasını satiim. aha nefret ettim mesleğimden.
konu başlığını açan yazarla aynı kadere sahip olduğum 'an'.birtakım gerizekalılar kendileri yüksek tahsil yapmış,atom mühendisiymişçesine,sanki ülkede her üniversite mezunu iş buluyormuş da sadece arkeologlar kalmışcasına işkembeden sallar:
-kızım sen şimdi burayı bitiriyon ya ne iş bulucan la yoksa yol yapım çalışmalarına mı katılacan muahaha
-ehü yok x amca var işte birtakım iş alanları * -mezarcı mı oluyonuz siz hahah?
-evet mesela seninkini ben kazmak isterim * şey yani ehu yok*
bütün öğlenimizi bir köpeğin ağaca doğru havlaması için harcadığımız andır. insan "lan bunun için mi okudum ben bu okulu" diye düşünüp nefret ediyor. *
para, kariyer, statü gibi dünyevi şeyler için o işi yaptığını gerçekten anladığın an olabilir mesela.
işin daha rezil tarafı da o işi bir şekilde bırakamamandır. sebebi yine dünyevi şeyler.. ev, araba, daha iyi giysiler, yemekler.
o işi sadece sevdiğin için yapmadığın anladığın andır aslında bunlar. çok pis koyan bir başka şey de kendi kendine suçüstü yapmandır tam da kendini kandırırken. rahatsız bir vicdandan daha pis kokan bir hücre yoktur eminim.
"en iyisi çalışmamak" deyip çok düz bir şekilde bitirmek isterim çünkü çıkış yolunu ben de bulamadım daha.
sanırım zaman kavramı sadece bedenimiz için anlamlı, ruhumuz hep reddediyor bunu.
Ülkemizdeki toplumsal olarak saygın sayılan meslekler sınıfına girmeyen veya o bölgede tanımlanmayan mesleklerin erbablarının çektiği sıkıntı. eğitimsizlikten kaynaklandığı kesin. keşke herkes sevdiği işi rahat rahat yapabilse,keşke herkes hakettiğini kazanabilse. bunlarla konuşup hiç kafanı bozmayacaksın aslında arkadaş.at yarağına da tulumba tatlısı der bunlar zaten...
bir arkeoloji öğrencisinin daha öğrencilik yıllarından başlayarak mesleğinden nefret etme sebebidir. bunun esas sebebi şudur: tüm arkeoloji camiası definecilere küfrederken, tüm halkta arkeologlara defineci muamelesi yapar. insanlığa anlatmaya çalışırsın "efendim bizim amacımız altın bulmak değil kaldı ki altın bulsak bile o altın bizim olmuyor müzeye teslim ediyoruz" diye gene anlamazlar.
hadi klasik arkeoloji ile ilgilenen kesim "her gülün dikeni vardır" der geçer. ama bir de prehistoryacılar var. bu arkadaşların ilgilendiği dönemde bırakın altını maden yoktu. hatta yerleşik hayat yeni başlıyordu. ama gel gör ki bizim halk onlara da "ee altın buluyor musunuz" diye soruyor.
şimdi anlatıyoruz iyi güzel de gerçekten de arkeologların işsiz kalma durumu kaçınılmazdır. şu anda sadece türkiyede anadolu, ortadoğu, balkanlar, kafkaslara yetecek kadar arkeoloji mezunu insan var. bu bilimsel veridir. yani 30000 arkeolog kendi işini yapmıyor.
bunlar da kendi işinden nefret etmek için "allah kahretsin ben bunun için mi okudum" demek için önemli sebepler arasındadır.
**