bütün kitapları su gibi okunan sizi adeta onsekizinci yuzyıla goturen ingiliz edebiyatının en önemli kadın yazarlarındandır.henüz kırkbir yasındayken gogus kanserınden olmese kimbilir daha ne eserler verırdı dedigimiz yazarın butun eserleri sinemaya uyarlanmıstır.
romanlarında "gerçek aşkın yolu düz değildir" desturunu işlemiş; aşıkları illaki bir ayrılıkla sınamıştır. destansı olayları ve süper kahramanları konu alan bir yazar olmamış, gerçek insanların gerçek hallerini yazmıştır. öyle ki, romanlarında iki erkeğin başbaşa konuştukları bir bölüme rast gelemezsiniz çünkü bir bayan olarak iki erkeğin başbaşa neler konuşabileceklerini bilemeyeceğini ileri sürer. kendisinin şahit olduğu bir konuşma ancak iki erkeğin yanlarında bir kadın varken gerçekleştirdikleri konuşmaya örnek olacaktır. *) bu bağlamda "kapı dinleme" ve "kulak misafiri olma" kavramlarından bihaber olduğu söylenebilir.
suluzırtlak aşk romanlarının aksine duygusal ama lezzetli kitaplardır. üslubu zeki, akıcı, iğneleyici ve eğlencelidir. okunası ve okutulasıdır.
yaşadığı zamanda, kadınlar günlük yaşamın ağır koşulları altında kitap yazmaya ve hatta düşünmeye bile fırsat bulamamışken adeta bir mucizenin eseri gibi ortaya çıkıp, çevresini iyi gözlemleyip ve iyi eleştirip harika kitaplar yazmış kadın yazar.
aşk ilişkilerinin o zamanda ailelerin itibarıyla, mesleğiyle, parasal durumuyla ne kadar ilintili olduğuna ironik bir biçimde dikkat çeker jane austen ve çoğu zaman siz de bu saçma ilişkilere bakıp saç baş yolarsınız ama kitaplarının bitimlerinde de genellikle hep bir gülümseme olur yüzünüzde.