küçük iskender 
bu başlık toplam 2132 kez okunmuş.
  / 2
olmaz olsun
  1. parası tam iskendere yetmeyen kişinin lokantadan talebi. bir de şair olması lazım.

    (°bkz: küçük ayran)

    (°bkz: ukteydim doldum)
    (smuggle, 29.12.2006 12:39)
  2. bir şairimiz. eşcinsel olması ve olur olmaz futbolculara şiir yazması ile tanınabilir. aynı zamanda oyunculukda yapmaktadır.

    (°bkz: bu ne perhiz bu ne lahana turşusu)
    (cenkbiinsan, 29.12.2006 12:41)
  3. bunlar da geçecek şüphesiz. seni unutmama kaç yüzyıl kaldı ki.. bir küsme, bir burulma biçimiyle (alıntı: gidişinin ardından şehrin gri cephelerine fevkalade ağır bir el bombası gibi düşen bunaltının bıraktığı korkunç acının unutulmasına kaç yüzyıl kaldı ki.. yaralandım. bütün noktalarımdaki nöbetçiler de yaralandı. çığrından çıkmış bir ayaklanma gibi ağlamakta yalnızlığım. bir gerçek aramıyorum felakete. bir bahne göremiyorum arkadaşlarımın beni teselli etmek için söyledikleri kelimelerin hanesinde. ama yokluğunu doldurmuyor sevda siyasetinin hançerleri. ama bilemiyorum yağmurun ardından artık hangimiz suçlanacak.. eğer hissediyorsan,

    bir nedeni yok. yalnızca öptüm. )
    sadece şu kısmı için bile sevilecek bir şair.yazar boktan eserleri de baya çoktur ama güzelleri de çoktur böyle de çelişik adamdır. bir de (°bkz: istediğin gibi yaptım )diye bir şiiri vardır muazzamdır.
    (hades, 08.01.2007 00:43)
  4. büyük adam adının terso vaziyetine..gece en son elinde birasıyla uyumaya giden,sabah kalkınca bira isteyen kedisever..
    ruhunuda çöpe at hemen!!
    (egal, 08.01.2007 04:03)
  5. charles bukowski nin yandan yemisi olarak gordugum sairimsi.
    (stranger, 08.01.2007 12:16)
  6. (°bkz: gay şairler)
    (eraserhead, 27.01.2007 20:48)
  7. antalyaya gelir gelmez kavga çıkarmasını bilen ama underground kavramını yanlış anlayan şairdir.
    (tonja, 27.01.2007 22:09)
  8. sacrifice

    sana bugün bir abajur aldım:
    birşeyin ucunda durur da yeşil chevrolet
    kapıları açık, baltimor plakalı, usta işi
    teybinde elton johndan sacrifice
    biz sahile doğru yürümüşüz
    ayakizlerimizde ölüp erimiş peri pelerinleri
    periler birbirine düşman, pelerinler birbirine küs

    sana bugün bir mektup yazdım:
    en çok
    en çok güllerden söz ettim
    saydam, renksiz, özgür güllerden
    bir gül olmak korkusundan
    nedenini hatırlamıyorum ama ağladım
    sağda solda yakılıp unutulmuş sönmüş sigaralar
    canım... diye başlanılıp
    yarım bırakılmış bir sürü kâğıt parçası
    ruh parçası
    aşk parçası
    buğu parçası
    haz parçası
    paramparça içime paramparça bir kış gelmiş
    biliyor musun ben daima
    kışları saklanırım kan

    kan ödüldür açıkçası
    sana bugün bir kurban kestim
    hala ağrıyor ve akıyor bileklerim
    gelip geçici bir seyahat
    Üzerinde konuşulmamış bir sevgi
    karşılıklı hoyrat kullanılmış bedenler
    aydı dalda karşılaşan iki çocuk sincap
    dal, ağacına düşman, sincaplar birbirine küs
    dudaklarda müstehzi bir hal
    yani bir yere vurup kaybolan far ışığı gibi
    bir an aklıma vurup kaybolan o fevkalade hayal
    vurup kaybolan ruh ve aşk parçaları
    beyaz ve terli alnımda belirip dolaşan
    delikanlı tanrının eli
    usulca düzeltirken ıslak kâkülümü
    otuz yıllık ömrümde ilk kez düşledim ölümü
    bugün sana abajur aldım, bir mektup yazdım
    sana, diyorum, bugün bir abajur ve mektup
    ben bugün sana öldüm başkasına değil
    sana, diyorum, bugün bir abajur ve mektup
    ben bugün sana öldüm başkasına değil
    hani o chevrolet yeşil, kapıları açık
    teybinde elton john
    dan sacrifice
    avcumda, pembe, ziftli bir alyans
    vurup kaybolan buğu ve haz parçaları,
    biriktirdiğimiz
    zamanla biriktirenle biriktirilenin
    birbirine karıştığı

    ben de bir eşya mıyım diye düşündüğü
    Üzüldüğü şey
    bir tüy gibi yanınıza gelip
    bir tüy gibi dokunup ürpertip
    sonra
    sonra geri çekildiği... sacrifice...

    koskoca bir aralık ayını müzikle geçirmiştik
    sokaklarda elimizde şarap şişeleri
    adlarımızın yanyana olduğu
    kalpler kazımıştık ağaçlara
    modern çağın gereklerine inat,
    biz romantiktik biz birbirimizi seviyorduk
    biz ayrılmayacaktık biz arabesktik biz...
    bugün bir abajur aldım sana
    eve geldim
    yatağın hep sol tarafında yatardın
    sol taraftaki başucu sehpasına yerleştirdim onu
    bir ampul taktım sarı soft hep istediğin gibi
    ışığında bir mektup yazdım sana
    teypte elton johndan sacrifice
    beni terkettiğini bildirdiğin o telefon konuşması
    gözlerinin gencecik mavisi
    birden başlayan, o telaşla, bütün gece yağan
    yağmur geldi hatırıma
    nedenini hatırlamıyorum ama ağladım
    yüzüme kapanan ellerin
    yüzümü yeryüzüne karşı perdeleyen ellerin
    o okyanus ellerin geldi hatırıma
    kaset sustu kapandı yeşil chevrolet
    nin kapıları

    tuvalette sarıldım jilete hasretle öptüm
    ampul patladı bir anda alev aldı abajur
    kan ödüldür
    kanımı bu gece dışarı gezmeye çıkarttım
    tenler birbirine düşman, aşıklar birbirine küs
    nedenini hatırlamıyorum ama utandım
    utandım

    (doommonster, 28.01.2007 00:25)
  9. (°bkz: bir organ nakli gibi sevmiştim seni) *
    (yakii, 28.01.2007 00:26)
  10. penisi ile meşhur olan şair. *
    (yakii, 28.01.2007 00:27)
  11. "ağır roman" da salih*`e aşık eşcinseli oynayan şair. * *
    (uzaktan kumanda, 12.02.2007 16:20)
  12. 22 mart günü işletme fakültesi kantini çıkışında karşılaştığım yazar..**
    (kaçınkurbaası, 23.03.2007 17:23)
  13. dünya nın, yaşayan en iyi on şairi arasına girmiş şahsiyet. fena şahsiyet hem de. anarşisttir kendisi ve bu bağlamda ele alınması gerekir.
    (aidoslu yucel, 05.04.2007 21:18)
  14. iskenderin küçüğüdür.
    (baki mercimek, 05.04.2007 21:52)
  15. iskender isimli bazı kişilerin penisine verdiği addır.örn:küçük iskendeeer.kalk oğlum hadi gidiyoruz.ayşe ablan bizi çağırıyor.seni çakal seni.sende ağzının tadını biliyorsun gibi.
    (baki mercimek, 05.04.2007 22:00)
  16. (alıntı: şiir
    "ben bir imge çapkınıyım. lanetlenmiş bir şair ne yazabilir varsayımından yola çıkarsak, olsa olsa elde edebileceğimiz sonucun çömeziyim. duyarlığım konusunda hırçın, yaratıcılık sürecinde çevreye kayıtsız olmamı şiire ve yaşamın paramparçalığına duyduğum saygıda aramalı. şiir bir yabancılaşma pratiği yaptırıyor, doğayı asiste ediyor. yorucu, naif, cömert, ötede, farklı bir şiir rotası benimkisi. hüzne, ölüme, ironiye seyrediyorum. şiirim, bana tecevüz ediyor nasılsa. sorarım, böyle bir adamı sokaklara salmak tehlikeli değil mi?"
    küçük iskender)
    (aidoslu yucel, 07.05.2007 18:28)
  17. m o n o l o g m a k e t i

    suçu benim üstüme at: zamanlama hatası derim.
    suçu benim üstüme at: batık gemilerin de bir rotası olduğunu saklarım.
    suçu benim üstüme at: taşa inanan bir tanrı parçasıydı derim.
    suçu benim üstüme at: aşk değildi o; yalnızca bir isim benzerliğiydi diye söylenirim.
    suçu benim üstüme at: Örgütlü kalp ağrılarıydı derim. geceleyin arkadaş evine sığınan ağır yaralı bir militan kadar güzeldi derim.

    yatağını çıyanlarla süslerdi.
    akşamları yatmadan bir ikisini atıştırırdı.
    tehlikeli kesikti.
    tehlikeli kesikler gibi sevişirdi.
    eve bir giyotin almak isterdi hep.
    fazla arkadaşlar için.
    fazla gözyaşları için.
    fazla laubalilikler için.
    islamiyetten önce kabede duran üç puttan
    biri oydu, biri ben.
    öbürkünden arada bir şifreli mektuplar alırdık.
    mektuplara gülerdik biz. mektuplara gülmekle geçerdi vaktimiz.
    mutluyduk.
    cahildik ve bununla mutluyduk.

    suçu benim üstüme at: biz, biraraya geldiğimizde anlamlı bir kelime oluşturan iki heceydik -- bunu itiraf etmem.
    suçu benim üstüme at: evet, aramızda kronolojik bir sıralama vardı duygular açısından. ?iddetin yolaçtığı her türlü maceraya düşkündü o. yara kabukları biriktirirdi. açıksözlülük biriktirirdi -- ağzımdan alamazlar. suçu benim üstüme at. suç beni bağlamaz. suç bana çarpmaz.

    jilette pusu kurmuş yılandı. ( galiba infilak etti. )
    yılanın kirpiklerine bulaşmış asitti. ( galiba punk. )
    horizantaldi. ( şüphesiz prozac efsanesiydi. )
    bütün anlamları bataklıktı. ( tut ki, boşlukta dinozordu. )
    kâh çokluktu, kâh eksiklikti. ( aritmatiği zayıf. )
    ucuz atlattığım bir cinayet girişimiydi. ( ahlakı pekiyi. )
    saçma sarımdı. ( her renk bir diğerini gölgede bırakır. )
    marjinal ela
    mdı. ( sırra kadem basan hatıralarla avunurdu. )
    piercing prensimdi. ( çoğu kere, uzak gemi lodosu. )

    böcek tarlam! bana hiç değilse bir mail at.
    japon kâğıt kaplama sanatım! hayatta mısın?
    geceleri kanımı emmekle bahtiyar olan sivrisineklerle var mı bir akrabalığın, yakınlığın?!
    son sigaram! iyi misin? chatte misin? hangi odada? alo?! orada mısın?
    suçu benim üstüme at, op
    umu geri al.

    canım! asl pls
    (darklady, 06.07.2007 03:29)
  18. kaçak yayındaki yazılarına bayıldığım yazar şahsiyet.
    (father karras, 15.07.2007 16:52 ~ 23:48)
  19. "...
    tuz buza ekilir, kaymamak için;
    acı ise sevdaya, savrulmamak için..."
    (muhendis pervane, 15.07.2007 19:22)
  20. bazı şiirleri ile beni ağlatabilen bazıları ile de midemi bulandırabilen tek şair...
    (parantezicihayatlar, 10.08.2007 17:44)
  21. "...ben ölürsem karakutumu bulamayacaklar
    ne bir ask zerafeti
    ne bir hayal tabiri.. küçücük ömrüm
    hep rüzgar gülleri kokacak !..""
    (la vie, 10.08.2007 22:11)
  22. (°bkz: büyük iskender) *
    (southpark85, 10.08.2007 23:16 ~ 23:20)
  23. kenan evren'e yazmış olduğu mektupla bi kez daha beni kendine hayran bırakmış yazar. yazarlığın hakkını vereninden, her cümlesi üzerine sigara yaktıranından.

    sayın kenan bey,
    bu mektubu size serin bir mart sabahı, atatürk'e dil uzatan bir youtoube videosunu seyredip sinirle kahvemi yudumlarken yazmaya karar verdim; satırlarımı pek de düşünerek sıralamayacağım; zaten düşünmek gibi ahlaksız bir eylemin girdabına kapılmış bir neslin yok edilememiş ender zatlarından biriyim; en azından özürlü bırakacağınızı umduğunuz bir devrin çocuğuyum; pek öyle lale devri de değil o; bal gibi kötek devri. zat-ı âliniz, darbeyi yaptığında henüz 17 yaşındaydım; cebir hesabım kuvvetlidir; şu an cebren ve hileyle 44 civarında seyrediyorum; mamafih sizin kadar dirayetli ve müstakil bir soğukkanlılık sergileyemediğimin de farkındayım. brbizim aile de sayenizde çöktü; komünist babam arkadaşlarının gördüğü işkencelere, yaşadığı coğrafyanın güzel insanlarının genç / orta yaşlı demeden itinayla seçilerek imhasına tanık ola ola önce kendini, sonra yuvasını mahvetti; akademik eğitim görmüş bir ressam olmasına rağmen tünel'de yarısı yanmış, pislik içinde bir binanın karanlık odalarında canını teslim etti. ben sayenizde kabataş erkek lisesi'ndeki eğitimimi okulun koridorlarında dolaşan askerlerin eşliğinde, arada sırada canı sıkılanların bizleri copla sıra dayağına çektiği bir ilim yuvasında tamamladım; siz işkencelerdekilerle vakit geçirirken bendeniz girdiğim tıp fakültesindeki kadavraların başından mide bulanarak kaçtım; kendimi hep bir işkenceci gibi gördüm orada. sanki öldürdüğümüz yetmiyormuş gibi içini açarak hâlâ konuşturmaya çalıştığımız bir yurtseveri kesmek, daha da kesmek, mümkünse hücrelerine kadar inerek kesmek eğilimini bünyeme yediremedim. son kadavram bir çiftçiydi. onun, tahtaya çivilerle çakılmış o büyük ellerini, hayatı kavramaya, toprağı kucaklamaya hazır ellerini unutamadım; bir ölünün kutsal ellerini öpmek ne demektir, bilir misiniz?! ne faşizme yenilen babamın ellerini ne sizin ellerinizi öperim; o büyük köylünün elleri sizlerinkinden daha sıcak, daha şefkatli, daha öpülesiydi. ben o adamın elleri sayesinde hayattayım bugün. brasmayıp da beslediğiniz biri. br brdedim ya, babam ressamdı, siz de resmi seversiniz; babam hayatı boyunca bir nü yapmadı, yapamadı kenan bey; masum bir içgüdüyle sanki çıplaklığı fakirliğe bağladı; fakir olan çıplaktı ve bunu resmetmek adeta alaydı onun gözünde; size nü konusunda ne ilham verdi kestiremiyorum ama, cinsel organlarına tazyikli su fışkırtılan kızların ya da hayalarına elektrik verilen devrimci delikanlıların çağrışım yapma olasılığı yüksek; kim bilir bizzat tetkik ettiğiniz bir seansta "bir gün bu vahşeti tuvallere estetik kaygı güderek nakşetmeliyim" diye düşünenler arasına da karışmış olabilirsiniz. malum, her yer, her şey karışıktı o vakitler; akıllar da dahil buna. insanın tamama gücü yetmiyor işte; asmayıp da beslediğiniz kişilerden biri olarak bunu ifade etmeyi ortamın müsaitliğine bağlıyorum. vaktiniz varsa ve gözlerinizin sağlığı yerindeyse dostoyevski'nin 'suç ve ceza'sını okumanızı önereceğim naçizane. o pek nutuk havasında değildir ancak, gizliden gizliye barındırdığı tiratlarla iç hesaplaşmanın hastalıklı yapısını teşhir eder; ah elbette fazla toplumsal sayılmaz belki, kim bilir fazlasıyla bireycidir de, ancak topluma bir noktadan başlamak da lazım. birey, bunun için iyi seçilmiş bir giriş kapısı. başka hayatlara saygı duymanın solculukla doğrudan ilgisi olmadığına kanaat getirebilirsiniz; başka hayatlara saygı duymak, bu aralar önemini fark ettiğinizi sandığım özgürlük denen, sizce kızıl bir hevesin tezahürüdür aslında. yani sizin de anlayacağınız şekilde söylersem bir tarafta kızıl kuvvetleri temsilen özgürlük vardır, bir tarafta karanlık kuvvetleri temsilen derin devlet politikası. bir nevi warcraft; varsa torun torba, bu bilgisayar oyununun brifingini verebilirler size. güzel oyundur: insan ırkıyla yaratıkların mücadelesi. ama baştan seçmeniz lazım hangi tarafta olduğunuzu. inanır mısın, bir kaptırıyorsunuz kendinizi; ne şiir kalıyor, ne özlem, ne mücadele, ne memleketi kurtarma arzusu, pata da küte de, kılıç al, kalkan al, geçiyor ömür. ikinci el savaş oyunları, her zaman ucuzdur, herkese tavsiye ederim.rneyse, konu dağıldı, ee, kolay değil, şizofreniyi bir siper, bir sığınak kabul etmiş, hayatta kalmayı başarabilmiş bir neslin çocuğu olmak, bu acılarla barışık yaşabilmek; bazen benim de dengem kaybolabiliyor. mazur görmeli. ortalara bir yerlere dallas benim babamın bavulu olmadı hiç; çünkü her an yolculuğa çıkabilecek kadar tedirgin değildi; tam tersi, yerleşik bir adamdı o. davasına, düşüncelerine, sevinçlerine, üzüntülerine körü körüne bağlıydı; evcildi kısaca. eline tutuşturulmuş bir pusulayla yaşamadı. insanların işaret ettiği yerlere gitmedi. doğduğu ülkede doğduğu kadar temiz öldü. herkes onun kadar şanslı değil. duydum ki, babamın doğduğu ve temiz öldüğü bu ülkeyi şimdi de eyaletlere ayırma, ortalara bir yerlere dallas yerleştirmeye niyetli taslaklar hazırlanıyormuş; bir oyun daha vardır; gizli hedef. oyunculara başta görevler dağıtılır ve herkes bir dünya haritası üzerinde ordularıyla bu gizli görevlerini sonuçlandırmaya çalışır. o da zevklidir. madem oyun oynayacaktık kenan bey, madem her şey bu kadar pamuk helvası kıvamındaydı, madem oyunlar masumdu, o çiftçinin ellerine neden çiviler çakıldı, o zamanki yaşıtlarımın boyunlarına ilmik neden geçirildi; neden babalar ölüme, gençler işkenceye gönderildi, neden bir dönemin taze beyinleri coplar eşliğinde eğitildi; zarlar mı hileliydi, krupiyer mi ahlaksızdı, nü'ye malzeme model mi yoktu?! sizi bu yaşta daha fazla yormamak lazım; kusura bakmayın, başta da dedim, şu videoya sinirliyim aslında. mektubuma son verirken, şu öpme / koklama bahsine gelmişken, eylemsiz kalmayı tercih ediyorum. kısmi "fikir arkadaşı"nız sayılabilecek yıldırım gürses'in dediği gibi 'biliyorum, bu son mektup ayıracak bizi' lakin, çıkarayak, bu coğrafyada düşünce özgürlüğünün sizin de canınızı yakmasına ben ve kahvehanedeki arkadaşlarım pek güldük. artık sayenizde okumuyor, düşünmüyor, statik bünyelerimizi okeyle, kingle, batakla tıka basa dolduruyor, boş vakitlerimizde nü resimlerin önünde 17 yaşlarımızın geç kalmış tatminlerini kolluyoruz. shakira nasıl, biz hastasıyız. hürmetler.

    (sound of silence, 10.10.2007 20:52)
  24. kim ne derse desin kendisini ve geldiği yeri satmamış kişidir. bok gibi bir durumda ilk gideceğin adamlardan biridir. bilinmez. altkültürün vatanı hollanda'ya altkültür satar bilinmez. yüzyılın şairleri parmakla gösterir, yine bok atarlar.. taksimde 50m2 yerde inatla ve gururla yaşar.. hayatının kadını zozi adlı yaşlı kedisidir. 50yi aşkın kitabı vardır. 20 yıldan fazla zamandır inatla şiir akşamaları geleneğini sürdürür ve şu sıralar leman kültür'de pazartesi akşamları dostlarıyla buluşup kibirden yoksun şekilde şiirlerini seslendirir, dinler. ibne derler. bir erkek bir kadına nasıl aşık olursa öyle aşık olur ve yumruğunu masaya vura vura, alkolin dibine vura vura, sevgilisinin götünde ağlaya ağlaya aşkı yaşar. en pis durumunda arayacaği kişi yine okurudur. herkes bunu ister ama yapamaz. yapamayanın dili çok ağırdır. onu yine şair kendi keser!
    (sloe gin, 05.11.2007 01:30)
  25. de gülüm! de ki: ela bir günde gelecegim
    istanbul darmadagin olacak, saçlarim
    darmadagin. hepsi, darmadagin!
    üzülme gülüm! toparlanacagiz, birlikte,
    ayaga da kalkacagiz, yürüyecegiz de gülüm
    hem de çelikten topragini dele dele hayatin!

    dizeleriyle beni benden alıp götüren şair.
    (blueblackgreen, 22.01.2008 09:31)
del.icio.us a ekletechnorati ye ekleyinFurl a ekleSpurl e kaydet!Wong e kaydet!Yahoo ya kaydet!Google a kaydet!Facebook a kaydet!Asansör?
sayfalama: