allah'ın kurallarındandır, nimetlerindendir, kuran emirlerindendir. en adil ve caydırıcı ceza, bir haktır. kendine yapılmasını istemediğini başkasına da yapma felsefesine götürür. mağdurun affetme hakkı da vardır. affetmezse, hüküm vericiler kısası yapmak zorundadır çünkü hüküm vericilerin hüküm vericisi kuralların en iyisini koymuştur. bunun dışına medeni kanun vs gibi bahanelerle çıkanı allah affetmeyeceğini ayetle belirtmiştir. detayları hadis-i şeriflerle belirtilmiştir.
ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin vârisi, velisi) tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. bu, rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır. (bakara suresi 178. ayet)
onda (tevrat'ta) üzerlerine şunu da yazdık: cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. yaralar da kısasa tabidir. kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için keffaret olur. allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir. (maide suresi 45. ayet)
aslı kıssas olan terim. islam hukuku'nda sıkça kullanılan bir yöntemdir ancak adil olduğu konusunda hukuku bilenlerin ciddi anlamda bir şüphesi vardır. islam hukuku döneminin en gelişmiş hukuk kurumudur ancak belirttiğim gibi bu sadece o dönemin en gelişmiş hukukudur günümüzün değil. nasıl ki islam da varolan din değiştirenin öldürüleceği hükmü bugün uygulanamazsa nasıl ki islam da varolan cihad anlayışı bugün uygulanamazsa nasıl ki islam da varolan kasame cezası bugün uygulanamazsa bu kıssas cezası da uygulanamaz.
hukuk ölçütleri bunu kabul etmez. bahsettiğim gibi dönemi için gelişmiş bir kurumdur islam hukuku ama günümüz için birçok kuralı uygulanamayacak derece de mantığa aykırıdır.