sokaktayim, kimsesiz bir sokak ortasinda
yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum
yolumun karanliga karisan noktasinda
sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
kara gökler kül rengi bulutlarla kapanik;
evlerin bacasini kolluyor yildirimlar.
bu gece yarisinda iki kisi uyanik:
biri benim, biri de uzayan kaldirimlar
icimde damla damla bir korku birikiyor;
saniyorum her sokak basini kesmis devler,
simsiyah camlarini uzerime dikiyor
gozleri cikarilmis bir ama gibi evler
kaldirimlar, istirap cekenlerin annesi
kaldirimlar, icimde yasamis bir insandir.
kaldirimlar, duyulur ses kesilince sesi,
kaldirimlar, icimde uzayan bir lisandir.
bana dusmez can vermek yumusak bir kucakta,
ben bu kaldirimlarin emzirdigi cocugum.
aman sabah olmasin bu karanlik sokakta,
bu karanlik sokakta bitmesin yolculugum
ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin;
iki yanimdan aksin bir sel gibi fenerler.
tak, tak, ayak sesimi ac kopekler isitsin;
yolumda bir tak olsun zulmetten tas kemerler.
ne isikta gezeyim, ne goze goruneyim;
gunduzler size kalsin, verin karanliklari.
islak bir yorgan gibi iyice buruneyim,
ortun, ustume ortun serin karanliklari.
necip fazılın parlamasında çok büyük rolü olan şiiridir çile şiiri ilk olarak senfoni ismiyle yayınlandığında bir kısım babıali mensubu kaldırımları daha çok beğendiklerini söyleyecek üstadsa bunu kaldırımların daha kolay anlaşılır olmasına yoracaktır.
ne sabahı göreyim, ne sabah goruneyim;
gunduzler size kalsin, verin karanliklari.
islak bir yorgan gibi sımsıkı buruneyim,
ortun, ustume ortun serin karanliklari.
şimdiye kadar iki bestesine rastladığım ve aykut kuşkaya ya ait olanını kendimi bildiğimden beri ezberimden ayırmadığım.
üstâdın en bilinen ve bir dönemini en güzel yansıtan şiiri. eğer içlerinden biri olsa sırça saraylarda önünden bir kuş sütü eksik olarak yaşam süreceği çevrelerce "edebiyatın harika çocuğu" olarak lanse edilmesini sağlayan bu şiiriyle üstâd onunla maneviyat bakımından aynı hazinenin büyüsüne sahip olmayanlarca dahi cumhuriyet sonrası türk edebiyatının en büyük şairlerinden biri kabul edilmiştir.
hem türk milletinin yüzyıllardır bir kimlik gibi edebiyatında taşıdığı heceyi kullanışındaki mükemmellik hem de şiirde kullanılan baş döndürücü imgeler üstâdın şiirinin ne seviyede olduğunu ortaya koymaktadır. aslında burada anlatılan sadece necip fazıl'ın arvâsî hazretleriyle tanışmadan önceki hali değildir. aynı zamanda özellikle osmanlı devleti'nin son dönemlerinde başlayan modernleştirme ve dönüştürme hareketlerinin neticesi olan insan kimliği de burada kendisini gayet güzel hissettirmekte, bohemlikle birleşen yalnızlık kendisini hayatta canlı bir varlık olarak hissettirmektedir.