mavi sakalkaan altan" title="(bkz: ın en iyi albümüdür kanımca. söz ve müzikler kaan altan)">ın en iyi albümüdür kanımca. söz ve müzikler kaan altana aittir, vokallerde ise genç osman yavaş yer almaktadır ve gayet başarılı bir performans göstermiştir...
biz dolastik bahcemizde
koparmayi cok sevdik
nefret ede ede
biz cok sevdik
kan kokusunu ozler misin
bilir misin kan tatlidir
biz sircadan odamizda
herseyi kirip doktuk
param parca parca
biz cok sevdik
kan kokusunu ozler misin
bilir misin kan tatlidir
demir kokusuna benzeyen koku.. benimki öyle en azından.. başkasının kanını koklama fırsatım olmadı.. yoksa kanım mı bozuk lan
edit: az önce sırasıyla başka birinin kızlık zarından çıkan kanı, regl kanı ve kolunu çizerek çıkardığım kanı koklamak suretiyle yaptığım araştırmaya göre çıkan sonuç:
kızlık zarı kanı: iğrenç, çürük zeytin gibi kokuyor, tavsiye edilmez
regl kanı: çok ağır kokuyor, nefes alamıyorsunuz, tarifsiz
koldan çıkan normal kan: demir gibi kokuyor.. demek ki sorun bende değil
bu yaz yapılan bir güney doğu gezisinde bir köyün önünden geçerken, bir arkadaşın hissetiğini anlatmasıdır
hatırlanılan; kendi deyimiyle;
'' öyle 40-50 evden oluşan bir köy, dede toprağının yakınlarında, mezarı ziyaret
edilecek, yıllardan sonra ilk defa kökeninin olduğu köye gelmek ayrı bir duygu ayrı bir telaş tabii ki. uzaktan
belirdi kerpiç duvarlı evler etrafında inanılmaz buğday tarlaları arasında minik bir köy, köye yaklaştıkça garip bir hava,
garip hüzün vardı sanki, evlerin her biri kendi haline ağlar gibiydi, insan yoktu etrafta, çcuk sesleri de yoktu,
öyle kırlar, kelebekler falan da yoktu kitaplarda tasvir edilen gibi...
derin bir acı vardı sanki köye sinmiş, hissediliyordu. ''kan kokusu'' vardı evet, evet kan kokusu doğru tanım bu olsa gerek.
iki büyük aileye aitmiş bu köy, yapılan bir futbol maçında çıkan bir çocuk tartışmasıyla iş büyümüş, yanlışlıkla bir dede öldürülmüş, anlaşılmış,
her zamanki gibi, kan parası, kan yerine kız verilmiş, evlenilmiş ama yetmemiş, bir ondan bir ondan başlamış müsabaka tekrar ve ölüler ölüler...
köy boşaltılmış, her biri bir şehire taşınmış ve köy taşıdığı ''kan kokusu''yla orada öyle kalakalmış.''
nedense her kan kokusu denildiğinde bunu hatırlarım, gözümün önünde beliren yarım yamalak evlerle.