osman hamdi bey tarafından 1906 senesinde cizilen eserde, kablumbaga terbiyecisi yaprakları yiyen birkac kaplumbaganın basında beklemektedir. erol aksoya ait olan tablo, tmsf nin erol aksoyun mal varlıgına el koymasıyla acık arttırmaya cıkarılmıs ve oldukca yuksek bir fiyattan pera sanat muzesi acık arttırmayı kazanarak tabloyu almıstır.
"kaplumbağa terbiyecisi", osman hamdi?nin en ilgi çeken ve özgün eserlerinden birisidir. 1906 tarihli eser, özellikle "lale devri"ndeki "sadabad eğlenceleri"nde geceleri bahçelerin aydınlatılması için kaplumbağaların sırtlarına mumlar dikilerek serbest bırakıldıkları bilgisi bir ipucu olabilir. yani osmanlı?nın devlet düzeninde "kaplumbağalar" da "kapıkulları" arasında yer almışlardır.
bu arada birkaç osmanlı kurumunun (sanay-i nefise, asar-ı atika müzesi, duyun-u umumiye, vb.) en üst düzeyinde yönetici olan hamdi bey?in kendi iş yapma alışkanlığı/tarzı ile astlarının yaklaşımlarına ilişkin bir allegori akla gelmektedir. osman hamdi?nin kendisi olan "terbiyeci" elinde neyi, boynunda maşası sırtında "keşkül-ü fıkarası" (dervişane bir tevekkülü akla getirmektedir. hafif öne eğilmiş olarak yapraklarını yiyen üç kaplumbağaya nezaret etmektedir.
arkada kalan iki kaplumbağa ise yemeğe yanaşmaya çalışmaktadır. osman hamdi bey?in mesai arkadaşlarına yönelik acımasız, ümitsiz bir hicvi olarak yorumlanabilir bir resim bu... Önemli olan, alçaktaki tek ışık kaynağından gelen ışıkla aydınlanan resmin, öğelerinin ilgiyi konuya odaklayan bir yalınlık ve kurgu ile her tür gereksiz ayrıntının ayıklandığı çok başarılı bir bir başyapıt olmasıdır.