yalnızlığınıza biraz daha yalnızlık katan belkide bu sayede hayatın ufak ışık oyunlarını bile farkedebilceğiniz bir oyun havasında olan, aklı yoğun olan adamı nedense huzura iten esas aydınlanma anıdır. karanlıkta göz ile tanımlayamıyor olmanız göremiyor olduğunuzu belirtmez.
kimi zaman kaçıp saklanmak için aranan, saklanınca da "napıyorum lan ben karanlıkta tek başıma işim ne anasını satayım" diye tekrar dışarı çıkılan ikilem yaratan, çocukken korkutan, aslında büyüyünce de kimi zaman tırstırabilitesi olan, içinden hep bir şey çıkacakmış hissiyatı veren somut olgu lan resmen.*
nazan öncel'in bir şarkısında satır arasında gizli, insanda derin dygular uyanmasına neden olan; korkuyu, yalnızlığı, ölümü, terkedilişi anlatan kelime...
(°bkz: gitme kal bu şehirde)
gecenin ağırlığı yanıtı olmayan soruların ağırlığıdır. gece hastalara, huzursuzlara aittir ve onun zorbalığından kurtulmanın yolu yoktur. bir ışık yakılabilir, bir kitap açılabilir, avutucu bir ses aranabilir ama gece gene pusudadır. karanlıktan geliriz, karanlığa döneriz ve evren form kazanmadan önce mekan hep karanlıktır...