uretimimize katki saglamis en az bir bireyle ortak akrabalik bagimizin bulundugu kişi.
genel olarak, cocukluk yillarini birlikte yaşadigimiz, birlikte en cok gulup en cok kavga ettigimiz, herseyimizi paylastigimiz, bize en yakin olan zat.
küçükken herşeyi paylaştığın, yaş ilerledikçe ilgi alanlarının farklılaşması, tepeye binen sorumluluklar yüzünden istenmese de araya bir mesefa giren ama daima can olan aynı karında oluştuğun kişi.
hayat boyu asla yapayalnız kalmayacağınızın garantisi...kendinden ve bu dünyadaki herşeyden çok seversin. geceleri ettiğin tek dua onun mutluluğu ve sağlığı içindir. kardeşinin olması, kendinden daha çok düşündüğün birisinin olmasıdır.
yüz vermemek gereken ibnelerdir. o zaman astarını isterler hiç baş edemezsin, tepene çıkarlar. haa ben derim yine devam edersin, sonra pişman olursun, kapımda gelir " aman efendim seni dinlemedim de başıma neler geldi de.. haklıymışsın da bık da vık da vıdırdak.." dersin, vallahi acımam meşe odununa katar döverim seni, dövmezsem bile çok ağır konuşur, kalbini kırarım. haberin olsun. hadi bakalım.
büyüdükçe ablaya ablalık taslamaya başlayan ,sadece izin isterken ya da birşeyden korktuğunda küçük kardeş olduğunu hatırlayan,yine de her zaman hayatta en önemli varlık olan sevimli velet. *
zaman zaman sorduğu alakasız sorularla bunaltsa da beni, yaptığı muzurluklarla en efkarlı, en mutsuz olduğum anların bile önüne kahkahadan bir set çekmemi sağlayabilen öpücüklere boğulası , dünya tatlısı minik. neşe kaynağım , küçüğüm. iyi ki doğdun kız...
kendinize erik alırsınız , biraz ona da verirsiniz. niye eşit paylaşmıyosun lan diye evi ayağa kaldırır. cd-rom'unuz bozulur , ortak kullandığınız için ondan da para istersiniz ama vermez , tüm parayı siz ödemenize rağmen yüzsüz gibi kullanır. borca ihtiyacınız olur , vermez ya da verir ama üzerine faiz koyar. sömürücü lan bunlar hep! yoksa sadece bana mı denk geldi böylesi? üretim hatalarını kime şikayet edebiliyorum?
şansın, yalnızlığını paylaşanın, en sevdiğin. yaşı kaç olursa olsun hep minik gördüğün, biraz üzgün olduğunu görsen içinin gittiği, kimselerle kıyaslayamadığın, yan odadan '' aplaaa, uyuyorum, ışığımı kapatsana '' diye şımarık bir mesaj attığında kendi kendine gülümseyip gidip yanaklarını sıktığın, mutsuzken bile birlikte eğlenebildiğin, yanında kendin olabildiğin, tartıştığınızda üzüldüğün, olmasaydı ''ne kadar sıkılırdım yalnız başıma'' diye düşündüğün, bebekken yemeğini yedirdiğin günleri hatırladığında '' ne zaman koca adam oldu bu '' diye düşünüp kırık bir tebessüm ettiğin, çocuğun gibi...
küçük yaşta insana bi başkasını kendinden daha fazla düşünmenin ne demek olduğunu öğreten, sayesinde fedakarlık duygunuzun tavan yaptığı, kimseyle ve hiç birşeyle kıyaslanamayacak olan... en basit örneğiyle anlatmak gerekirse şöyle ki yolda sokak köpekleri etrafınızı sardığında önceden ilk aklınıza gelen tüymekken, kardeşinizin dünyaya hoşgelmesiyle beraber ya şu köpekler onu kovalasaydı nasıl kaçıcaktı diye düşündüren...