rus tiyatro adamı: tiyatro yönetmeni, tiyatro yöneticisi, oyuncu, eğitmen, kuramcı. büyük burjuva bir aileden gelen stanislavski, 1877 de amatör olarak oyunculuğa başladı. f. komissarjevski den oyunculuk dersleri aldı, fars ve operetler sahnelemeyi amaçlayan "alekseyev çevresi"ni, 1888 de de "sanat ve edebiyat derneği ni kurark puşkin ve shakespeare oyunlarında oynadı, ilk yöneticilik denemelerine 1891 de başladı; 1898 de oyunculuk öğretmeni nemiroviç-dançekoyla birlikte moskova sanat tiyatrosu nu kurdu; tiyatro sahneye koyduğu "çar fedor ivanoviç" adlı oyunla açıldı.
konstantin stanislavsky, gerçekçi tiyatronun oyunculuk kuramını kendi uygulamalarından yola çıkarak oluşturmuştur. stanislavskinin kuramı ve yöntemi, tiyatro düşüncesinin en önemli ürünlerinden biridir. stanislavsky her şeyden önce yapay oyunculuğa, tiyatrosallığa, dış kalıpların ezberlenerek yinelenmesine karşıdır. bu konuda rus oyunculuğunda gerçekçiliğin babası sayılan aktör mikhail shehepkin in etkisi altındadır. stanislavsky, moskova sanat tiyatrosu ndaki oyunculuk alıştırmaları ile bir devrim yaratmıştır. stanislavsky, yapay ruhsuz oyunculuğa karşı yaratıcı oyunculuğu savunmuştur.
stanislavsky, gününün yaygın tiyatro uygulamasını eleştirirken kendi tiyatro anlayışını açıklamıştır. bu açıklama, çağdaşı olan gerçekçi tiyatro sanatçı ve kuramcılarının düşünceleri doğrultusundadır. bu doğrultuda natüralizm aşılmıştır. yaşam, gerçeğe benzeyen biçimler içinde yansıtılacak fakat yüzey gerçekçiliğinden kaçınılacaktır. stanislavsky, somut gerçeklere bağlı kalmaktan, aynı zamanda yaşamın dirimini gözden kaçırmamaktan yanadır. yazarın bir seçme ve yorumlama hakkı olacak fakat siyasal eğilimi vurgulanmayacaktır.
stanislavsky, sahnede yaşamın dirimini, gizli gerilimi yansıtabilmek için bir oyunculuk yöntemi geliştirmiştir, bu yöntemle oyuncuya oyun kişisinin canlı özünü canlandırmanın yolu öğretmektir.
stanislavsky yönteminin temel ilkesi, oyuncunun yaratıcı düş gücünü harekete geçirmek ve canlandırdığı oyun kişisini kendi içinde duyup onu içten kavramasını sağlamaktır. çalışmalarda oyuncunun, canlandırdığı oyun kişisinin düşünce kıvrımlarını duygularını, dürtülerini, eylemlerini derinden anlamasını çalışılır. bunu yaparken hazır bilgi vermekten kaçınılır. oyuncu kendi imgelemi ile önce somut gerçeklerden yola çıkar ve onlardan hiç ayrılmadan iç görüntüler yaratır. bunlar oyun kişisinin belli koşullarda nasıl davranabileceğini gösteren görüntülerdir. oyuncu bu görüntüleri kendi imgeleminde yaratırken kendini de oyun kişisinin gerçeğine katmış, bir rol-ben yaratmıştır. bu oyuncunun düşlere dalması anlamına gelmez. rol-ben oyuncunun rolünü yaşaması, aynı zamnda onu aklının denetiminde tutmasıdır. bu denetim, oyun kişisinin seyircinin de anlayabileceği bir tavrı içinde canlandırmasını sağlar. oyuncu bir yandan da bunu seyirciye doğru olarak iletecektir. bu bilinçli bir çabadır ve yürek ile usun işbirliğini gerektirir. stanislavsky, oyuncunun bu ölçüde yaratıcı bir oyunculuğu başarması için kendine özgü bir eğitim yöntemi uygulamıştır. stanislavsky yönteminin temelinde nörofizyoloji ve psikoloji biliminin özellikle, pavlov un bulguları yatmaktadır.
pavlov, sinir sisteminin işlevi üzerine olan çalışmalarının sonucunda, sinir merkezi olan beyinle insanın çeşitli tepkileri arasındaki bağlantıyı bulmuştu. insan belli uyarılara belli tepkiler gösteriyordu. bu tepkiler aklın denetimi altında değildi. eğer bu uyarılar belirli dış koşullarla birlikte geliyorsa, iç tepki, uyarı ile birlikteki koşula da koşullanıyordu. pavlov buna, "koşullandırılmış tepkiler" adını koydu ve bu tepkilerin yasalarını saptamaya çalıştı. pavlov giderek öğrenme merak etme anlama gibi tüm eylemleri koşullandırılmış tepkiler olarak açıkladı. stanislavsky, pavlov un yöntemini tersinden uyguladı. oyuncular, oyun kişisini sahnede yeniden yaşatabilmek için akıl, irade ve duygularını çalıştırmalıydılar. akıl ve irade bilincin denetimi altında idi. fakat duyguların uyarılması için bunları üretecek fiziksel koşulların meydana getirilmesi gerekiyordu. "bilinçaltı" adını verdiği, denetimimiz dışındaki iç mekanizma belirli fiziksel hareketlerle etkilenebilecekti. böylece oyun kişisini canlandırmada rastlantıya yer verilmiyor, fiziksel hareketler yöntemi ile, oyuncunun denetim dışı olan yaratıcılığı uyarılabiliyordu. bu sistemle eğitilmiş ve rolüne çalışmış olan oyuncu, gerekli koşulları bilinci ile saptadıktan sonra kendi denetim dışı yaratıcılığını harekete geçiriyor oyun kişisini yeniden yaratıyordu. oyun kişisinin hareketleri dıştan taklit edilmiş olmuyor, içten ruhuna inilerek ruhun hareketleri olarak üretilmiş oluyordu. stanislavsky yöntemi ile çalışan oyuncu insanın dış gerçeğini değil özünü, özünün gerçeğini yeniden yaratmayı ve sahnede seyircinin anlayabileceği biçimde canlandırmayı başarıyordu.
stanislavsky yönteminde oyuncunun bilinçaltı yaratıcılığını harekete geçirmek için kullanılan hareketlerin neler olacağı "büyülü eğer" formülü ile saptanmıştı. oyuncu, canlandırdığı oyun kişisinin çeşitli koşullarda, çeşitli yer ve zamanlarda nasıl davaranacağını alıştırma yaparak saptamaya çalışıyordu. deneme yanılma yöntemiyle geliştirilen bu çalışmada oyuncu kendi iç gerçeği ile hareket arasındaki bağıntıyı önce kendinde inceliyor, sonra canlandırdığı oyun kişisinde görmeye çalışıyordu. çok gelişmiş bir düş gücü gerektiriyordu bu çalışma. aynı zamanda bilinçli ve çocuksu bir dürüstlükle çalışmak gerekiyordu. bu, oyuncunun kendi gücünü meydana çıkarması ve işletmesi demekti ve oyuncunun iyi bir ön eğitimden geçmiş olmasını bilinç çevresinin genişletilmiş olmasını gerektiriyordu. çalışma sırasında dikkat yoğunlaştırılmalı akıl uyanık tutulmalıydı. oyuncu alışma sırasında, yaşama karşı güvenli, yanlı ve korkusuz bir ruh durumu içinde bulunmalıydı.
stanislavski oyunculuk ve sahneye getirdiği kurallarını "bir aktör hazırlanıyor" isimli eserinde ayrıntılı olarak açıklamıştır. bu eserinde yer alan unsurları daha ayrıntılı inceleyecek olursak, şu alt başlıklara yer vermiştir:
aktörlük ne zaman bir sanattır ?
eylem
imgelem
dikkatin odaklanması
kasların gevşemesi
birimler ve amaçlar
inanç ve gerçeklik duygusu
coşku belleği
duygu - düşünce alışverişi
uyarlama
hareket ettirici güçler
kesintisiz çizgi
iç yaratıcı davranış
üstün amaç
bilinçaltının eşiğinde