*başlıkta belirtildiği üzere özentidir.yabancı dil biliyorum havalarında konuşur ama sorsan 3 cümle kuramaz.
misal:
-bu pantolonun bir de dark blue olanı var denemek ister miseneaz?
-cash mi ödeyeceksenaz?
-bugün fulltime doluydum.
gibi.
ne yazıkkı bu moda heryere yayılmış durumda.günlük konuşmada basında kitaplarda...bunu sokaktaki insanda yapıyo başbakanda. bir milleti millet yapan en önemli unsur olan dil günden güne unutuluyor. 100yıl önce günlük kullanılan kelime sayısı bugüne oranla 2kat fazlaydı. buda yozlaştırma politikasının en büyük ve başarılı sonucu
yıl: 1975
"karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. ne yapacağıma
karar veremedim,
heyecan ayaklarım titredi. ama çok geçmeden kendime gelir gibi
oldum,
yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı.. Üstüme çeki
düzen verdim,
kendinden emin bir sesle 'iyi akşamlar' dedim.."
yıl: 1985
"karşıma âniden çıkınca fevkalâde şaşırdım.. nitekim ne
yapacağıma hükûm
veremedim, heyecan ayaklarım titredi. amma ve lâkin kısa bir
süre sonra
kendime gelir gibi oldum, nitekim yüzünde beni ferahlatan bir
tebessüm
vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle
'hayırlı
akşamlar' dedim.."
yıl: 1995
"karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. fenâ hâlde kal
geldi yâni.. ama
bu iş bizi bozar dedim. baktım o da bana bakıyor, bu iş tamamdır
dedim..
manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle 'selâm'
dedim.."
yıl: 2006
"Âbi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni.. oğlum
bu iş bizi
kasar
dedim, fenâ göçeriz dedim, enjoy durumları yâni.. ama concon
muyum ki ben,
baktım ki o da bana kesik.. sarıl oğlum dedim, bu manita senin..
'hav ar yu
yavrum?'"
yıl: 2026
"ven ay vaz si hör, ben çok yâni öyle işte birden.. off, ay dont
nov âbi
yaa.. ama o da bana öyle baktı, if so âşık len bu manita.. 'hay
beybi..'"
sözcüklerin türkçe karşılığının bulunmaması sadece, o da bazen, teknik konuşmalarda-yazılarda olur. bir terimi tam manasıyla türkçe karşılayabilen kelime bazen bulunamıyor. yani onun dışında türkiye'de büyüyen bir bünye için yabancı kelime kullanımı tamamiyle özentiliktir. ha bazen %100 eğitim verilen üniversitelerde bütün gün ingilizce kullanımı dolayısıyla akşama doğru artık kelimeler bazen ingilizce dökülebiliyor. o da beyin yorgunluğuna tekabül etmekte. ha bir de durumun yurt dışında büyümüş türk gencinin türkçe konuşmaya çalışırken yaşadığı garipliği vardır ki, o da 'cool' kelimesi gibi bazı kelimelerin tam manasını bulamadığı ve her boka 'what a cool' , 'so cool' demeye alıştığı için acayip şekillerde tezahür eder.