her insanda biraz futbola yatkınlık vardır.* zaman gecenin bir vaktidir ve muhterem şahısların canlarını sıkılmıştır çekirdek çitletip, çay içmekten. birinden dahiane bir fikir çıkıverir nasıl olduysa.
-baba, ben ufak bir top bulduydum geçen gün şuraya sokuvermiştim, ne dersin penaltı çekişelim
-abi hay aklınla bin yaşa be, daha önce niye düşünemedik bunu.
-haklısın ya tertip.
-geç olsun da güç olmasın ama, hadi bir 5 er penaltı çevirelim be. gece gece iyi gider.
saklandığı yerden top büyük bir arzuyla çıkarılır ve binanın önüne çıkılır, ama bir tartışma ortaya çıkıverir daha başlamadan, kale neresi olacak. öne atılan bir iki fikirden birinde karakr kılınır. kale binanın kapısı olacaktır fakat kapı dört büyük camdan oluştuğu için iki camlık kısımda karar kılınıır. yazı tura atıldıktan sonra ilk penaltıyı kimin atacağı da kararlaştırılır ve kısa olarak yola çıkılan maraton başlar fakat futbola doyum olmaması sebebiyle bu birkaç kez tekrarlanır. sonuçta kazananın sevinç gösterileriyle aydınlanır. eğer bir de iddaa varsa burda yorgunluğun üzerine soğuk kola ne gider düşüncesiyle kaybedeb taraf en yakın benzinciye koşar, kapar gelir kolaları. finalde mücadeleden dolayı kazanan da mutludur, kaybeden de.