biraz bilgi verelim..
| toplam giri | 65 |
| bugun | 0 |
| dün | 0 |
| bu ay | 0 |
| geçen ay | 0 |
| ho$ oy sayisi | 14 |
| bo$ oy sayisi | 21 |
| karma | -7 |
| kayıt tarihi | 2007/08/21 9:43 |
| son etkinlik | 22/8/2007 23:44 |
| |
geçen hafta göze batanlar
-
her geçen gün " x türlü" zihniyetlerin arttığını haber veren başlıktır. yapılan açıklamalarda, metinlerde, ön yargı ile davranıp " dur ulan bende bir şeyler yazıyım" diyip sıçma vesilesidir. genelleme yapacak bir zihniyet zaten " hepsi" der. aksine "hepsi" kelimesini kullanmıyorsa sen ne diye dersin ki " genelleme yapıyorsun birader, hepsi öyle değil ".üstüne üstlük haklıymış gibi konuşmalarına devam ederler. kahrolsun böyle zihniyetler. sonra orhan pamuk neden x şehre kaçtı? ya işte bu yüzden.
-
(bkz: yeni gelen yazara hirsiz muamelesi yapmak)
-
sadece iyi kalpli yazarların gördüğü kötü muameledir. nasıl anlatsam, nereden başlasam bilemiyorum. bu konu hakkında o kadar doluyum ki? işte benim yaptığım iş sayesinde insanların neye, nasıl, ne şekilde cevap verebileceklerini, kelimelerinin ne kadar kuvvetli ne kadar kuvvetsiz olduklarını görüyorum. görülen hırsız muamelesi de " entry aktarmak ". bu kadar saçma bir sebepten dolayı ben ve benim gibi birçok arkadaşım, diğer sözlüklerde hırsız, alıntı yapan insanlar olarak görülmektedir.
şimdi bir yazar, kendi entry’lerini bir başka sözlüğe taşıyıp, hırsız muamelesi görüyorsa, burada bir soru işareti var demektir. birinci soru işaretimizi açıklayalım o zaman.
öncelikle bir başkasına hırsız muamelesi yapan insanların entry’lerine ve açtığı başlıklara bakarsak, aradaki farkı daha ilk dakikalarda anlamaya başlayacağız. yapmadığı bir hırsızlık yüzünden hırsız muamelesi görmek o kadar iğrenç bir şey ki, bunun tasvirini yapmak da zorlanır insan.
bir insan hiciv yapmadan önce türkçeyi bilmesi gerekir. türkçeyi iyi bilmeyen adamın yorumlarını, sözde hicivlerini kaile bile almam. burada " türkçe " derken de zaten yazım kurallarından bahsetmiyorum. bakın, her şeyi açıklaya açıklaya gidiyorum. çünkü kurduğumuz cümleler hep bir sonraki cümle de açıklama payı bırakıyor. bunun sorumluları da işte hep o terbiyesiz ve aşağılık yakıştırmaları yapan insanlar.
bir yazar, birçok sözlükte yazar ve oradaki entryleri istediği her yerde istediği her kişiyle paylaştırır. gereksiz yere genelleme yapan her insan kaybediyor. çok üzücü. sen de yaz diğer sözlüklerde sen de aktar istediğin sözlüğe. ama yeter ki başkalarının yazılarını* başka bir nick altında yazma.
aksine, bir yazar hakkında bu kadar araştırma yapıyorsun, biraz daha kapsamlı bir araştırma yapsana. bak bakalım ne kadar yeni şeylere rastlayacaksın. işte, önyargı. bok atmanın sınırlarını aşmayalım.
devam edelim.
(bkz: açılan her başlıkta genelleme aramak)
-
" madem sır, e o zaman niye herkese okutuyorsun it oğlu it " dediğim ve içinde yazılanları uygulamaya başlayınca bir bir gerçekleştiğini gördüğüm enteresan kitap
-
(bkz: tuğba özay)
resmen kandırmadır, düzmecedir. bir gün önce ağlıyorsun, zırlıyorsun, aradan bir gün geçiyor " güçlüyüm, ayaktayım " mesajını vermeye çalışıyorsun. hayır, duygu karmaşası da değil bu. lakin birileri " güçlü ol anne " mesajı da verecek durumda değil. ki dese bile bu ne çabuk " güçlü olma " ayağıdır. bu kadar çabuk güçlü olunmaz. insanların duygularını sömürmek ve gösteriş yapmaktan başka bir şey değildir. zaten zorla ağlayan, büyük bir özveri ile göz yaşı akıtan kıza sahip bir annenin de bu kadar çabuk güçlü olması da bazen normal gelebilir. ama burda anormal bir durum vardır ki, televizyon karşısındak insanlara bu tip görüntüler izlettirildiğinde, binbir çeşit numara dönmektedir.
güçlü olayım derken yapmacıklığın ve güçlü olmadığı halde, üzülmediği halde yalan yanlış " samimi olmayan " ve " itici " bakışlar atan bir annenin, güçlü olma ayağına türk insanın inanacağını sanmıyorum. bazı şeylere " anne " olmadan da yorum getirilebilir. zira kızının ne haltlar karıştırdığını bilmeyecek yapıda bir anne de değil.
bu tür zırvalara, yapmacıklara inananlar olmaz mı?
(bkz: her topal satıcının bir kör alıcısı vardır)
-
“division bell”albümündeki “wearing the inside out” şarkısıyla piyanosunun dahilinde sesinin de ne kadar büyülü olduğunu tüm dünyaya kanıtlamış, dünyanın en büyük rock grubu pink floyd’un yaşlı kurtudur.
-
kayıtları tam 7 gün süren efsanevi “pink floyd” şarkısıdır.
-
19 ekim’de ülkemize gelip 3 gün gösteri yapacak olan dünyaca ünlü sihirbaz. “lakabı uçan adam”
-
çocukluğunda tokatlanmış, paranın getirdiği ağırlığı çocuğun suratında tartmaya çalışan, terbiyesiz iş adamıdır. " param var, dul değil, allah’ın oğlu“isa”olsa tokatı basarım " felsefesini güden bir iş adamını, kariyerinin zirvesindeyken öldürmek, bir dul için kutsal bir görevdir. zira çocuğa atılan tokat, cennetten değil, cepten çıkmadır.
-
her gün, bilimum hayvanın etlerini kesip satan bir kadının fantazilerini ve içgüdüsel duygularını ön plana koyarsak, elindeki satırla partnerini maxiumum zirveye çıkartacak olan sevişme stilidir. zira birçok porno filminde kasap hep erkek olur ama bir kadının kasap olması veya o ihtimal bile etler arasında sevişmenin, zincirlere vurulmanın ve kancalara takılmanın zevkini şimdiden tattırıyor.
-
(bkz: hay lafı ağzımdan aldın)
-
artık diğer faturaların da alınması ile beraber daha da suratlarını astıkları hadisedir. oturduğu yerden para kazanan birlerinin müşteriye karşı bu kadar da asık suratlı olması çok enteresan. " iş yerinde oturup evde ayakta mı yatıyorlar? " sorusunu kafama getiriyor.
iyi de o zaman bunun sebebi ne?
rahat bir çalışma ortamları mı yok?
itin kopuğun çalıştığı bir mekân mı?
maaşını mı geç yatırıyorlar?
yemek paranı mı vermiyorlar?
sigortanı mı iplemiyorlar?
sen bir devlet çalışanı olduğun için mekânında it kopuk çalışmıyor.
sen bir devlet çalışanı olduğun için maaşın geç yatmıyor.
sen bir devlet çalışanı olduğun için yemek paranı veriyorlar.
sen bir devlet çalışanı olduğun için sigortanı vakti, zamanında, iplemezlik yapmadan yatırıyorlar.
peki, sen daha ne istiyorsun?
neden müşterilere asık suratlı davranıyorsun?
seni şikâyet etmemelerinden mi korkuyorsun?
sırtını ve oturmaktan koskocaman olan büyük götünü devletin kapısına dayadığın içim mi kendine bu kadar güven duyuyorsun? söylesene senin derdin ne?
sana fatura yatırmaya gelenler hiç mi çalışmamışlar?
ya da hiç düşündün mü hangi zorluklar altıda çalışıyorlar ya da buraya gelmeden önce başından neler geçti?
sen görevini bilmiyor musun?
müşteri her zaman güzel karşılanacak, güle güle gönderilecek.
ptt şubelerinde her zaman bir gerginlik vardır. sanki bir an evvel bitse de gitsek çalışanları ile müşteriyi geren bir kuruluş, nasıl olur da bunca zaman ayakta kalır. nasıl olur da ayakta kalması gereken onca ticarethane varken bunlar ayakta kalır. devlet ne zaman görevini yaptı ki? devlet ne zaman doğru düzgün çalışanı takip etti ki? ne zaman çalışanlarını doğru düzgün kontrol etti ki?
peki, iş yerinde bunca sorunu olmayan insanlar nasıl olur da hep asık suratlı oluyorlar. yoksa devlet bunları özenle seçip mi yerleştiriyor. 40’ından sonra bilgisayar kullanmayı öğrenen bir bayanın, space tuşuna basmadan işlem yapması, beni mi enterese eder, çalışanı mı yoksa devleti mi?
çalışmayacaksın o zaman kardeşim. çalışmayacaksın! bu kadar basit. aldığın paradan memnun değilsen git başka yerde çalış. ben güler yüzlü girdiğim yerde senin asık suratını görmek mecburiyetinde değilim. müşteriyi azarlar tarzda konuşan, asık suratlı ptt çalışanları hiçbir zaman hak ettikleri yerlere gelemeyecekler. çünkü asık suratlı davranan hiçbir insan kademesinde yükselemez. çünkü hiçbir şey olmadan, suçsuz, saf müşteri’ye kimse asık suratla davranamaz. davranırsa ilerleyemez.
suratlarını az görmek için
(bkz: otomatik ödeme talimatı)
-
kesinlikle dünyanın en eğlenceli işidir. şayet bir fuck buddy’e sahipseniz, istediğiniz her vakit çağırabilir, istediğiniz pozisyonda, birbirinize sadece " yatakta " bağlanarak " deliler gibi zaman geçirebilirsiniz.
her eve lazımsın sen fuck buddy..
-
sen hiç gördün mü üç kulaklı bir adam şarkısının teknolojiyi takip eden çocuk korosu tarafından söylenmiş hali.
-
seks yaparken surat asmayan, meymeneyetsizlik etmeyip seksin hakkını veren, her türlü pozisyonu sonuna kadar gerçekleştiren hatundur. böyle hatuna para verilmez, aşk verilir.
1453 - iusozluk ¬
Bu site içerisinde yer alan bütün yazılar
tamamıyla doğru değildir, gerçeklikten çok ama çok uzaktır, hayal ürünüdür.
hukuki gereklilikler haricinde yazarlarımızın kişisel bilgileri üçüncü
şahıslarla hiçbir şekilde paylaşılmamaktadır. yazarlar otomatikman girilerinin
telif haklarını fatih sultan mehmet han a devretmiş sayılırlar bu yüzden pilot
olma durumunda girilerinizin silinmesini talep edemez, etsenizde sonuç
alamazsınız. "silmez isen ..." tarzında ifadelerde bize sökmez. İçeriğimizin bir
kısmı 18 yaş altındakilerin gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebileceğinden
sakıncalı olmakla beraber, kendimi olgun hissediyorum tarzındaki söylemlerden
hoşlanmayız, yalan yanlış bilgi verenler; sorumluluklarını kendileri almış
sayılırlar. Klinik deneylerce de sözlüğün bağımlılık yarattığı ortaya çıkarılmıştır. | sitemap
|